Al Sana Baba Tahir
Ethem Sancak, kendisini Yakub Cemil’e benzetmeye kalkan Ertuğrul Özkök’e, benim programımda muazzam bir tarih dersi verdi. Asıl Yakub Cemil’i fazla uzakta aramaması gerektiğini anlattı ve bir takım sorular sordu Özkök’e.. Zaman zaman bizim de bu köşelerden sorduğumuz ancak yanıtını alamadığımız sorular..
İŞTE O SORULAR
Soruyor Ethem Sancak; “... 1) Milliyet gazetesi nasıl el değiştirdi ve el değiştirirken Abdi İpekçi’nin öldürülmesi ile bir ilişkisi var mıydı?
2) Erol Simavi nasıl kaçırtıldı Türkiye’den ve Hürriyet nasıl el değiştirdi?
3) Kendi gazetesinde 40 yıl boyunca, asılmış bir Başbakan’ın asılma günü ‘hürriyet ve anayasa günü’ diye neden kutladı?
4) Dışbank nasıl alındı, kaça alındı, kaça satıldı?
5) POAŞ nasıl alındı, kaça alındı, nasıl satıldı? Kimler esir edilerek ve tetikçilik yaptırtılarak yaptırıldı bunlar?
6) (Bu iki satışla ilgili olarak – E.D.) İş Bankası Genel Müdürü Ünal Korukçu nasıl teslim oldu ve arkasından gelen müdür, POAŞ ve Dışbank satışına nasıl onay verdi? Buralardan ne kadar servetler edinildi?....
Ethem Sancak sorulacak yüzlerce sorudan sadece bu bir kaçını sordu, bu bile ayarlarını bozmaya yetti.
•
Bakın o bozuk ayarlarla nasıl dolaştı elleri ayakları birbirine.. Diyor ki Ertuğrul Özkök; “… Maşallah, mahalleye daha dün geldi ama yüzyıllık palavra raconunu, vallahi de, billahi de Baba Tahir’den bile daha iyi öğrenmiş…” Yakub Cemil tutmayınca ‘Baba Tahir’ verelim demiş.. Kim Baba Tahir?.. Ünü İmparatorluğun dört bir yanına yayılmış, saygın bir dergi olan Malumat’ın sahibi.. ‘Malumatçı Baba Tahir’ diye anılan Mehmed Tahir Bey.. Dergi her türlü yayını hakkıyla yaparken sahibi Tahir Bey, bazı haberleri paraya dönüştürmek için de farklı yollar dener.. Onu medya tarihine geçiren de budur.. Şantaj ve tehdit amacıyla kullanır dergisini.. Hatta bazı yerleri bildiğin aylığa bağladığı konuşulur. En ünlü hikayesi ise ‘Terkos Gölü’ne Domuz Düştü’ haberidir.. O yıllar arıtma tesisini Fransızlar işletir. Eski yönetim Baba Tahir’e düzenli olarak ödenek verirken, yönetim değişince bu kesilir.. Paranın kesilmesinin ardından yayınlanan ilk Malumat şu haberle çıkar; “.. Avcıların yaraladığı bir domuz Terkos Gölü’ne düştü…” Şirket binasının önü bir anda ana baba günü olur. Halk içtiği suların şüpheli olması ihtimali üzerine isyan etmektedir. Yaptığı hatayı fark eden yeni müdür Malumat’ın ödeneğini yeniden tahsis eder.. Málûmat’ın bir sonraki sayısında, şöyle bir düzeltme çıkar; ‘‘domuz hakikaten vurulmuş ama göle gidemeden kıyıda ölmüş ve leşi de bulunmuştur”.. Ethem Sancak’ı benzettiği Baba Tahir, bu işte..
•
Bu Baba Tahir, bahsedilen hikaye için Fransız şirketinden ala ala 6 altın lira almış derler.. Oldusu bittisi bu.. Peki Ethem Sancak’ın, bahsettiği POAŞ ve DIŞBANK alım ve satımlarındaki manzaraya baktığımız zaman ne görüyoruz?.. Sancak’ın sorusunu bir adım ileri taşıyalım isterseniz.. İş Bankası Genel Müdürü Ünal Korukçu, Erol Evcil’in sahibi olduğu Eze Zeytinciliğe verdiği kredi nedeniyle Hürriyet Gazetesi’nin manşetinden emekliliğe sevk edilmedi mi? Arkasından pek çok ismin zikredilmesine rağmen, en tartışmalı dönemde görece daha az şansı olan Ersin Özince göreve getirilince birden bire Hürriyet 180 derece tavır değiştirmedi mi?.. Şimdi bu manşetlerle iş yapan adama değil de Ethem Sancak’a mı diyorsun Baba Tahir diye?..
•
Peki Özkök’ün, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner ile telefonda yaptığı karton fabrikası için teşvik pazarlığı.. Ve Taner ile bu karton teşviki konuşulurken Hürriyet’in bu süreçte nasıl da Başbakan’ın (Mesut Yılmaz) ağzından haberler yaptığını, onu öven başlıklar attığını bizzat Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün söylemesi de mi değil Baba Tahir?..
•
‘Baba Tahir’… Patronun, kendi gazetesiyken Milliyet’in başındaki adama, Beykoz Konakları’ndaki 700 Bin dolarlık evi neden aldı?.. Sana da kim bilir neler aldı?.. Ne yaptınız da hakettiniz bu paraları?.. Yazdığınız hangi yazı ya da yaptığınız hangi haber patronunuzu, böylesine cömert hediyeler verecek kadar heyecanlandırdı?..
•
Son olarak, ilk yazısında bahsettiği devşirme yazarlar var ya.. Hani 7 Haziran sonrası beraber yol yürüyeceğiz diye kapı araladığı yazarlar, onlar da onlarla yol yürümeye hazırlananlar da fazla heveslenmesin. 8 Haziran sabahı herkes için yeni bir başlangıç olacak. Murad ettikleri dönemi yaşayamayacaklar. Ve bir de muhafazakâr kesimdeki bazı yazarların, bu ortaya çıkan tarihsel önemdeki ifşaata kör-sağır ve dilsiz kalmasını da iyi okumak lazım. Aklınızdan ne geçiyor bilmiyorum ama devşirilmeyi bekliyorsanız eğer siz de ancak teknesinde şarap servisi yaparsınız Aydın Doğan’ın. Aklınızdan çıkmasın. Kalın sağlıcakla.

