--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

1 Muharrem 1441

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
29

Hicri yeni yılımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Paganların Tanrı kıralı Agustos’a adanan Gregoryen takviminin 31. günü, bu sene Hicri takvimin başlangıcına denk geliyor. Dikkat: Muharrem “Haram ay”dır! Bu ay, bir saldırı olmadan, mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyeti konusunda açık ve yakın bir tehlike olmadan savaş başlatılmaz!

Hadi Hicret edelim. Saplandığımız Masiva’dan hicret edelim, nefsimizi Şeytanın elinden kurtaralım..

Bakın Hacca gitmekle, “nasıl olsa tevbe eder günahları sildiririm” diye işlediğiniz günahlardan kurtulamazsınız. Kul hakkına girdiğimiz günahlardan yakanızı kurtarmadan aklanamazsınız. Sadece ahvali şahsiyeye müteallik konularda eğer meşru bir mazeretiniz varsa belki bağışlanırsınız. Yoksa isterseniz yüz kere gidin hacca aklanamazsınız. Bazı günahlar, başka hayır ve ibadetlerle de karşılanmayabilir. Ne ahiretiniz kalır, ne de dünyanız. Ne saadetiniz kalır, ne de sağlığınız. Ömrünüz, paranız ve malınız bereketsizleşir. Bir de bakmışsınız, bütün bunlar “dua ile istenen bir bela”ya dönüşmüş.

Sizi ve kendi nefsimi ehlimi korkutayım ki, belki nefsimizi terbiye eder ve gazaba uğrayanlardan olmayız. Yoksa o zaman, kötüler artar, iyiler sessiz kalırsa, “ıslah ediyoruz diye ifsad eden” içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden “Kerbela” yakamıza yapışır. Pişmanlık ve gözyaşlarının söndüremeyeceği cehennem ateşi çatımıza düşmeden tevbe edin. Helallik isteyin, sırtınızdaki cehennem odunlarına benzeyen haksız para, mal ve makamları sırtınızdan indirin. Kibirden, yalandan, işretten yakanızı kurtarın.

Hicreti konuştuğumuz bugün Muhacir kardeşlerimizi hatırlayalım. Yurtlarından çıkarılanlara kapılarımızı onların yüzüne kapatmaktan söz edenlere yazıklar olsun!

Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem Ayı aynı zamanda İslam inancına göre “4 haram ay”dan biridir. Diğerleri öte yandan yine Aşure Gününün de bu ay içerisinde yer alması nedeniyle Muharrem ay’ı büyük önem taşımaktadır. 

Muharrem ayı başlangıcı her yıl bir önceki başlangıç tarihinden 10-11 gün daha erken başlar. Bunun nedeni ise Hicri takvim ve Miladi takvim arasındaki 10 - 11 günlük fark vardır. Bu yıl Hicri yeni yıl 31 Ağustos günü başlayacaktır. Aşure Günü ise 9 Eylül /10 Muharrem Pazartesi gününe denk gelmektedir.

Diyanet Ansiklopedisinde bu konu ile ilgili özetle şu bilgilere yer verilmektedir: (Müellif: Hüseyin Algül) Câhiliye devri Arapları, kamerî esasa göre tesbit ettikleri yılın 12 ayını safer, rebîülevvel, rebîülâhir, cemâziyelevvel, cemâziyelâhir, şâban, ramazan, şevvalden oluşan “olağan aylar” (eşhürün i‘tiyâdiyye) ve zilkade, zilhicce, muharrem, recebden oluşan “4 haram ay” (eşhürün erbaatün hurum) şeklinde ayırıyorlardı. “Haram aylar” tabiri Kur’ân-ı Kerîm’de 2 âyette çoğul (el-eşhürü’l-hurum: et-Tevbe 9/5, 36), 4 âyette de tekil şekliyle (eş-şehrü’l-harâm: el-Bakara 2/194, 217; el-Mâide 5/2, 97) geçmektedir. Tevbe sûresi’nin 2. âyetinde geçen “4 ay” (erbaatü eşhur) ifadesiyle de bir yoruma göre haram aylar kastedilmiştir. Bu aylarda savaş haram kılınmış, işlenen sevap veya günahlara başka zamanlarda yapılanlardan daha fazla mükâfat veya ceza verilmesi, böylece yılın diğer aylarından farklı bir önem ve saygınlığa sahip bulunmaları sağlanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de, gökler ve yeryüzü yaratıldığı zaman Allah katında ayların sayısının 12 ve bunlardan 4’ünün “haram ay” olduğu açıklanıp insanların o aylar içinde Allah’ın koyduğu yasağı çiğneyerek kendilerine zulmetmemeleri istenmiş (et-Tevbe 9/36), ayrıca haram ayda savaşmanın büyük günah olduğu (el-Bakara 2/217), bu aya karşı saygısızlık edilmemesi gerektiği (el-Mâide 5/2) ve saygıya lâyık bir mâbed olan Kâbe ile birlikte haram ayın da insanların iyiliği için bir sebep kılındığı (el-Mâide 5/97) belirtilmiştir. Tefsir ve tarih kitaplarında, haram aylarla ilgili hükümlerin hac ibadetiyle birlikte Hz. İbrâhim zamanında teşri  kılındığı, insanların bu aylarda sağlanan güven ortamı içinde hac ibadetini rahatça yaptıkları, Mekke ve çevresinde oturanların da bu vesileyle geçimlerini sağladıkları belirtilmektedir.

