Nafakazedeye tazyik hapsi adil değil
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Süresiz nafaka ve tazyik hapsine ilişkin gazetemize konuşan Avukat Türkmen Kaplan, “22 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe giren; ‘nafaka alacaklarının icrası dışında tüm icra işlemlerinin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulması’ kararı hiç adil değil” dedi.
22 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe giren; “nafaka alacaklarının icrası dışında tüm icra işlemlerinin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulması” kararı, infaz düzenlemesine ilişkin beklenen yargı paketi ve tazyik hapsi gibi konuları Avukat Merve Türkmen Kaplan Akit’e değerlendirdi.
İnfaz düzenlemesine hız verildi
İcra İflas Kanunu (İİK), 344’üncü maddesini hatırlatan Avukat Türkmen Kaplan, “‘Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir’ hükmü karşısında; Bir taraftan koronavirüs nedeniyle infaz düzenlemesine hız verilirken diğer yandan ekonomik gelir ile bağlantılı ve tazyik hapsi müeyyidesi olan bir uygulamanın devam ediyor olması adil değildir. 22 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe giren; ‘nafaka alacaklarının icrası dışında tüm icra işlemlerinin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulması’ kararına karşın, yoksulluk nafakası ödemek zorunda kalan ve söz konusu karar ile kapsam dışı tutulan büyük bir çoğunluğun, ekonomik açıdan daha da çıkmaza gireceği ve tazyik hapsi ile karşı karşıya kalacağı ne yazık ki 22 Mart tarihli alınan kararda gözardı edilmiştir. Beklenen yargı reformunda bu hususta bir düzenleme olmayacağı ve yine erteleneceği düşüncesi de, milyonlarca mağdur açısından endişe oluşturmuştur” görüşünü dile getirdi.
Acil bir şekilde gündeme alınmalı
Tazyik hapsi uygulanması, acil olarak gündeme alınması gerektiğini söyleyen Kaplan, “Ülkemizin içinde bulunduğu riskli süreçte sokağa çıkma ve evde kal kuralı karşısında, ekonomik durumu sıkıntıya giren ve ödeme güçlüğü geçmişe oranla daha da artacak vatandaşlarımıza, boşandığı eşine nafaka ödemesi yapamadıkları taktirde tazyik hapsinin uygulanması, acil olarak gündeme alınması beklenen infaz düzenlemesinin mantığı ile de çelişmektedir. Bir yandan cezaevlerinin boşaltılması amaçlanırken bir yandan da eski eşine nafaka ödeme güçlüğü içerisinde olan vatandaşlarımız için tazyik hapsi söz konusu olacak ve mevcut iki düzenleme arasında adaletsizlik ve eşitsizlik durumu hasıl olacaktır” dedi.
Süresiz nafaka da düzenlenmeli
“Devlet tarafından, boşanan kadınların ekonomik olarak desteklenmesi ve istihdam edilmesi imkanı sağlandığı takdirde, kadınlarımızın, eski eşinden almak zorunda kaldığı yoksulluk nafakasına olan muhtaçlığı da ortadan kalkacaktır” diyen Kaplan, “Erkek kusurlu ise, zaten kanunumuzda yer alan düzenlemeye göre tazminata hükmedilmektedir. Dolayısıyla, yoksulluk dediğimiz kavram sosyal devletin sorumluluğunda olmalıdır. Erkeğe bu yük yüklenmemeli böylece hem erkeğin hem kadının birbiriyle olan ekonomik bağlantısı sonlandırılmalı ve ekonomik açıdan her iki tarafın da özgürleşmesi amaçlanmalıdır. Yasalaşması düşünülen infaz düzenlemesine ilişkin yargı reformuna, ivedikle süresiz nafaka ile ilgili mağduriyetleri gideren bir düzenlemenin de eklenmesinin elzem hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.