--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bölgemizde bahane çok

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
31

Ertelemek ve ötelemek için bu coğrafya kadar uygun bir coğrafya bulamazsınız. Her an her şey olabilir. Yolunuza ayı çıkabilü, yola taş düşebilü! Mümkünlü’de her şey mümkün.

ABD ile şu güvenli bölge meselesine bakın bir. ABD Türkiye ile mi anlaştı, PYD ile mi? Bir yandan PYD’ye TIR’larca yeni silah veriyor, öte yandan “yok ettik” dediği DAEŞ’i bir anda yeniden diriltti ve Türkiye sınır bölgesine doğru koridor oluşturuyor. Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, “Güvenli bölge kurulması bölgede barış ve güvenlik için büyük adım olacak” dedi. Dedi de bakalım sonuç ne olacak!. ABD birçok konuda defalarca söz verdi! Sonuç! ”İpe un sermek” kabilinden bir bahane bulunur.

Birileri tavşana kaç, tazıya tut diyor sanki. Dostlar alışverişte görsün kabilinden işler.

Herkes bakanlar kurulunda değişiklik bekliyordu. Birileri odasını topluyor haberi geliyordu, birileri mesai arkadaşları ile vedalaşmış deniyordu. Yeni bakan olacaklarla ilgili listeler dolaşıyordu ortalıkta, ama gelinen noktada kabine değişikliği bayram sonrasına ertelendi söylentisi var! Bayram sonrası olur onu da görürüz.

Birilerinin şunu görmesi gerek: Söylenti en tehlikeli gerçekten daha tahripkâr olabilir.. Beklentiler karşılanmıyorsa söylentiler yayılır. Vaadler anlamını yitirir.

Şimdi de bir de Doğu Akdeniz sorunu diye bir sorunumuz oldu. Batı Trakya, Ege kıta sahanlığı, adalar, Kıbrıs sorunu yetmiyormuş gibi bu da üstüne tüy dikti.

Biz de kararlılık ve cesaret gösterisi yapıyoruz. Petrol arama gemilerimiz bölgede arama, tarama, sondaj çalışmalarına başladılar. Bölge dışı devletlerin bölgede olması kimseyi rahatsız etmiyor ama Türkiye’nin bölgede olması birilerini rahatsız ediyor.. Biliyorsunuz daha önce AB Dışişleri Bakanları, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. NATO ile S400 ile ilgili sorun yaşıyoruz, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’le ilgili olarak AB ile sorun yaşıyoruz. Aslında Ege ve Batı Trakya ile ilgili sorunlarımız da var.

Yaptırım programı çerçevesinde Dışişleri Bakanlarının uzlaştığı önlemler kapsamında AB, Türkiye ile üst düzey temasları ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakerelerinin askıya alınması, Türkiye’nin AB’den 2020’ye kadar alması öngörülen 145.8 milyon Euro’luk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidilmesi öngörülüyor. AB Türkiye’ye 2014-2020 dönemi için 4,4 milyar Euro fon ayırmıştı. Bu fonlarla desteklenen alanlar arasında demokrasi, yönetişim, hukukun üstünlüğü, temel haklar, çevre, iklim, ulaşım, enerji, rekabetçilik, inovasyon, eğitim, istihdam, sosyal politikalar, tarım, kırsal gelişim, bölgesel ve yerel işbirliği bulunuyor. Tabii İstanbul Sözleşmesi çerçevesinde başlatılan tartışmalar da gelecekte bu yardım programı ile ilişkilendirilecek. Öte yandan, AB’li diplomatlar ayrıca, doğalgaz sondaj faaliyetleriyle bağlantılı olarak muhtemel mali yaptırımlar kapsamında da Avrupa Komisyonu’nun çalışmalara devam etmesini istedi.. Avrupa Yatırım Bankası’ndan da Ankara’ya verilecek kredi desteğinin gözden geçirilmesi talebinde bulunuldu. 

Yarın bu çevreler Kaz dağları ile Çevre fonlarını, İstanbul sözleşmesi ile Sosyal Politikaları, eğitimi, tarımı, önümüzdeki aylarda yapılacak tarım şûrası kararları ile ilişkilendirmeye çalışacaklardır. Bunları öngörmek için kahin olmaya gerek yok. Yakın tarih bunların örnekleri ile dolu. Havuç ve sopa politikası böyle bir şey işte. Türkiye’de haşhaş ekimi ile ilgili yaşananları hatırlayalım.