Ayetlerde bu çerçevede Hicri takvim başlangıcının önemi yanında nasıl kutlanacağına dair de ipuçları verilmektedir.

İslam, belli zaman ve mekanları savaş dışı tutmuştur. Bunlar insan ve hayvanların bitkilerin hayatlarının devamında fıtri bir mizaç taşımaktadır. Hayvanların göçleri, yavrulama zamanları, dini ibadet sebebi ile insanların bir yerden başka yerlere yolculukları daha güvenli hale getirilmiştir.

Maalesef bugün, Miladi takvim kadar itibar görmemektedir. Bundan “Takvim reformu”nun ve Hicri takvimin yasaklanmasının rolü büyüktür. Hemen şunu belirtelim ki, “Takvim reformu”, yeni bir takvim getirmemiş, İslami olanı yasaklamıştır. Çünkü Osmanlı’da Hicri, Kameri yanında Şemsi takvim de vardı. Rumi takvim diye farklı bir takvim de vardı. Hristiyanlar Miladi takvim uygularken, Yahudiler de kendi takvimini kullanırdı. Kemalist devrimler sonucu sadece İslami olan yasaklanmıştır. Takvim isimleri de aynı şekilde değiştirilmiştir. Bugünkü Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarından sadece 3 tanesi, Ocak, Ekim ve Aralık Türkçedir. Bunların dışında sadece Kasım Arapçadır. Diğerleri İslam geleneğinin dışındadır. İbranice, Süryanice ve İngilizce çoğunluktadır. Miladi Takvim kilise takvimidir. Gregoryen takvim, Jullian takvimi olarak da bilinir.

Her yıl tekrarladığım gibi hicri kamerî ayları tekrar hatırlayalım:1-Muharrem, 2-Safer, 3-Rebiulevvel, 4-Rebiulahir, 5-Cemaziyülevvel, 6-Cemaziyülahir, 7-Receb, 8-Şaban, 9-Ramazan, 10-Şevval, 11-Zilkade, 12-Zilhicce. Bunlardan Muharrem, Sefer, Rebii, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval insan adı. 8 ay böyle. Geri kalanları  Cemaziyel evvel, Cemaziyel ahir, Zilkade, Zilhicce! Bunlar tekrarlanan kelimeler. (Haram aylar Bold/İtalik olarak yazıldı)

Allah (cc) arşa ve asra yemin etti! Biz zaman ve mekan boyutunda, fıtrat çerçevesinde kainatla o derin ahengimizi kaybettik.

Asra yemin olsun ki, insanlar hüsrandadır! İman edenler, amel-i salih kullar, sabredenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna! İnşallah, hüsranda olanlardan olmayalım.. Ama bu bunu yürekten isteyenler, bağışlanmanın gereğini yerine getirenler içindir.

Selâm ve dua ile.

 

Yorumlar

(29)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

AHMET

4 Eylül 2019 02:24

KERBELA VE IMAM HUSEYIN'DEN NEDEN HIC BAHSETMEDIN DILIPAK BEY. MUHARREM AYINDA DA KERBELA OLAYINDAN BAHSETMEYIP NE ZAMAN BAHSEDECEGIZ?

Murat

1 Eylül 2019 11:54

Hani hz hüseyin

Galatı meşhurlar

31 Ağustos 2019 23:59

Zilkâde, Zilhicce değil; Zülkâde, Zülhicce! Başında nerede harfi cer veye esre olmasına sebep âmil var ki "zi" yapıyorsun..

BAYBARS

31 Ağustos 2019 19:35

BİR AY İÇİNDE DOĞALGAZA % 29 ZAM..... BU DURUMDA ELEKTRİĞE ZAM DA KAPIDA ...... VE PEŞİSIRA DİĞER ZAMLAR ,ZAMLAR ,ZAMLAR...... KİM PARALARI İSTİFLEDİYSE 20 YILDIR , ONLAR VERSİNLER....MİLLET HEP BORÇLU , NESİNİ ALACAKSINIZ ..... ENERJİ BAKANI ORTADA YOK.... ZAMMI BOTAŞ YAPMIŞ , HÜKÜMET DEĞİL.... BAKAN KAYIP..... DIŞ BORÇ 500. 000. 000. 000 MİLYAR DOLAR..... BETON , BETON , BETON ..... GELDİK YOLUN SONUNA....TABAKLARA BETONMU KOYACAKSINIZ....... SAMAN İTHAL , YEM İTHAL , HAYVAN İTHAL , ET İTHAL......

