--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir nefes sıhhat

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
36

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. Bir “Cihan padişahı” böyle diyor. Bir diş ağrısı bile dünyanızı karartır. O sağlık sizi dünya zevklerine, harama yöneltirse, vay halinize. Varacağınız yer cehennemdir.

Onun için siz hayırlısını isteyin.. “Devlet” madem öyle değerli onun da hayırlısını isteyin..

Hz. İbrahim’den Hz. İsa’ya, 1000 yıl Peygamberler kırallarla savaştılar. Öyle “kutsal” olan bir devlet yok. Hristiyanlar devleti kutsar! Kutsal olan “Hak”tır.

Allah kimseyi devletsiz bırakmasın. Kimsenin devletini de başına bela etmesin, ona başka bela gerekmez! Belasını bulmuştur. Hayırsız devlet, hayırsız evlattan daha büyük bir tehlikedir. Hayırsız devlet ya halkına zulmeder, ya da sizin çocuklarınızı alır, başkalarına zulmeder. İlahlık ve Rablik taslar. Bir suç örgütüne dönüşür. Yaptığı kanunlar hukuka uygun değilse ve Hakkı korumuyorsa, suç aletidir. Din adına da kurulsa ya da din adına hareket ettiğini de söylese, o devlette adalet yoksa meşruiyetini kaybeder. Bir devletin karakteri ya adalettir ya da zulüm. Zulme sapan devlet, devletin tepesindeki karar vericiler ve onu uygulayan bürokrasi suç örgütüne dönüşür.

Sağlık, sadece beden değil, aynı nefsin de terbiye edilerek sağlıklı hale getirilmesi gerekir. Modern tabirle psikolojik hastalıkların temelinde nefsin heva ve hevesleri, tevekkülsüzlük, ihtiras, kıskançlık,  sabırsızlık gibi ahlaki zaafları yatmaktadır.

Haram para, mal, makam, durduğu yerde durmaz. Şeytan size yediğiniz haltı hoş gösterse de, sizi manen çürütür. Zulm ile abad olunmaz. Bereketsizlik onları yer bitirir. Elbiseleri yeni olsa da beyinleri ve yürekleri çürüktür onların. Yüzleri gülse de içleri ağlar.

Tanrı kırallar, diktatörler..

Mafya Mafyalığını bilir. Siyasetçi Mafya yöntemlerini de kullanır, Mafya gibi de davranabilir. O zaman onlardan daha kötü, daha aşağılıktır. Onları da kullanır.

Hz. Ömer’e benzeyenler ne kadar alî ise, onun yolundan uzaklaşanlar o kadar adi’dir!

Devlet ezeli ve ebedi olmaz. İnsan yapısı hiçbir şey ve insanın kendisinin ezel ve ebed iddiası olamaz. Devlet kutsal da değil. Kutsallık atfedilen devlet put’tur. Yöneticisi ve yasaları adil olan devlet vardır. Bir de yöneticisi ve yasaları zulüm içeren zalim devletler vardır. 

Devletsizlik de büyük bir beladır. Devletiniz yoksa zalim devletlerin oyuncağı olursunuz. Sizin devletiniz de adaletten uzaklaşırsa, ya zalim bir devletin oyuncağı olur ve size zulmeder ya da o zalim devletin kendisi başkalarını boyunduruğu altına alarak kendi halkını memnun ederken başkalarına zulmeder. Sonuçta bu da zalim bir devlettir. Haksızlığın ne için, kime karşı yapıldığı önemli değil.

Siyaset bir hizmet vesilesi olabileceği gibi bir ihanet ve zulüm aletine de dönüşebilir.. İktisad ve siyasetin İS’i, piyasanın elinde ülkeyi boğan bir PİS’liğe dönüşebilir.

Sonunda toplum siyasetin, siyaset toplumun eseridir. Siyaseti ifsad eden toplum, toplumu ifsad eden de siyasettir. Bu biraz da “tavuk yumurtadan mı, yumurta tavuktan mı” sorusu gibi bir dilemmadır. Birbirini üreten, besleyen, yönlendiren bir süreçten söz ediyoruz. “Halka rağmen” bir şey olmamalı, ama halk müfsidse.. Lut kavminin tercihi belli. Oylama yapılsa Hz. Lut mu seçilecekti. O zaman hem Hak ve halkın iradesi Hak temelinde buluşursa orada bir meşruiyetten söz edilebilir. Yoksa rüşvet alan memurla, ona rüşvet veren kişi aynı yanlışın eksi-artı kutupları gibidir.

