• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Filistin’e dönüş seni gördüğüm kadar hakikat

Yeniakit Publisher
2014-05-16 08:15:00 - 2014-05-16 08:25:50
Filistin’e dönüş seni gördüğüm kadar hakikat

Tarihe ‘Nekbe’, ‘Büyük felaket’ olarak geçen Siyonist İsrail devletinin zulmünü yaşayan 1942 doğumlu Hasan Terşihanî tanığı olduğu göçü anlattı. Siyonistlerin topraklarını gaspettiğini söyleyen Terşihani, “Nekbe, İslam hilafetine karşı bir komplonun sonucu olarak Müslüman Filistin halkının yerinden edilip Siyonist Yahudilerin yerleştirilmesi operasyonudur. Filistin’e geri dönüş, seni gördüğüm kadar hakikattir!” ifadelerini kullandı.

Tarihe ‘Nekbe’, ‘Büyük felaket’ olarak geçen Siyonist İsrail devletinin kuruluşunun 66’ncı yıldönümü… 14 Mayıs 1948’de Kudüs’ün doğusunda kurulduktan sonra bir kanser gibi yayılan İsrail işgal devleti, aradan geçen 66 yılda milyonlarca insanı vatansız bırakıp yüzbinlerce insanı da katletti. Osmanlı hilafetinin çöküşünden itibaren Fransa ve İngiltere’nin sömürgesi haline gelen Ortadoğu’da Filistin halkı, 66 yıldır, kendi topraklarına özlem çekiyor.

‘Nekbe’nin mağdur ettiği binlerce Filistinli aileden biri olan Terşihanî ailesi Akit’e konuştu. Kızı Riyham Hasan Terşihanî ve torunu Mahmud Atıyye ile birlikte İstanbul’daki evlerinde Akit’i ağırlayan Suriyeli Filistinliler Komitesi üyesi Hasan Terşihanî, ailesiyle birlikte yaşadıkları İsrail zulmünü ve Filistin toplumunda açtığı yarayı Akit ile paylaştı. Terşihanî, dedesinin I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun ‘seferberlik’ ilan etmesiyle Çanakkale’ye savaşmaya gittiğini ve dedesinden bir daha haber alamadıklarını kaydetti.

1942 yılında Filistin’in kuzeyindeki Terşiha kasabasında doğan Hasan Terşihanî, 28 Ekim 1948’de Siyonistlerin eline düşen Terşiha’nın Siyonistlerin eline düşen son kasabalardan biri olduğunu vurgulayarak Filistin topraklarını terkeden İngiliz askerlerinin tank, top ve silah gibi askerî mühimmatları İsraillilere bıraktıklarını söyledi.

“2 HAFTA YOL YÜRÜDÜK”

Köylerini ölümle yüz yüze kalana kadar bırakmadıklarını söyleyen Terşihani, gönüllü bir sürgüne tabi tutulmadıklarını bilakis silah zoruyla göçe zorlandıklarını belirterek göç sürecini şu sözlerle anlattı: “Filistin’den ailemle birlikte göç ettiğimizde 5 yaşındaydım. Annem, babam, 6 kardeşim ve dedem ile birlikte toplamda 10 kişi yollara düştük. İşgalcilerin baskısı bir noktaya gelince beldemizden ayrılmak zorunda kaldık. Ve hiç kolay bir yolculuk olmadı. Günlerce yürüyüp diğer köyleri aştık. Erkekler, kadınlarımız, çocuklar, alimlerimiz ile birlikte Lübnan’daki Sur kentine ulaşana kadar 2 hafta boyunca yol yürüdüğümüzü, ayaklarımızın şiştiğini hatırlıyorum. Aç, susuz yürüdük, bir kısmımız yollarda öldü. Birkaç gün zor şartlar altında Sur’da kaldık. Sonrasında bir araçla Beyrut’a gittik. 9 ay burada kaldık. 

Şuanda Burc’ül-Beracin kampının olduğu bölgede henüz kamp yoktu, orada bir camide bizim gibi onlarca aile birlikte 9 ay kaldık. Beyrut’tan Halep’e kadar trenle giderken, pek çok insanın dağıldığını gördüm. Çünkü diğer duraklardan yolcu alınması için bazı insanların trenden inmesi gerekiyordu ve aileler bu şekilde dağıldı. Yol üzerinde İngilizler ve Fransızların işgal döneminden kalma kamplara Filistinlileri dağıttılar.”

“16 AİLE SALON KADAR BİR ODADA KALDIK”

Halep’te 500 metrekarelik ve 4 bin nüfuslu Neyrab Kampı’na yerleştiklerini söyleyen Terşihanî, buradaki hayatını “Halep’e vardığımızda 6 aydan fazla Türk Kışlası’nda kaldık. Sonrasında Neyrab Mülteci Kampı’na gittik. Hayatımız burada şekillendi. Eskiden Fransız askerlerinin kaldığı Neyrab Mülteci Kampı’ndaki salon kadar barakaların her bir tanesinde 16 aile kalırdı. İçinde hiçbir örtü ve perde olmadan tek bir odada 16 aile yaşayıp hep birlikte uyurduk” sözleriyle anlattı.  Hasan Terşihanî, “Nekbe, İslam hilafetine karşı bir komplonun sonucu olarak Müslüman Filistin halkının yerinden edilip Siyonist Yahudilerin yerleştirilmesi operasyonudur. Filistin’e geri dönüş, seni gördüğüm kadar hakikattir!” ifadelerini kullandı. Terşihanî, Siyonistlere Filistin topraklarını satmayan Sultan II. Abdülhamid’i de rahmetle yâd ettiklerini belirterek “Abdülhamid, Filistinlilerin kahramanıdır. O, Arap liderlerinin hiçbirinin Filistinlilerin yanında durmadığı kadar Filistinlilerin yanında durdu” ifadelerini kullandı.

“TOPRAKLARIMIZI SATMADIK, GASPETTİLER”

“Filistinlilerin topraklarını sattıkları iddiası kesinlikle yalandır. Biz topraklarımızı satmadık, Siyonistler topraklarımızı gasp etti. Bu yalandır, insanları kandırıyorlar” diyen Terşihanî, “Filistinliler olarak yaşadığımız bütün acılara rağmen, teslim olmadık. Tam tersine bunu değiştirmeye çalıştık. Bunun için de eğitime önem veriyoruz. Filistinliler, diğer Arap toplumlarına göre eğitime çok daha fazla önem verirler” değerlendirmesinde bulundu. “Filistinlilerin pek çoğu kamplardan başka bir yerde yaşamak istemiyorlar. Çünkü Filistin’e en yakın yer kamplardır” diyen Terşihanî “Biz, kamplarda kalarak direnişi ve dönüş yolculuğunu sembolleştiriyoruz” şeklinde konuştu.

“NEKBE DRAMI DEVAM EDİYOR”

Filistinlileri yaşadığı dramın 1948 yılından ibaret olmadığını, aksine her geçen gün büyüyen bir dramın söz konusu olduğunu söyleyen Hasan Terşihanî, “1948’de göç ederken yaşadığımız dramı yine yaşamaya devam ediyoruz. Trajedi bitmedi. Ben Türkiye’deyim ve bir kızım hariç bütün çocuklarım başka topraklarda… Kızlarımdan biri Yemen’de, biri Suudi Arabistan’da, biri BAE’de, biri Suriye’de, yine kızlarımdan biri ve oğlum da İsviçre’de…  Yıllar var ki, bir ülkede hepimiz bir arada toplanamadık. Torunum Hasan’a, ‘Mısır’ı mı, Suriye’yi mi, İsviçre’yi mi seviyorsun’ diye sordum. ‘Sen neredeysen orası güzel’ dedi, ağlaştık ardından daha zeki bir cevap verdi ve ‘Dedeciğim gerçeği öğrenmek istiyorsan, ben kamplarda yaşamak istiyorum’ dedi. Torunlarıma Filistin’i belde belde, şehir şehir öğretiyorum” diye konuştu.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23