Cumhurbaşkanı ‘taktiksel’ konuşmaz
Bu mevcut seçim sisteminin ne kadar da yanlış kurgulandığını, 7 Haziran listeleri ortaya çıktığında çok çok daha iyi anlayacağız. Bugün sessizce listelerin açıklanmasını bekleyen ve itirazlarını sona saklayan çok sayıda önemli ismin, aday olamadığını gördüğünde vereceği tepkiyi biraz da merakla bekliyorum. Görülen o ki, bir musibet bin nasihatten evlâ olacak.. Yüzlerce bürokratın siyaset talebiyle istifası, çeşitli toplum kesimlerinden binlercesinin adaylık beklentisi çarşıyı karıştıracak gibi görünüyor.
•
Spesifik olarak Hakan Fidan ile ilgili tartışmayı merkeze çekmek istemiyorum. Çünkü biliyorum ki, ‘Fidan Krizi’ tek değil. Bunun gibi daha çok konu var. Bu seçim Hakan Fidan ve benzeri pek çok isimle ilgili yapılan tercihlerle açığa çıkacak bir yeni durumu da tüm çıplaklığıyla kamuoyu önüne serecek..
•
Biz iş tutuş şeklini çok iyi bildiğimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın, herhangi bir nedenle kamuoyu önünde ‘taktiksel’ bir tavır sergilediğine bugüne kadar tanık olmadık. 40 yıldır milletin sevgisini artarak arkasına almasını da bir anlamda buna borçlu.. Başına her ne geldiyse aldı eline mikrofonu ve kendisine arka arkaya en önemli görevleri veren ‘milletine’ doğrudan anlattı. Hiç abartmadan ya da hiç başka bir hesap yapmadan. ‘Beni öldürmeye çalıştılar’ da dedi, ‘Beni devirmeye çalıştılar’ da dedi.. Gücünü milletten aldığı için hesabını da her zaman millete verdi. Başına bir hâl geldiğinde de bunu millete anlattı. Dün darbeci-cuntacı ergenekoncu yapıları da millete şikayet etti. Bugün bu yapıları devirip yerine kendi vesayet mekanizmalarını tesis eden paralelcileri de. Dün darbe yapmaya kalkan askerleri de millete anlattı, bugün yargı ve emniyet içinde yapılanmış cuntayı da… Dolayısıyla eğer kameralar önünde, altını çize çize iki defa “Hakan Fidan’ın istifa etmesini istemiyordum bunu da Sayın Başbakan’a söylemiştim” dediyse, Erdoğan bu istifayı istemiyordu demektir.. Bunun tartışılacak bir yanı olduğunu sanmıyorum. ‘…. Sitem ediyordur, sonra yumuşar, aslında itiraz etmeyecektir amma bir parça gönülsüzlüğünü ortaya koyuyordur…’ ben bunları bilecek durumda değilim. Kendi iç dünyasında ne yaşadığını bilemem. Bildiğim dışarıdan gördüğüm kadardır.
•
Bugün milletvekili aday listeleri hazırlanıyor. Ak Parti’de listeler üzerine çalışmalar yapılıyor. Seçimin favori partisi olduğu için gözler kuşkusuz Ak Parti’nin listelerinde. Ve bu harekete emek verdiğine inanan, milletvekilliğini ‘hakkı’ olarak gören pek çok isim liste dışı kalacak. Bir şey bildiğimden söylemiyorum. Her liste sonrası klasik olarak ortaya çıkacak olan tabloya göre ifade ediyorum. Toplam aday gösterileceklerin sayısı belli, bu göreve talip olanların sayısı belli. Ve herkes kendini listeye giren herkesten daha önemli olarak görüyor şüphesiz. Bu tartışmanın rutinini oluşturacak. Ama asıl tartışmayı, bu tartışmanın gölgesinde kalacağı için fazlaca görmeyeceğiz. Bunun da ismi ‘kontenjan’ tartışması.. Taban bunun hiç farkına varmayacak belki ama, ‘şuna yakın şu kadar kişi seçilecek yerlerden listeye alındı, buna yakın bu kadar kişi dışarıda kaldı’ gibi bir tartışmanın arifesindeyiz şu günlerde.. Bugünlük bundan daha ilerisini söylemek kehanete girer. Olacağı değil, olanı yazmaktır gazetecilerin görevi. Olacağı öngörmek ise, gazeteciliğin refleksindendir. Onun da hakkı bu kadardır. Kalın sağlıcakla..

