Çözüm Sürecinde Yeni Aşama
Bugün Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan ile HDP’nin İmralı heyeti bir araya geliyor.. Ben bu teması çok önemsiyorum. Zira 6-8 Ekim’de yaşanan kalkışma provası sonrası atılan en ciddi adımdır bu. 40’tan fazla yurttaşımızın hayatını kaybettiği, vahşi cinayetlerin işlendiği ve bunun yargısal sürecinin de sağlıklı bir şekilde takip edilmediği bir ortamdayız.. Şöyle düşünelim daha açık bir anlatımla.. Yere bir varil benzin dökülmüş.. Başında muhtar çakmaklarıyla oynayan bir kamyon dolusu adam var.. Her çakışlarında yürekler ağza geliyor.. Şimdilik alev almıyor fakat tutuşması an meselesi.. Böyle bir ortam hakim halen ülkeme.. En ciddi meselenin halli ile ilgili atılmış en nitelikli adımlar, tek bir kıvılcımla berhava olma sınırında..
•
Bugünkü görüşmenin ardından, stand-by konumundaki diyalog aşamasının birden bire ve hızla tamamlandığını, müzakere aşamasına geçme kararının alındığını görebiliriz.. Çok kafa karıştıran kavramlar etrafında döndüğünün farkındayım meselenin. Zira ‘diyalog’ ile ‘müzakere’ arasında ne fark olabilir ki?.. Zaten Abdullah Öcalan MİT ile yapılan görüşmelerden söz ederken her defasında ‘müzakere’ ifadesini kullanmayı tercih ediyor.. Ama HDP cephesi iç kamuoyuna ‘daha diyalogtan müzakereye geçemedik’ deme ihtiyacı hissediyor.. Ama dediğim gibi bugün son gün.. ‘2013 Nevruz’da yapılması gereken ‘çekilme’ aşamasına derhal geçilmesi yönünde bir irade oluşursa HDP-İmralı-Kandil hattında, şu muvazaalı yol haritası da artık hayata geçecek demektir.. Bunun prensip kararı işte bugün alınacak.. Ve muhtemelen önümüzdeki hafta Pazar günü ‘Yeni HDP Heyeti’ Ada’ya gidecek.. Daha sonraki aşamaları kamuoyuna açıklamayacaklar.. Ama sır da değil.. Silahların bırakılması ile örgüt bir adım atacak, geriye dönüş ve topluma kazandırma ile bir adım devlet.. Son aşama ise ‘düz ovada siyaset’…
•
Abdullah Öcalan, güven veren bir partner değil.. Ancak öyle anlaşılıyor ki, eldekiler arasında en iyisi de bu.. Nitekim elbette Öcalan’a rağmen kandil operasyon çekiyor yahut HDP rôl çalmaya çalışıyor. Ama son tahlilde Öcalan, tek bir parmak şıklatmasıyla her şeyi de durdurabiliyor.. Bu gücü de var yani.. Güven veren bir partner değil derken tam da ‘bu gücünü zaman zaman test eder mi?’, yahut ‘kötüye kullanır mı ?’ sorularına cevap bulmaya çalışıyordum.. Şimdi kısa vadede yeni yol haritası üzerinde çalışmalar başlayacak ve anlaşılan o ki yılbaşından sonra, belki yine bir nevruz günü, Öcalan’ın ağzından ‘çekilme’ kararı örgüte duyurulacak.. Bu süre zarfında yani herkesin önünde ilan edileceği vakte kadar geçen sürede ise mâlum sonuç bilindiğinden çekilme ve çekildikten sonra yapılacaklarla ilgili bir ön hazırlık süreci işleyecek..
•
Kürt Meselesi ile ilgili sadece iki temel sorun var. Ve bu ikisi ile ilgili olarak bırakın Türkiye’nin tamamını Kürt kamuoyunda da tam bir konsensüs sağlanabilmiş değil.. Ne onlar?.. Ana dilde eğitim ve siyasal özerklik.. Eğer PKK cephesinden (İmralı, Kandil, HDP, Avrupa vs…) herhangi biri, bu ikisinden birini ‘olmazsa olmaz’ diyerek dayatmaya kalkarsa, bu iş bir başka bahara kalır, söyleyeyim. Ama; ‘bunlar taleplerdir, devlet bu sorunları ne ölçüde giderir?’ denirse, elbette uzlaşma yolu var.. Siyasal özerklik olmaz da, AB yerel yönetimler özerklik şartı üzerindeki şerhler kaldırılır yahut ana dilde devlet okulunda eğitim olmaz da vakıf okullarının kurulması teşvik edilir, yüksek öğretime geçiş sınavı çeşitlendirilir.. Bilemiyorum. Demokrasi çare üretme rejimidir.. Dayatmalar diktatörlüklerde olur. Ve aşağıdan yukarıya doğru değil, yukarıdan aşağıya doğru.. Kalın sağlıcakla

