Yabancıya yabancılaşmalı mıyız?
Spor dünyamızın en önemli tartışma konularından biri de kuşkusuz yabancı sınırlaması konusu..
Geçtiğimiz haftalarda TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in yabancı konusunda “Kulüpler Birliği de isterse, biz bu yabancı kuralını değiştirmeye hazırız” açıklaması yapmış ve hemen ardından Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ ise; “Yabancı sınırlamasının getirilmesini doğru bulmuyorum. Türk futboluna getirilecek başarıların, gerçekleştirilecek olan uzun vadeli projelerden geçiyor. Kulüplerimize getireceğimiz yabancı sınırlamasıyla değil, kulüplerimizin alt yapılarında gerçekleştirecekleri projelerle Türk gençlerinin yetiştirilmesini daha doğru buluyorum” diyerek son noktayı koymuştu.
Elbette başkan Göksel Gümüşdağ’a katılmamak elde değil, nedeni ise ortada bazı realiteler var.. Nedir onlar?..
En basiti; Türkiye bir yabancı futbol havuzu.. Bütün yabancı futbolcular, hem vergisi düşük olan ülkemizi tercih ediyorlar, hem de Türkiye’ye sadece tatil yapmak için geliyorlar.. Bunu attıkları astronomik transfer ücretleriyle de anlamak mümkün.. Yabancı kuralı ülkemizde 28 kişilik takım kadrolarında 14, 18 kişilik maç kadrolarında ise tamamı ilk 11’de oynayabilecek şekilde 11 yabancı oyuncu bulundurma hakkı veriyor...
Tabii, Kulüpler Birliği’nin en hassas noktası ise yabancı futbolcularla yapılan transfer detayları... 2019 yılına kadar uygulanacak olan yabancı kuralının bu zaman zarfında kaldırılması zaten batmak üzere olan birçok kulübün, beyaz bayrağı dikerek teslimiyeti anlamına geliyor.. Onun için TFF Başkanı Demirören’in çıkışının sadece günlük bir polemik konusu dışına çıkmayacağını söyleyebiliriz..
Avrupa’ya yüzümüzü çevirdiğimizde ise, dünyanın en pahalı ve kaliteli liglerinde ise durum AB vatandaşlığı üzerinde yoğunlaşıyor... Premier Lig’de yabancı sınırı yok, La Liga’da AB’li futbolcular yerli statüsünde ve yine Ligue 1’de de AB’liler rahatlıkla oynayabiliyor.. Bundesliga’da ise 2006’dan beri yabancı sınırlaması bulunmuyor...
Buradan şuraya varmakta yarar var.. Yabancı statüsü konusunu irdelemenin Türk futboluna bence bir faydası gözükmüyor. Türk futbolu için yapılması gereken en önemli madde kesinlikle tıpkı Almanya’da olduğu gibi 2000 yılından bu yana kulüplerin altyapıya verdiği 750 Milyon Euro’luk katkının aynısını Türkiye olarak da sağlamaktan geçiyor... Kimsenin hikaye anlatmasına ya da gelip geçici konuşmalar yapmasına gerek yok.. Ortada yabancılıktan öte, altyapıda daha gelişmişlik seviyesinin ivmesinin artırılması konusu yatmaktadır.. Aslında uzağa gitmeye de gerek yok, Türk Milli takımımıza baktığımızda, kendi ülkemizde altyapıdan yetiştirdiğimiz futbolcu sayısının azlığını göreceğiz..
Daha çok Avrupa altyapılarında futbol kariyerlerine başlayan genç lejyonerlerimiz sayesinde şu anda Milli Takımımız konuşulur hale gelmiştir!.. Elbette, Emre Mor’ların, Hakan Çalhanoğlu’ların, Yunus Mallı’ların, Ömer Toprak’ların, Kaan Ayhan’ların milli takıma kazandırılması takımımız için mutlaka artı olsa da, bunu ülkemiz sınırları içinde de artık daha fazla çoğaltmamız lazım... Bunun için kulüplerin ve federasyonun ‘ortak akıl’ duygusuyla hareket edip, artık altyapılarımızdaki gençlere, özellikle büyük kulüplerimizde kapıların ardına kadar açılması tümden bu ‘yabancı’ konusunu tarihe gömecektir!..