Rusya’ya bakın. Çarlık yıkıldı! Çarlık zamanında zulüm yok muydu. Çar ve kilise iç içeydi. Sonra halk ayaklandı. Çarlık yıkıldı, komünizm geldi. Ne oldu. Zulüm yine devam etti. Zalimler ve mazlumlar yer değiştirdi. Onların peşinden gidenler, kapitalizmin, emperyalizmin, faşizmin cehenneminden kaçanlar, komünizmin cehennemine kapağı attılar. Bu lanet olası Şeytan yine yaptı yapacağını. Sonra Rusçusu, Çincisi, Troçkisti, sosyal demokratı, Latin Amerika modeli, Afrika modeli, dindar sosyalizm, demokratik sol, 40 parçaya ayrıldılar, birbirleri ile savaştılar. Faşist devletler, kapitalist devletlerin hali de ortada. O sizin “Demokrasi” konusunda örnek gösterdiğiniz devletler el altında soğuk savaşı, darbeleri örgütlemediler mi? Terör örgütleri ile işbirlikleri yapmadılar mı? Aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmediler mi?

Halk iktidarı, askeri cunta, aristokrasi, bürokrasi, jüristokrası, oligarşi, monarşi, demokrasi, cumhuriyet, ne fark eder ki, zulm bütün bu etiketlerin altında varlığını sürdürebilir. Teokrasi tabelası altında da zulüm yapılabilir, laiklik etiketi altında da. Suudi Arabistan’da yaşanan ne! Ya da DAEŞ, arkasında kim olursa olsun, zulmünü ne ile temellendiriyor. “Hak namına”(!) Hz. Ali’yi Şehid etmediler mı!. “Hak namına” ya da “Halk namına” yapılan şey zulümse ne fark eder.. Sonunda aynı Şeytanın farklı bir oyunu sözkonusu. Siyonistler ya da haçlılar, Myanmar’daki Budistler ne adına zulmediyorlar!

Devlet adil olursa saadet’tir, zalim olursa felaket’tir. Adil devlet nadirattandır. Adaletle başlasa bile, para, makam ve şehvet düşkünü birileri yükselir, adil, alim ve zahidler, dürüst ve cesur insanlar iktidardan uzaklaştırılmışlar, o devlet zulüm devletine dönüşür. Adaletten uzaklaşılınca da akıbetleri felaket olur. Devlet zulmü ya da adaleti yöneticisi, bürokrasi, yargı, güvenlik elemanı, basını, işadamı ve sivil toplumu ile birlikte yapar. Genellikle de birbirlerine benzerler. Tencere yuvarlanır kapağını bulur. Her ikisi de birbirini iyi ya da kötü yönde dönüştürür. Bazan da çatışmaya girerler, bunlardan bir taraf kazanır ve ötekileri tasfiye eder. Bazan da yenişemezler, dış bağlantılar kurarlar, zaman içinde kendileri dönüşür ve bu süreç uzun zaman devam eder. Kötü iken iyi olanlar, iyi iken kötü olanları da olabilir. Bu alemde her şey mümkün.

Onun için devlete karşı olmak ya da devletçi olmak, her zaman doğru bir tercih olmayabilir.. Devletin de yanlışları olabilir, devlete karşı çıkanların da.. Her zaman Bolu beyi olmak ya da Köroğlu olmak haklı olmak anlamına gelmez. Haklı olmak, kimseye haksızlık yapma hakkı da vermez. Aslolan ıslahattır. İnsanları kaçırmak değil kazanmaktır. Cezalandırmak kadar affetmek de önemlidir.

Bakın, eğer devlet her halukârda “nimet” olsaydı, herhalde bazı peygamberler hicret etmezlerdi. “Hicret” kaçıp gitmek değil elbette. Hicret geri dönüş umudunu içinde taşıyan yeni bir başlangıçtır. “Allah’ın arzı geniştir”. Kendi devletinin şerrinden emin olmak için insanlar bazan kaçacak yer aramışlardır. Onun için Kur’an-ı Kerim “Yurtlarından çıkarılanlar” hakkında ayrı bir düzenleme yapmıştır. Biz inşallah adil bir devleti ve bereketli bir nimeti hak eden kullardan oluruz. Bu yolda yürüyen istikamet ve ihlas sahipleri için, selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(36)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Serdar

14 Eylül 2019 21:32

Abdurrahman hocam sizi gençliğimden beri severim takip ederim, düşüncelerinizi benimserim. Ancak, buradaki devlet manasını bildiğimiz devlet manasında yorumlamanız yanlış olmuş ve bu beni şaşırttı. Buradaki devletin manası " sahip olunan servet mal mülk" anlamındadır. Yani bir nefes sıhhat, tüm dünya malına değişilmez demektedir. Oysa bizler vatanımız için değil bir nefes sıhhatimizi, yeri geldiğinde canımızı veririz. Selam ve saygılar....