Türkiye’nin ABD ile başı dertte. Tek ABD olsa, İngiltere, Fransa, Almanya, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum yönetimi ile de Suudiler ile de Libya ile de başımız dertte. Dert bir değil, AB ile de başımız dertte, NATO ile de başımız dertte. Daha doğrusu onların bizimle bir derdi var. Türkiye bunların arasında, bir zamanlar Cumhuriyet’te, Turhan’ın çizdiği gibi kara domuz sürüsünde ak koyun gibiyiz.

Batı her zaman bize karşı ikiyüzlü oldu! Ama bizim içimizde batı aşığı birileri Anadolu’yu “Batıya kalkan tren” gibi gördü. Varlığımız onların varlığı içinde eriyecekti. O zaman, birlikte, rakı içip sirtaki oynadığımız zaman “anlayacaktık Yunanla kardeş olduğumuzu”..

Rahmetli Erbakan bir fıkra anlatırdı. Rusya karasal açıdan çok büyük bir ülke. Sovyetler zamanında hükümet her zaman ekonomideki kötü gidişatı iklim şartlarına bağlarmış. Bu mevsim kuraklık oldu, bir başka mevsim sel bastı bir başka zaman dolu vurdu, fırtına oldu, her zaman bir bahane bulurlarmış. Erbakan hoca da ekonomideki kötü gidişata hükümetlerin siyaset, terör, iklim şartlarını bahane olarak gösteren iktidarın bu icraatına Sovyetleri örnek gösterirdi.

Bu bölgede de bütün olumsuzluklara bir bahane, bir kılıf bulmak mümkün. Yarım asırdır terörle boğuşuyoruz. Soğuk savaş bitti diyorlar, kızılın yerini yeşil tehlike aldı ve soğuk savaş bir şekilde devam ediyor ya da ettiriliyor. Komünizm bitti ama artık DAEŞ var! Sosyalist olduğunu söyleyen, kendini laikçi Kürt ulusalcı hareketi olarak takdim eden PKK ve onun uzantısı PYD bugün, kapitalizmin ağa babaları ile kol kola, emperyalizmin bölgede tetikçiliğini yapıyor.

Bu erteleme-öteleme sadece Türkiye için değil, bölge devletlerinin hepsinde böyle bir marazi durum söz konusu. İsrail’de de aylardır belirsizlik sürüyor. ABD hani Arap NATO’su kuruyordu, ne oldu. ABD bölgeden geri mi çekiliyor yoksa varlığını tahkim mi ediyor? Resmi söylemle gerçekler her zaman örtüşmeyebiliyor. Zaman zaman Beyaz Saray başka bir şey söylüyor, Pentagon başka şey. Yetmiyor, Irak ve Suriye’deki Amerikan askeri karargahından birileri daha farklı bir şey söyleyebiliyor. Bu aslında taktik olarak kurgulanmış bir politika olabilir.

Ha! Bu arada, arefe günü Erdoğan’dan ilginç bir açıklama geldi. Fırat Kalkanı Harekatı›nı hatırlatan Erdoğan, ardından “İnşallah bu ağustosta da tarihimizin zaferler halkasına bir yenisini daha ekleyeceğiz” dedi. Hatırlarsanız Fırat Kalkanı harekatı da ağustos ayında başlamıştı. Bu arada ilginç bir bilgi de Altan Tan’dan geldi. HDP eski milletvekili Tan, katıldığı bir televizyon programında PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a ilişkin açıklamalarda bulundu. Öcalan’ın açıklamalarını değerlendiren Tan, «İmralı›dan PKK›ya silah bırakma çağrısı geleceğini tahmin ediyorum» dedi.

Bayram bittiğinde tam da ağustosun yarısını geride bırakmış olacağız. 2. yarısında öyle anlaşılıyor ki önemli gelişmeler olacak. Bunların arasında gözler Bakanlıklarda ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili atılacak adımlarda olacak. Ağustos ve eylül ayı gündemi çok yoğun. Acil çözüm bekleyen ve ertelenen birçok konu önümüzdeki günlerde netleşmek zorunda. Görelim Mevlam neyler. Selâm ve dua ile.. 

