--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bahçeli Seyit Rıza Heykeli’nin önünde

Ersoy Dede
Ersoy Dede

Bugün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Dersim’e gidiyor. Yahut Tunceli’ye..  Normal şartlar altında yapılması gereken en doğru hareket olarak gördüğüm bugünkü ziyaretin bu şartlar altında en kötü fikir olduğunu söylemem lazım. Biliyorsunuz 1938’de yaşanan büyük trajedi ile ilgili olarak bir “özür” tartışmasının devam ettiği bugünlerde Devlet Bahçeli çok sert bir tutum takındı. Öyle ki, Dersim Katliamı sırasında hayatını kaybeden kadın-çocuk-yaşlı herkesi toptan terörist ilan eden bu tavır kabul edilebilir ya da anlaşılabilir bir tavır değil kuşkusuz.. Seyit Rıza için kullandığı nefret dili ve süreçte hayatını kaybeden insanların tümünü aynı kefeye koyan bir toptancı yaklaşımı böylesine yükselttikten sonra Dersim’e gitme kararı çok da anlaşılabilir bir karar değil. Öyle görünüyor ki Başbakan Ahmet Davutoğlu; “yüreğin yetiyorsa git bu lafları orada söyle” deyince bir anda gaza geldi Devlet Bahçeli.. Ama vaziyet öyle değil. Yani ‘git söyle’ derken Başbakan, ‘aman dikkat et inciniyor insanlar, n’olur böyle şeyler söyleme’ demek istiyordu.. Efelenecek bir durum yok ortada. Ayrıca da sahiden 1938’deki katliamın haklı ve yerinde olduğu, insanların fareler gibi mağaralarda gazla zehirlendiği (İ.Sabri Çağlayangil’in Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği mülakattan) bir operasyon için ‘hakkettiler’ anlamına gelebilecek birtakım sözlerin tevili var mıdır bilemiyorum. Ama köprüleri bu kadar atmışken şimdi kalkıp da “Ben Dersim’e geliyorum” deyince işler daha kolay hallolmayacak. Davutoğlu’nun sözünü doğru anlamak lazım. Devlet Bahçeli bugün Dersim’e gidip, salı günkü grup konuşmasını yapabilir mi?.. Davutoğlu bunu soruyordu.. Buyursun gitsin Dersim Kışla Meydanı’na.. Munzur’a karşı oturmuş Seyit Rıza’nın heykeli önünde kendisini dinlemeye gelen Dersimlilere; “şuraya heykelini dikmiş olduğunuz bu adam bir teröristtir” desin.. Bakalım olabiliyor mu? Yoksa gider elbette Tunceli’ye, Valilik ziyareti, öğlen bir geleneksel yemek ve tatlı, dört bir yanı  koruma çemberine alınmış bir cemevi ziyareti.. Strerilize edilmiş bir geziden bahsetmiyor kimse.. Normalleşme adına MHP’nin Dersim’e de, Diyarbakır’a da gitmesi hatta buralarla ilgili siyaset üretmesi lazım. Buralardan oy alabilmesi lazım. Bir ‘Kürt Açılımı’ yapılacaksa bunu belki de MHP’nin başlatması lazım hatta.. Tüm bunlara eyvallah. Ama bugün deşilen yaranın üzerine, tahrik etmek ister gibi Dersim’e gitmeyi olumlu karşılamak mümkün değil ..

••

CHP’DE MİT DİZAYNI

Üzerinden zaman geçti ama CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun MİT ile ilgili iddiaları hâlâ gündemdeki yerini koruyor. Partisinin MİT içinde oluşturulmuş bir merkez tarafından karıştırıldığını iddia ediyor Kılıçdaroğlu. Buna en önemli dayanağı ne? Emine Ülker Tarhan’ın ayrılıp parti kurması. Aynı mantıkla Ak Parti’nin iki İdris’i de ayrılıp kendi partilerini kurmadılar mı?.. Onlar da mı MİT tesiriyle yaptılar bunu?. Partiyi yönetemeyince bir tür savunma mekanizması gereği topu başka yere atmakta hiçbir sakınca görmüyor Kılıçdaroğlu. Ünlü araştırmacı Mustafa Şen, bunu değerlendirirken önemli bir tespit yaptı. Dedi ki Şen; “eğer parti MİT eliyle dizayn ediliyorsa Kılıçdaroğlu’nu oraya kim getirdi?”.. CHP’liler bu sorunun cevabını düşünürken biz de bir tespit yapalım.. Tek hamlesiyle MHP’yi Dersim’e yollayan bir iktidar partisinin, CHP’de önce mescid açtıran ardından da toplu Umre organizasyonu yaptıran bir iktidar partisinin, muhalefet üzerindeki gücünü kimse görmezden gelmesin. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle