CHP gazetelere el koyabilir
Gürsel Tekin’i, Yeni CHP içinde hep başka bir yere koydum bugüne kadar.. Hâlâ da dünya görüşü, bakışı, duruşu ile CHP’nin Anadolu tavrının ete kemiğe bürünmüş şekli olarak tanımlarım. Zira bir ‘kıyı partisi’ olarak CHP, yerleşik düzenin kontrolünde, sermayenin emrinde, elitist jakoben tayfanın ‘benim gibi’ köylüleri kafasına vura vura eğitmek için beklettiği bir partidir.. Adındaki ‘Halk’ ifadesine takılıp da sahiden Halkçı zannetmeyiniz.. Olsa olsa ‘Halka Rağmen’deki ‘Halk’ olabilir o… İşte böyle bir CHP’nin sahiden köylü bir figürü olarak görüp ayrı tutardım Gürsel Tekin’i.. Fakat akıllara zarar ‘iktidara geldiğimizde bu gazetelere el koyacağız’ mealindeki açıklamasını okuyunca sahiden korktum. Böyle bir adamın içinden buz gibi bir faşist çıksın.. Akıl alır gibi değil.. Fakat birkaç spesifik örnekle anlatacağım bugün, Sayın Tekin’in yapacağı bir şey yok. Tekin’in, iktidara geldiklerinde bazı gazetelere el koyma taahüdü yahut vaadi, CHP’nin gen kodlarıyla ilgili bir durum.. Örneğin bugün Eyüp Sultan’da kabri bulunan Ahmet Cevdet Oran.. Neydi suçu?.. Kurucusu bulunduğu ‘İkdam’ üzerinden İttihat ve Terakki’nin politikalarını eleştirmek.. Memleketinden kovuldu bu rejim tarafından.. Gazetesi yayın yapamaz hale getirildi. ‘Şeyh Sait İsyanı’ bahanesiyle, 4 Mart 1925’de ilan edilen “Takrir-i Sükun” ile basına yönelik tedbirin devamı da geldi.. Tevhid-i Efkâr, Sebil’ürreşad, Aydınlık, Resimli Ay ve Vatan’ı kapattılar.. Dahasını da söyleyeyim. Hızlarını alamayıp Tanin’i de kapattılar.. Bu gazeteleri çıkaran yahut kendi istedikleri gibi yazmayan ne kadar adam varsa İstiklâl Mahkemelerinde yargıladılar..
•
İnönü dönemine baktığımızda da tablo pek farklı değil.. Cumhuriyet Gazetesi’nin, 30 Temmuz 1940 tarihli sayısında; “Türkiye’nin Savaş Karşısında Takınacağı Tavır” başlıklı bir yazı çıktı. Hükümet gazeteyi üç ay süreyle kapattı.. Diğer gazeteler hakkında uygulanan kısa süreli kapatma kararlarının haber değeri bile yok.. Hele bazı sol gazetelerin okullara-işyerlerine sokulmama kararı, zaten normal karşılanmaya başlanmıştı.. Tek tek anlatmak zaman alacak. Ama 1946’da çok partili siyasal yaşama geçene dek süren diktatörlük rejimi yıllarında; Cumhuriyet, Tan, Vatan, Tasvir-i Efkar, Yeni Sabah, Akbaba, Son posta ve Haber defalarca kapatılıp açıldı.. CHP’nin hoşuna gitmeyen her haber, o gazetenin en az 3 gün kapalı kalacağı anlamına geliyordu.. Ahmet Emin Yalman, Saracoğlu’na; ‘yayından sonra kapatacağınıza yayından önce denetleyip sansür uygulasanıza’ dediğinde Başbakan; “biz sansürcü müyüz Ahmet Emin Bey?” yanıtı vermişti.. Evet sansürcü değillerdi..
•
Gelin birkaç döneme daha yakından bakalım.
27 MAYIS
Kanlı faşist darbe günleri için gazeteciler hep “özgürlükçü” gibi nağmeler yazarlar bilirsiniz.. Neden?.. Çünkü baskı rejimini öyle göstersinler diye, gazetecilerin, (bugün artık pek bir imtiyazı kalmayan) 212 sayılı özel bir yasa hükmüyle çalışması sağlanmıştı.. Emekliliğinde, sosyal hak ve imkânlarında vesairesinde hep avantajlı olacaktı o günden sonra gazeteler.. Ne karşılığında?.. 27 Mayıs’ı ‘darbe’ değil, ‘devrim’ olarak sunma karşılığında.. Bir yandan da basın üzerindeki baskılar devam ediyordu.. Önce Aziz Nesin ve İhsan Adalı tutuklandı. Onları “Yeniyol” ekibi; Fehmi Yazıcı, Abidin Nesimi, Mihri Belli ve Aziz Ziya izledi.. 5 Mart 1962’de “Anayasa Nizamı, Milli Güvenlik ve Huzuru Bozan Failler Hakkında Kanun” çıkarıldı. Sadece bir yazı yayınladığı için, bu yasadan Cumhuriyet Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Kayhan Sağlamer ve makalenin yazarı Şadi Alkılıç gözaltına alındı.
•
12 MART
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asıldığı antidemokratik dönem, basın üzerinde de kuşkusuz tesirliydi.. Altan Öymen, Uğur Mumcu, Uluç Gürkan, İlhami Soysal, Ali Sirmen, İlhan Selçuk, Çetin Altan gibi pek çok önemli gazeteci, bu dönemde içeri alındı, sorgulandı, işkencelerden geçirildi.. Gazeteler-kitaplar toplatılıyor, yakılıyordu.. Gazetecilerin cezaevinde olmaları artık bir anlamda mesleklerinin de icabıydı.. Cezaevi korkusundan elindeki kitaplardan kurtulmaya çalışan vatandaşların bahar aylarında cayır cayır kalorifer kazanlarını yakmalarının bir izahı olmalı.. Yahut boğaz kıyısına fok balıklarıyla birlikte vuran sol kitapların..
28 ŞUBAT
CHP destekli cunta hareketi döneminde ilk yıl 278 yayın toplatıldı yahut yasaklandı.. 300’den fazla gazeteci gözaltına alındı.. Takip eden yıllarda bu rakam artarak devam etti. Sadece gazeteler toplatılsa yine iyi.. Bir de arka arkaya öldürüldüler o dönem.. 28 Şubat sürecinde askerdim.. Benimle “Valla kardeşim ben gazetecileri sevmem, baştan söyleyeyim” diyerek tanışan komutanım, o dönemle ilgili rejimin resmi görüşünü açıkça ortaya koyuyordu.. Neticede yerimiz dar, uzatmayalım da, CHP şaşırtmaz.. Kalın sağlıcakla.

