AYM yine de kapatılmalıdır
Anayasa Mahkemesi, askeri casusluk davasında yapılan bireysel başvuruları karara bağladı.. Mahkeme, sanıkların haklarının ihlâl edildiğine hükmetti.. Bu çok önemli bir gelişme kuşkusuz.. Kimsenin de bu gelişmeyi, özellikle kişi hak ve hürriyetleri bakımından değerlendirerek küçültme, küçük görme, basitleştirme lüksü olamaz.. Bu verilen karar, bir adaletsizliğin ortadan kaldırılması ve bir kumpasın, bir tuzağın deşifre edilmesi bakımından hukukun önünü açacak kıymette bir karardır..
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Amma... Böylesi müspet, faydalı, adaletsizliği ortadan kaldıracak bir karar almış olsa bile bu, Anayasa Mahkemesi’nin tümden lağvedilmesi gerektiği gerçeğini perdelememeli.. Böylesi bir karar da bize gösterdi ki, Türkiye’nin ihtiyacı olan kurum, belki de bir ‘İnsan Hakları Mahkemesi’ olmalıymış.. Fiilen Anayasa Mahkemesi’ne ihtiyacımız yokmuş..
AYM’NİN ÇİFTE STANDARDI
Geri dönüp bakın, yüzümüzü güldüren kararların tümü, insan haklarına yönelik yaptığı değerlendirmeler neticesinde aldığı kararlar.. Ki tümü de değil.. Ben Anayasa Mahkemesi’nin Twitter ile ilgili ikiyüzlülüğünü ve Türkiye’yi bir Amerikalı şirket karşısında nasıl güçsüz bıraktığı gerçeğini asla unutmayacağım.. Sen Twitter’a erişimin engellenmesi karşısında, önündeki dosyaların tamamını (- ki buna askeri casusluktan haksız yere cezaevinde yatan vatan evlatlarının durumu da dahil) ikinci plana atacaksın, ‘öncelik arz eden bir konu olmuştur’ diyerek bu dosyayı ele alacaksın.. Neticede de hemen karara bağlayıp, Twitter erişiminin sağlanması gerektiğine hükmedeceksin.. Peki bu nedenle kararan hayatlar ne olacak?.. Recep Tayyip Erdoğan’ın ölmüş annesi Hanımefendi’ye edilen küfürler ne olacak?.. Bak üzerinden kaç vakit geçti, Erdoğan dosyasını hâlâ daha almadı gündemine Anayasa Mahkemesi.. Dolayısıyla, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yer bir Anayasa Mahkemesi değil, bir ‘İnsan Hakları Mahkemesi’dir.. O da keyfe keder.. Zira AİHM zaten işleyen bir mekanizma.. O da siyasi saiklerle hareket ediyor olsa da, normlarını iç hukuka doğrudan tesir edecek hale getirir, onunla da yol yürüyebilirsiniz.. Ama tüm kriterlerini benimseyip, “AİHM’e gerek kalmadan burada bu işi halledebiliriz” diyorsanız, bu ülke imajı açısından da önemli bir gelişme olacaktır..
VERMEDİĞİ KARARLARA SEVİNDİK
Sevgili dostlar, Anayasa Mahkemesi, bu memlekete zarardan başka bir şey getirmemiştir.. AK Parti’yi kapatma davasında, ‘kapatılmaması’ yönünde karar çıktığı vakit ben özel yayın için ekrandaydım.. Bu önemli gelişmeyi anons ederken gözyaşlarımı tutmakta zorlandım.. Neden?.. Bu 20 yaş altı Gezi tayfası bilmez.. Anayasa-Babayasa farketmez, iktidar partisinin, millet tarafından verilmiş görevini, demokrasi dışı yollarla elinden almanın adı ‘darbedir’... Ve Bir darbenin tam da kıyısından döndük o akşam.. Ama hukuki tahlil bakımından çok da söylenmeyen başka bir şey söyleyeceğim size.. Evet partiyi kapatsaydı yani hükümeti düşürseydi, yani Başbakan’ı siyaseten yasaklasaydı Anayasa Mahkemesi, bu darbeydi.. Ama herhangi bir nedenle bu davaya bakmış olması, para cezası vermiş olması, kendinde böyle bir konuya dair söz söyleme yetkisi görmüş olması da bana göre darbenin daniskasıdır..
MİLLETVEKİLLERİNİN İTİRAZ ETMESİ LAZIM!
Anayasa değişikliği için milletin kendilerine vermiş olduğu yetkiyi kullanan, 411 milletvekilinin yaptığı düzenlemeyi iptal etmenin bir izahı var mı?.. Bunu Parlamento’da savunacak olan milletvekilinin, milletvekilliğinin düşürülmesi gerekir.. Ona oy veren seçmenlerin, o oylarını geri çekmesi, bir sonraki seçimde iradesini yargıçlara ipotek ettiren o vekili seçmemeleri gerekir.. Ama öyle bir anlatıyorlar ki millete bu seçkinci beyazlar.. ‘Anayasa Mahkemesi bir sigortadır’ diyorlar.. Neyin sigortası?. Milletin verdiği kararın ‘yanlış’ olması durumunda o kararı düzeltme mercii.. Onların verdiği kararın doğruluğundan nasıl emin olacağız?.. Kalın sağlıcakla.