 

Yorumlar

(31)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

AYNİ KİŞİ

17 Ağustos 2019 18:06

Sayın yazar toplumsal barış sağlanmadan yeni zaferler kazanmak çok zordur. Yeni adli yılda Adalet ve demokrasiye acilen dönülmelidir. 15 temmuz hain darbesini yapanlarin cezaları verilmesinin sonuna gelinmiştir.O yapıyı hayır kurumu gören yüzbinlerce memurun topluma kazandırılması zamanı gelmiştir. Berat edenler , haklarinda hiçbir işlem yapılmayan memurlar için .......Af indirim vs yasasının içine KHK' lilar da eklenmelidir. ...... .. ***Devlet zehirli bir ortamı kapatmayarak ihmalkarlık yapamaz zehirli ortamı kapatsaydı kimse de buradan zehirlenmezdı. Ama Devletin amacı cemaat üyelerini tespit için kapatmadıysa bu demektir ki Devlet vatandaşına tuzak kurmuş demektir. Devlet vatandaşına tuzak kuramaz kurmamalıdır. ***15 temmuzda bir gün öncesine kadar sendika aidatlarını memurdan kesip Sendikanın hesabına yatıran devlettir. ***Cemaat Gazetesine Resmi ilan kurumundan ilan veren Devlettir . ***Bankasya da BES kesenekleri kabul eden Devlettir.Sonrada buralara üye olan memur ....Devlet memurları kanunu (657 sk ) sadakatsizlik yapmış diyerek iltisak irtibat uydurup ihraç edemezsiniz......... ***Eğer Akp iktidardan düşer ve yeni kurulacak partiler adalet ve hukuka öncelik veren icraaatlar yaparsa Dindar insanların bir daha iktidara gelmesi dönemi biter. ......"Derinler ".......Akp ye yanlışlar yaptırarak bu milletı Chp nin yanına yitilmeye çalişılmaktađır. Dindar insanlari elleri titreye titreye Chp ye oy verdirenlerin vebali çok büyüktür

Metanet YAZICI

17 Ağustos 2019 00:08

Sayın Dilipak, Söylentinin de, beklentinin de öncüsü Sizsiniz. Nedir maksadınız anlamıyorum! Bir söz atıyorsunuz ortaya ve kamuoyu oluşana dek sürekli gündemde tutuyorsunuz. Kamuoyunu siz oluşturuyorsunuz, siz yönlendiriyorsunuz, Parti içinde muhalifleri çoğaltıyor, besleyip semirtiyorsunuz! Dahası Sözcü, oda tv gibi yayın kuruluşlarına bol bol malzeme veriyorsunuz!. Sıkı bir takipçiniz olan ve neredeyse tüm yazılarınızı referans gösteren bu yayın organları; yazılarınızın başına acaba neden böyle bir başlık atıyor?: “İktidar Yanlısı, gerici yazar Abdurrahman Dilipak’ın”••• Bu Başlık çok düşündürücü.. Bişeylerin kamuflajı olmasın sakın! Ne dersiniz? Onlarla birlikte, muhalif cepheden söylenenler ses getirmez, değil mi!? Kime/ neye hizmet ediyorsunuz?! Ak Partiye, dolayısıyla Erdoğana en ufak bir olumlu katkınız yoktur! Yazılarınız fitne uyandırıyor! Zarar veriyorsunuz! İnsanların Zihni’ni bulandırıyor, vesveseye sebep oluyorsunuz!. Dost ACI Söylermişş! Hadi canım!.. Dost dilini biz çok iyi biliriz, dostun dili acıtmaz sarar/sarmalar, zarar vermeden, acıtmasan anlatır; yalan/yanlış âleme ifşâ etmez!.. Önceki gün İnternette gezinirken gözüme ilişti; paylaşımınıza yorumlar yapılıyor Ak Parti/ ERDOĞAN eleştirileri had safhada, Siz de Muzaffer Kuman’dan gibi memnun/mesrur görünüyordunuz; eee eseriniz muhalif cephe hızla gelişiyor, çoğalıyor... Anlamadığım şudur: Akit neden işinize son vermiyor? Okumuyor mu yetkililer, makalelerinizi? Bir de şunu merak ediyorum: Hani kimsenin aklını beğenmiyorsunuz, her şeyi en iyi siz biliyorsunuz ya; peki neden bu milleti kendinizden mahrum bıraktınız?! Neden ülke yönetiminde görev almadınız?! Siz yönetseydiniz ya, İHYÂ etseydiniz Vatanı/Milleti.. Hı neden geri durdunuz? Şuna/buna akıl vereceğinize; ülkenin, milletin selameti için kendiniz kullansaydınız ya, aklınızı!? Bakın sayın Dilipak; çok bilgili, birikimli, ilim sahibi olabilirsiniz! Çok akıllı olsaydı kendini kovdurmazdı, lanetli duruma düşmezdi... Sizin deyiminizle: Bunlar benim düşüncelerim, belkide yanılıyorum, doğrusunu Allah bilir. Selâm ve dua İle...

Zeynep ok

17 Ağustos 2019 00:07

Sayın DİLİPAK yazılarınızı hep okuyan bir vatandaşım hakkaniyetle yazıyorsunuz kimseyi kayırmadsn eleştirip doğruları gösteriyorsunuz teşekkürler hocam lakin bu akp hükümeti bütün dünyayla kavgalı mısırla libyayla suriyeyle ad Arabistan'a bae ilkeleriyle bu nedir ya hep kendilerimi haklı sıfır sorun ve değerli yalnızlık ülkenin diş politikası berbat mahalle kahvesi gibi ülke mi yönetilir? İç politika desen her şeyi mahvettiler ülkeyi büyük bir kaos ve çıkmaza mahkum ettiler ülke yol geçen hanına döndü Dindarların daha iyi olacağını sanmıştık ülkeyi ve kurumlarını hallaç pamuğu gibi attılar kendi çıkarları için her pisliği yaptılar Din kisvesi altında her haltı yediler ve hepimizi yüce Allah'ın dininden soğuttular ve bunu islamcılar yaptı zaten bu kadar rezilliği bir ateist yapmazdı Bu gün Türkiye bu hallere düştüyse sebebi bu hırsız arsız tecavüzcü dinci ve siyasal islamcılardır İktidarı kaybettikten sonra bir daha asla bu ülkede iktidar olamayacaklar

Mehmet

16 Ağustos 2019 23:13

Değerli hocam içimizdeki gelmiş veya gelecek en iyi insana peygamberimize yüce rabbimizin hitabı ey Muhamed, Ey insan , Ey Allahın resülü şeklindedir Kuranı kerimde yüce rabbimiz peygamberimizi hata yapmaması konusunda uyarır zerre kadar peygamberimizi yüceltici bir ifade kullanmaz bunda yüce rabbimizin bir hikmeti vardır. Bize gelince biz insanları yüceltici tavırlara çok çabuk meyledebiliyoruz.Buda hayatın asıl anlamından (Allaha kul olmaktan ) bizi alıkoyabiliyor.İnsanların sevgisi veya nefreti etkisi altında kalıp davranışlarımızı ona göre şekillendirebiliyoruz.Oysaki insan sevgisi hayatın bir süsüdür.Tıpkı hayat gibi gelip geçidir. Peki Allah sevgisi ve Allaha olan derin bağlılığı Hattap oğlu Ömeri adaletin timsali Ömer yapan şey değil miydi. Selametle kalın.

kenan kara

16 Ağustos 2019 16:41

avrupaya gelen vizeyle insanlari gördpkce bunlar türkmu diyorum avrupada yasanlar türkiyeden gelmis kisiliksiz türkiyenin picleri daha ne zaman nerde gördünde bunlari da bunlar dan fazla avrupalisin avrupa ne kadar türk vatandaslarina vize veriyorsa bilinki satilik kisiliksiz ve dönmedir bunlari berlin warschaur str dogu bati duvarinin orda calisirken gördükce kahroluyorum avrupa bu iste dönpstürürü

bay abdurrahman

16 Ağustos 2019 16:15

Dayak atanlar neden serbest kalıyor? habere bakın: Ataşehir'deki olay geçen cumartesi günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre SİM kart satın alan kişi, kart çalışmayınca bayiye telefon etti. Bayi çalışanı Atalay Y. ile SİM kartı alan kişinin tartışması küfürleşmeye dönüştü. Kart alan kişi bir süre sonra arkadaşlarıyla telefon bayisine geldi. Önce arkadaşları içeriye girdi. Bir süre sonra içeri giren kişi, tartıştığı Atalay Y.'ye saldırdı. Bu sırada arkadaşları da çalışana vurmaya başladı. Dayak yiyen Atalay Y. gruptaki bir kişi tarafından bacağından tabanca ile vuruldu. Yaralı halde yere yığılan Atalay Y. gruptakiler tarafından dövülmeye devam edildi. Saldırganlar daha sonra kaçarken Atalay Y. çevredekiler tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Polis saldırı sonrası çalışma başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerinden de yola çıkan polis, 5 kişiyi yakaladı. Atalay Y.'yi vuran saldırgan tutuklandı. Diğer kişiler ise serbest bırakıldı.

yorumsuz

16 Ağustos 2019 16:07

Hiç şüphesiz cahiliyye cahiliyyedir, İslam da islam. Aralarında derin farklar vardır. Tek çare bütünüyle cahiliyeden sıyrılmak ve yine bütünüyle islama girmektir. Tek yol, içindeki bütün özellikleri ile cahiliyyeden ayrılmak ve bütün özellikleri ile islama göç etmektir. Bu konuda atılacak ilk adım davetçinin cahiliyye sisteminden farklı olduğunu ortaya koyması ve ondan tamamen ayrı olduğunun bilincinde olmasıdır. Düşüncede, sistemde ve uygulamada tamamen ayrı. Bu ortak noktalarda buluşmaya asla müsaade etmeyen bir ayrılıktır. Yardımlaşmayı imkansız kılan bir farklılıktır. Ne zaman cahiliyye taraftarları bütünü ile cahiliyyeden islama geçerlerse o zaman sona erer. Yama yapmak yok. Orta yolda çözüm arama yok. Yolun ortasında buluşma yok. Cahiliyye istediği kadar islam kılığına bürünsün. İstediği kadar islamın adını kullansın. Bu düşüncenin davètçinin bilincinde netlik kazanması, davanın temel taşıdır. İlk adım davetçinin kendisini cahiliye mensuplarından farklı bir insan olduğunun bilincine varması, onların kendilerine göre dinleri, kendisinde kendine göre dini, onların kendilerine göre yolları, kendisinin ise kendisine has yolu olduğunun bilincine varması. Onların yollarında onlarla birlikte tek adım dahi atamayacağını kavraması, görevinin kendi yolunda yürümesi olduğunu anlamasıdır. Hiç barışmadan ve dininden az veya çok taviz vermeden. Öyle ise bu tam bir uzaklaşma, kesin bir ayrılık ve apaçık bir karşı tavırdır. "Sizin dininiz size benim dinim bana." Bugün islama davet eden insanlar böyle bir uzaklaşmaya, ayrılığa ve böyle bir kesinliğe o kadar muhtaçtırlar ki. İslama çağıranlar, keşke sapık bir cahiliye ortamında ve yine islam inancını daha önce tanımış, sonra üzerinden uzun zaman geçmesi ile "kalpleri katılaşan ve çoklarının dinden saptığı" (Hadid 16) insanların yaşadığı bir ortamda islamı yeniden kurmaya çalıştıklarının bilincinde olsalardı! Ortak bir çözümün bulunmadığını, ortak noktalarda buluşulmayacağını, yanlışları düzeltmenin ve sistemleri birbirine yamamanın mümkün olmadığını bilselerdi. Bunun yerine asrı saadet döneminde olduğu gibi islama yeniden davet etmenin gerektiğini cahili bir ortamda davet yaptıklarını ve kendilerinin bu cahili ortamdan tamamen farklı olması gerektiğini keşke anlasalardı. "Sizin dininiz size benim dinim bana." İşte benim dinim budur: Düşüncelerini, değerlerini, inancını ve hukukunu bütünü ile Allah'tan alan, O'na ortak koşmayan yalın tevhid dini. Herşeyde, hayatın ve yaşantının her alanında yalın tevhid dini. Bu kesin ayrılık olmadan; karışıklık devam edecek, karşılıklı yumuşama sürecek, karıştırmalar sürüp gidecek yamanmalara devam edilecektir. İslama davet böylesine zayıf, güçsüz ve ısmarlama ilkeler üzerine kurulamaz. İslam çağrısının temeli açıklık, netlik, kesinlik ve cesarettir. "Sizin dininiz size, benim dinim bana." Davetin başlıca yolu budur İşte: "Sizin dininiz size! Benim dinim bana!" Kafirun suresi,Fizilal t.SK.

Mehmet

16 Ağustos 2019 16:01

Sayın hocam ABD'nin Sınırlarımıza gelip güvenli bölge adı altınoa Türkiye ye operasyon çekeceğe benziyor.Abd Türkiye sınırına hiç bu kadar yaklaşmadı.Durum çok ciddi.

İLBEYHAN

16 Ağustos 2019 15:13

Irak, Suriye, Libya, Mısır.. KADDAFİ, SADDAM , ESAD .... Bu ülkeler , bu isimler İSEVİ veya MUSEVİMİ ????.... FİLİSTİNİ , ORTADOĞUYU İŞGAL EDEN KATLİAMCI, EMPERYALİST NETANYAHU MÜSLÜMANMI.. ..... MÜTTEFİKİMİZ , HALK DÜŞMANI ABD BAŞKANI TRUMP ; BİZİM ÜMMETTENMİ... BİZİM ÜMMETİMİZ KİM, DOSTUMUZ KİM DÜŞMANIMIZ KİM.... BİLEN VARMI.... SELAM VE DUA İLE...

Misafir

16 Ağustos 2019 13:02

İsrail Esad'ı arkadan vuruyor abd butaraftan pkk ya silah yardımı yapıyor şimdi koridor sağlam temeller altına alınıyor bunlar neden oluyor. Esad müslüman. Abd ve İsrail'e neden yardım ediyorlar veya ettiler zamanında. Hocaminda ölmeden önce dediği gibi sakallı Hüsnü uyuduğu için.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle