Bir başarı hikayesi
Çok sık portre yazıları yazmam bilirsiniz.. Ama bu pazar sizi genç bir hukukçuyla tanıştırmak istedim.. Ben bir süredir tanıyordum ama geçenlerde Ülke Tv’de, Esra Elönü’nün programına çıktıktan sonra kendisiyle ilgili sorular o kadar arttı ki, tanıdığım kadarını paylaşmak istedim..
MANSUR TOPÇUOĞLU
Dinle, inançla ilgili ezberleri bozan o çıkışlarının ardından hakkında çok soru gelmeye başladı.. Zira; genç, yakışıklı, beyaz tenli, kendine güveni tam, yüzü batıya dönük biri çıkıyor ve ‘Annemin dininden, Allah’ın dinine geçtim ben’ diyor.. Yüksek perdeden; ‘sahiden yoksa doğumdan sonra hayat var mı?’ diye soruyor.. ‘Sabah namazı, Allah rızası için uykudan vazgeçmektir’ falan gibi laflar ediyor.. Bu sözleri de yaşadığı dönüşümle değil, gerçeği fark etme hikayesiyle rasyonel bir zemine oturtuyor.. Yani bakıldığında denebilir ki, klasik bir anlatımla “hidayete ermiş” ise böyle laflar etmesi doğal. Ama değil.. Diyor ki Mansur Topçuoğlu; “ben zaten böyle yetiştirilmiş biriydim. Fakat o zamanlar annem-babam böyle diye böyleydim. Sonra Kur’an-ı Kerim’i keşfettim, Arapça öğrendim, aslından ayetleri okudum, emirleri anladım ve artık kendim uygulamaya başladım. Bana öğretileni bıraktım, kendi keşfettiğimi ya da fark ettiğimi yaşamaya başladım”. Yani teknik olarak hayatında bir fiziksel değişiklik yok. Dün meyhaneden çıkmazken şimdi namaza başlamış değil.. Namaz zaten var hayatında. Sadece anlamını keşif öyküsünü paylaşıyor bizimle.. Şimdi hemen hemen tüm televizyon kanallarında İslam anlatılıyor. Belki de Topçuoğlu’nun anlattığının onlarca katı. Ama bunu anlatan ayakkabı boyacılığından dev bir üniversitenin mütevelli heyeti başkanlığı koltuğuna kadar yükselmiş hem de çok genç yaşta böylesine önemli bir özgeçmişe sahip olmuş biri olunca, tesir gücü artıyor.. Twitter’da birbirinden tamamen bağımsız ve habersiz onlarca gencin; “sayenizde kim bilir bu gece kaç genç namaza başladı” mesajlarını görmesem, bu kadar net konuşmazdım..
•
Gelin biraz daha yakından bakalım Mansur Topçuoğlu’na.. Yaşamıyla, özgeçmişiyle, genç yaşta edindiği kariyeriyle tam bir başarı hikayesi Topçuoğlu’nunki.. Kendini anlatırken; “Arap kökenli Mardinli.. Ama Diyarbakır’da Kürt kültürü ile büyümüş, sonra bir Laz kızı ile evlenmiş ve İstanbul’da Türk gibi yaşayan bir Türkiye vatandaşıyım” diyor. Kim yani?.. Yani bildiğin “Yeni Türkiye”.. Az evvel söz arasında geçirdiğim ‘ayakkabı boyacılığı’, özgeçmişinde ‘havalı’ dursun diye değil.. Baba Mardinli ayakkabı ustası.. Çocukluğunda babasının yanında çıraklık yapıyor. Ayakkabı boyacılığı oradan.. Üniversitedeyken ise harç parası için restoranlarda komilik yapıyor. Peşinden çağrı merkezleri, anketörlük.. Aklınıza ne gelirse.. Ama yarın-bir gün hayat hikayesi yazıldığında Anıtlar Kurulu Başkanlığı, Turing gibi yerlerdeki görevleri ve Haliç Üniversitesi Başkanlığı gibi daha fiyakalı unvanlar yazılacak.. Yarın belki de yanına yenileri eklenecek.. Hatta belki de politik bir kimlik.. Bunu göreceğiz..
•
Mansur Topçuoğlu’ndan iki nedenle söz etmek istedim bugün.. İlki, sahiden önemli işler başarmak için anne-baba parası ya da nüfuzu gerekmediğinin belgesi.. Bugünkü Türkiye’nin de aslında bir özeti bu.. Tıpkı Abdullah Gül’ün, tornacı Ahmet Hamdi Amca’nın, Recep Tayyip Erdoğan’ın da Balıkçı Ahmet Reis’in oğlu olması gibi.. Artık o eski ‘Beyaz Türk’ kriterlerinin geçmişte kaldığının kanıtı.. İkincisi ise bize böyle rol modeller gerekiyor. Bulup çıkarmamız ve profesyonel hayatın daha başındaki gençlerle buluşturmamız gerekiyor.. Onlar anlatsınlar verdikleri mücadeleyi ve ulaştıkları neticeyi, gençler dinlesin.. Kalın sağlıcakla..