Mustafa Sabri İslamoğlu

12 Eylül 2019 07:36

Yazınızdaki bazı cümleler sesi kısılan mazlumların haykırmak istediği şeyler.Müslümanları Usta'ca birbirine düşüren özel görevli din maskeli kişilere nasihatiniz işe yaramaz.Ama cennet ve cehennem ehli bu kaosta seçiliyor.İyi olmak ve iyilik için mücadele etmek mukaddes bir vazife.Cennete gidenlerin peşine takılın inşallah.Ben şahidim vicdanınıza ve iyiliğinize.

Aybars

11 Eylül 2019 22:23

Devletin şerrin den emin olmak için giden fetöculer hangi kategoriye giriyor yoksa onlar hariç mi

aykut

11 Eylül 2019 14:30

mü kem mel... tek kelimeyle MÜKEMMEL. ALLAH senden ve bizden razı olsun sayın dilipak

Celal kadioglu

11 Eylül 2019 12:51

Abdurrahman efendi sen de geç kaldın.atı alan üsküdarı geçti

Asafhan

11 Eylül 2019 10:16

Selamun Aleyküm hocam Allah sizden razı olsun İnsan Rabbim in yarattığı uzuvlarının ahenk içinde çalıştığı muhteşem bir sistemdir Ruhlar aleminde Rabbim biz ancak sana kulluk için yaratıldık diyen bizlere bu bedenler sunuldu ve dünyaya gönderildik Hadi bakalım ete ve kemiğe büründüğünüzde sözlerinizi tutabilecek misiniz durumu yani Yunus Emre'nin İlim ilim ilmektir ilim kendini bilmektir sözündeki sırlar burada gizlidir sırları buradan ifşa etmek Hakka ve halka ihanet olabileceğinden detaylara girmeyeceğim Ama dünyada devlet olduğunu iddia eden yönetimler var başıbozuk terazisi kayık sözü tutarsız bu yönetimler dünya insanlarını kendi çıkarları için sömürüyorlar maalesef Yorumumu şu sözle bitirmek istiyorum Mantığını ve matematiğini çözemediğimiz doğrular bizi Hak'ka ve Halk'a yaklaştırmaz. Selam ve dua ile.

ZEYNEL ABİDİN TEKE

11 Eylül 2019 10:06

YUREGİNİZE SAGLİK KALEMİNİZE KUVVET HOCAM BU YAZDİKLARİNİZ HARFİYEN DOGRU YAZDİKLARİNİZİ BİR LİDER UYGULARSA O LİDERİNDE O ULKENİNDE SİRTİ YETE GELMEZ ALLAHİN İZNİYLE

Rıfat OKUYANLAR

11 Eylül 2019 01:12

Hak ve hakikati yazmaktan çekinmeyen kaleminize sağlık. Allah (cc), sizi ve tüm hakiki müminleri iki cihanda aziz eylesin.

vatandaş

11 Eylül 2019 00:25

CİMER'den 10 tane şikayet dilekçesi yazdım. CİMER havale memuru gibi şikayet edilen kuruma havale etmekten başka işe yaramıyor. Şikayet edilen kurum da personelini kayırdı yani şikayetlerimin bazılarına ya hiç cevap verilmedi ya da dalga geçer mahiyette cevap verildi. CİMER'in bu sakat çalışma mantığı düzeltilmediği için o ülkede adalet yoktur diyebiliriz.

Rabia

10 Eylül 2019 23:18

Euzubillahiminesseytanirracimbismillahirrahmanirrahim Bir eşi bırakıp yerine bir başka eşi almak isterseniz, onlardan birine (öncekine) yüklerle (mal ve para) vermişseniz bile ondan hiç bir şey almayın. Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız?nisa suresi 20.ayet.elhamdulillah Sayin Dilipak bu ayeti okuyunca birinci eşini kandırarak parmagindaki yüzüğü başka birine veren bir faninin davranisini hatırlatıyoruz. Böylesi olaylar olmasa diyor hatta show filmleri yapmak isteyenleri kınıyoruz. Yine sezonlar acilacak.annelerimizin kacirmadigi hayat hikâyeleri anlatılacak. Dinimiz" geçen geçmiştir "der ve sırların saklanmasını isteranladigimiz kadarıyla. Fakat bununla fitneye yatkın olanları kandırabileceklerdir Allahın şükreden kullarına hiçbir zarar veremezler.son paragrafta hicreti anlatmışsınız devamı ni öğrenmek için Allah'a dua etmeye devam edeceğiz. Saygılar selâm ve dua ile Allaha emanet olun hasbinallahu ve nimel vekil deriz.

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle