Ak Parti fire vermez
Haftasonu katıldığım tüm radyo ve televizyon programlarında aynı şeyi söyledim.. Öyle bir haftaya giriyoruz ki, tarih bu haftayı başka yazacak diye.. İlk gün yani dün, Beştepe’de, milletin seçtiği Başkan’ın kabine toplantısı vardı.. Bugün ise siyasetimiz; “vesayet mi, millet iradesi mi?” sınavından geçiyor...
••
Zira bugün, TBMM Soruşturma Komisyonu’nun, dört eski bakan ile ilgili olarak verdiği karar TBMM’de görüşülecek. Bunun adı ‘Yüce Divan Oylaması’dır.. Komisyon her ne karar vermiş olursa olsun, son sözü TBMM’de milletvekilleri söyleyecek.. Ki bence de doğru olan budur... Komisyonda ‘sevk’ ya da ‘sevkine yer yok’ kararı kaç oyla verilmiş olursa olsun, dosyanın milletvekillerinin tümü tarafından oylanması gerektiğini önemsiyorum..
••
Bugünkü oylamayı önemsiyorum zira, Ak Parti, MHP, BDP, CHP ve TBMM’de birer üyeyle temsil edilen diğer tüm siyasi partilerin, 17/25 Aralık Darbe Girişimi konusundaki tavırlarını belirleyecek olan bir oturum bugünkü.. Milletvekilleri bir araya gelecekler ve komisyonun, gerekçeleriyle birlikte sundukları ‘neden sevk edilmemeleri gerektiği’ yönündeki görüşünü oylayacaklar.. Hakim kanaat şu; kimse bu gerekçelere, bağımsız yargı tarafından verilen ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ yönündeki kararlara, yapılan suçlamaların asılsızlığına, çıkan belgelere, alındığı söylenen rüşvetlerle hangi işlerin yapıldığı sorusunun karşılığına bakmaksızın verecek kararını.. Tamamen ve sadece politik saiklerle.. Milletvekillerine sorulacak; ‘Yüce Divan’a gitmeli mi, gitmemeli mi?’.. Basit bir cevabı var.. Tamamen bir kelimeden ibaret.. ‘evet, hayır’... Buradan çıkması muhtemel bir ‘evet’ kararı ise, bir senedir sivil siyasette verilen mücadelenin berhava olması anlamına gelecektir..
••
Bu yaşadığımız sürecin bir olağanüstü dönem koşulu olduğu su götürmez bir gerçek.. Bir vesayetin tasfiyesi sürecinde karşımıza çıkan bir başka vesayetin, devleti, tüm kurumlarıyla birlikte teslim alması ve milletin buna karşı vermiş olduğu mücadeledir içinden geçtiğimiz dönemin tasviri.. Ve bu mücadelede, varlığı savunulan sivil siyasetin tek aktörü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ak Parti, Ak Partili vekiller, eski bakanlar değil... Vesayet rejimine karşı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP de dahil olmak üzere, aralarında Anadolu Partisi’nden, Elektronik Demokrasi Partisi’ne kadar, TBMM dışında kalmış tüm siyasi partilere kadar ve sivil toplumu oluşturan demokratik baskı gruplarına kadar, tüm yapılardır savunduğumuz.. Bu savunduğumuz sivil siyasetin tüm kurumlarıyla tesisi için artık seçilmişlerin üzerinde başka bir iradeyi, sırf muhalefet olsun diye öncelemeyin lütfen.. Muhalefetinizi kendiniz yapın. Sandıkta yenemediğiniz hareketi devirsin diye Paşalardan, Hocalardan medet ummayın.. Hoca vesayeti, bugün senin istemediğin partiyi devirmek için seninle işbirliği yapar, yarın bir başka partiye yaslanıp, meşruiyet zemini bularak aynını sana yapar..
İŞTE BUGÜN ÇIKACAK SONUÇ!
Biraz da rakamlar üzerinden konuşalım.. Bugünkü oylamada ne olur?.. Önce meclis aritmetiği.. Ak Parti’nin 312 milletvekili var, CHP’nin 127, MHP’nin 52, HDP’nin ise 27.. 12 bağımsız vekil var, 5 de tek kişilik partiler... CHP ve MHP blok olarak ‘evet’ derse, bulabilecekleri ‘firesiz’ rakam 179... Buna HDP’den eklemlenecek 10 ya da 15 milletvekili olsa, tek kişilik partilerden de 3’ü CHP gibi oy kullansa, yine de 200’ü bulamıyor.. Dolayısıyla Yüce Divan meselesi bugünkü oylamayla tamamen ortadan kalkmış oluyor.. Kafalarda AK Parti ile ilgili sorular olduğunu biliyorum.. O konu hakkındaki tahminimi de yazayım.. Ak Parti’den, TBMM Genel Kurulu’na gelip de ‘evet’ diyecek milletvekili yok.. Olursa benim için de sürpriz olacak.. Ama arz edelim, zaten başta Başbakan olmak üzere pek çok Ak Partili vekil bugünkü oylamada olmayacak.. Dolayısıyla, ‘hayır’ da demeyecekler belki ama ‘evet’ de demeyecekler.. Şimdilik bu kadar yazalım, oylama neticesine göre, daha kapsamlı bir analiz de yaparız.. Kalın sağlıcakla.