Eski Türkiye

31 Ağustos 2019 18:24

Cumhuriyet hicri takvimi yasaklamış mı? Allah, Allah! Ramazanları falan nasıl belirliyorlarmış? Devlet zorla her yıl aynı tarihte mi ramazan'a geçmiş? Bak, ne diyor Kuran? Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yarattık. ... yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gecenin karanlığını silip ... gündüzün aydınlığını getirdik. (İsra - 12) Demek ki neymiş, takvimi günler üzerinden hesaplamak gerekiyormuş. Ayın dönümleri üzerinden değil...

MALi

31 Ağustos 2019 18:15

30 ağustos zafer bayramını es geçen diyanetten,ve bunu görmezden gelen müslümanlardan bu ülkeye hayır gelmez..!Keser döneer sap döner,bir gün hesap döner.

erdal

31 Ağustos 2019 17:37

kameri takvim yanlış bir takvimdir.örnek.peygamberimiz yazınmı doğdu yoksa kışınmı?çünkü habire değişir.papazın yaptığı takvim demiş.doğru o çağlarda kiliselerde ilmi çalışmalar yapılırdı.bu papaz sadece 6 saat farkını bulmuş.dünya güneşin etrafında 365 günde döner +6 saattir.bunuda şubata eklemiş.doğruyu bulmuş.kötümü etmiş.doğruya karşımısınız?gavur takvimi diyenler interneti-bilgisayarı-cep telefonunu bıraksınlar.yaptıkları sadece islam adına(güya)yobazlığı savunmak kuş beyinlileri kandırmak.

bahar

31 Ağustos 2019 17:00

hiristayanın mercedesini,ilacini,uçagını,eşarbını,gözlüğünü.......sayamadım....kullanacagına; dinini bilen edepli bir millet yetistirde ...bu edepli millet kusana kadar yetim hakkı.devletin ve milletin hakkını yemesin ..yemesinde milli gelir artsın .artsında eğitime,bilime yatırım yapılsın...yapılsan da gucci gözlükle dünyaya bakacağına,,,kendi markanla bak ..bakta takvimide ,ayların adına da tüm hristiyan aleme dikte edersin...bu cümlerle ancak cahilin elindeki bıçağı güçlendirirsin vesselam....dinimiz öyle güzel ki..sadece bu güzellikleri anlatıp..oraya buraya dem vurmazsanız..güzel bir Türkiye olacak insallah

Bekir

31 Ağustos 2019 16:23

Hocam 1 ayın içinde dogalgaza iki sefer %15 ve diğer zamlar çabası... Memura ve işçiye verilen zamlar ortada...Bu zamlar ak partiyi çok fena vurabilir bunuda dile getirin yarın geç olmadan millet zaten zor geçiniyor...

Zen

31 Ağustos 2019 14:09

Kimse kusura bakmasın ama Diyanet İşleri Başkanlığı giderek daha garip, daha anlaşılmaz ve hatta daha utandıran bir kurum haline geliyor. Vakaları saymaya kalksam epey bir yer tutar. Teker teker sayamayacağım. Fakat son rezillik bile yeterince sinir bozucu. Biliyorsunuzdur mutlaka, Türkiye’de Cumhuriyet öncesi Diyanet İşleri Başkanlığı diye bir kurum yok. Bu kurumu kuran kişi Cumhuriyet’in de kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk. Amaç belli. Doğru İslam’ı anlatmak, din ve vicdan hürriyetini sağlamak, milletin tarikatlerin, cemaatlerin elinde oyuncak olmasını engellemek. Yani FETÖ benzeri organizasyonların oluşmasına imkan sağlamamak. Diyanet’in son yıllarda bu görevini yapıp yapmadığını anlamak için Diyanet İşleri başkanlarının Fetullah Gülen’le ilgili geçmişte yaptıkları açıklamalara bakmak yeterli. “Kandırıldık” deyip işin içinden sıyrılabilirler. Biz de inanmış gibi yaparız. Ama dün, 30 Ağustos’ta okuttukları Cuma Hutbesi’nde “Kurucuları” Mustafa Kemal Atatürk’ün adını dahi anmamalarındaki ayıptan sıyrılamazlar kolay kolay. En azından benim vicdanımda sıyrılamazlar. Tabii ki, elimden bir şey gelmez. Ama en azından “Benim ödediğim vergilerden Diyanet’in payına düşen tek bir kör kuruş var ise eğer, o tek kuruş dahi size haram olsun” diyebilirim. Ama bunu da çok umursayacaklarını zannetmem. Yine de ben demiş olayım. Belki bir gün bir yerde konusu geçer. Belki bir dünyada hesabı sorulur!

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle