Ahmet Hakan’ın jakuzi merakı
Ahmet Hakan dün tezviratı köşesinde sürdürmüş.. Tezvirat deyince bazıları anlamıyor. Bildiğimiz şekliyle arz edeyim; zırvalamış... Kendi üslubunca bir takım tanımlamalar yapmış.. ‘Jakuzi’ diye bir ara başlık açarak, Diyanet İşleri Başkanı hakkında atılan iftirayı köşesine taşımış.. Demiş ki; ‘Jakuzi: Diyanet İşleri Başkanı’nın da kullandığı bir dünya nimeti’… Diyanet işleri Başkanı’nın jakuzili bir lojmanı olmadığını bilmiyor mu Ahmet Hakan?.. Olamayacağını bilmiyor mu?.. Bal gibi biliyor.. Peki neden yapıyor bunu?..
•
Bakın dün Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi, jakuzi işinin aslını, esasını yazmış.. Alıntılayalım;
“..... 1- Lojmanda tadilat Mehmet Görmez zamanında değil, Ali Bardakoğlu’nun Diyanet Başkanı olduğu dönemde yapılmış. 500 bin lira değil, 250 bin lira harcanmış. 2- Mehmet Görmez döneminde lojmana 60 bin lira tadilat yapılmış. O da Görmez, ‘alt katta misafirlerimin kalabileceği bir yer yapılsın. Misafirlerimi evimde ağırlamak istiyorum’ dediği için. Ayrıca evde jakuzi yok. Yok. Yok....” Demek ki neymiş?.. Durum böyleyken böyle...
•
Evet Sayın Görmez’in bir jakuzi macerası yok ama, Ahmet Hakan’ın jakuzi maceraları dillere destan.. Ben nereden bileceğim? Kendi arkadaşı köşesinde yazdı da öyle öğrendik.. (14 Haziran 2009-Vatan Gazetesi) Sanem Altan’ın Çeşme sahilinde yazdığı yazısından naklediyorum;
“..... Odalarımıza çıktık. Ne kadar geçti bilmiyorum. Telefonum çaldı. Ahmet’ti. (Ahmet Hakan - E.D.) Telefonu açtım. Çok canı yanan, hatta nefes almakta zorlanan birinin yardım isteyen sesini duydum. ‘Saneemmmmm, düştüm, kolum kırıldı kıpırdayamıyorum, çok kötü, çabuk’ Kelimelere gerek yoktu, o ses, durumun çok ciddi olduğunu anlatmaya yetiyordu. Fırladım odadan. Koridorda, Ahmet’in odasına koşarken - ki odaya varmam 10 saniyeyi geçmedi…... Ahmet, banyonun mermer zemininde, yerde yatıyordu….. Sol kolunun humerus kemiği ortadan ikiye ayrılmış, tekrar birbirine kaynaması için de ameliyatla oraya iki plaka ve çiviler takılması, parçalanan kemik uçlarının “tamiri” için de dirsekten alınacak küçük kemik parçalarının kırık noktaya yerleştirilmesi gerekiyordu……” Evet yazının gidişatından da anladığınız üzere, jakuzi ile Ahmet Hakan arasında geçmişe dayanan görülmemiş bir hesap var.. Yani aslında sorun Diyanet İşleri Başkanı’nda değil.. Jakuzinin bizzat kendisinde.. Ama o, kendi hesabını, Diyanet üzerinden görmeye çalışmış.. Gereksiz.. Varsa jakuziyle bir alıp veremediğin, kendin hallet, Diyanet’i karıştırma..
•
YAKUP YILMAZ’IN BALONU
Mehmet Yakup Yılmaz, köşesinde, Cumhurbaşkanı’nın uçaktaki sözleri ile ilgili garip bir çıkarım yapmış.. Ekrem Dumanlı ile Kışanak arasındaki enteresan görüşme üzerine Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmesini naklederek demiş ki; “…. Cumhurbaşkanı bu açıklamayı yaptığı saatlerde haber henüz gazetelerde yayınlanmamıştı. Türkiye’nin bu ziyaretten haberi yoktu...” Ama ayıptır be kardeşim. Bu kadar da açıkça yalan söylenir mi?. Bakın doğrusunu yazalım.. Haber, o gün, Güneş Gazetesi’nde yayınlanmış. Cemaat cephesinden yalanlamalar gelmiş… Üzerine Güneş’in Genel Yayın Yönetmeni Turgay Güler, Twitter üzerinden haberinin arkasında olduğunu duyurmuş… Neresini düzelteceksin ki?.. Ama ‘Hürriyet’te yazayım, en azından bu gazetenin okurlarına tesir edeyim’ diye düşünülmüş herhalde.
•
CÜNEYT DAHA NE YAPMAK İSTERSİN?
“.. Müthiş bir baskı altındayız.. Dört bir koldan maddi manevi gözdağı verilmeye çalışılıyor.. Seçim döneminde objektif yayından çok korkuluyor.. Kanal D’de göreve geldiğim ilk günden bu yana tek yapmaya çalıştığım, objektif , tarafsız ve her kesime eşit mesafede olmak ama bu bile zor…” Cüneyt Özdemir, Cumhurbaşkanı’nı tehdit eden bir adam göz altına alındığında, ‘Erdoğan’ı eleştirdiği için gözaltına alındı’ dedikten sonra kendisine gelen eleştirileri böyle yanıtladı dün.. Ya hu arkadaş.. İstediğin gibi yazacaksın-çizeceksin, iftiralar, yalanlar, hakaretler, demediğiniz kalmayacak.. sonra “mithiş biski iltindiyiz”.. Daha ne yapmak istiyorsunuz? Yetmedi mi bugüne kadar yaptıklarınız kardeşim!.. Kalın sağlıcakla.

