İsrail rahatsız oluyorsa Türkiye daha da ileri gitsin
Turgay Yazıcı’dan Ankara’ya stratejik çağrı: “Türkiye-Suriye savunma ve deniz güvenliği anlaşması imzalansın.
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Turgay Yazıcı’dan Ankara’ya stratejik çağrı: “Türkiye-Suriye savunma ve deniz güvenliği anlaşması imzalansın.
Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, İsrail basınında Türkiye’nin Suriye’deki askerî ve stratejik etkisine yönelik son dönemde artan tartışmalara dikkat çekerek Ankara’ya dikkat çeken bir öneride bulundu. Yazıcı, Türkiye ile Suriye arasında kapsamlı bir “Deniz Güvenliği ve Savunma İşbirliği Anlaşması” imzalanmasını ve Doğu Akdeniz’de yeni bir bölgesel güvenlik mekanizması oluşturulmasını önerdi.
İsrail basınında Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığı ve bölgesel etkisine yönelik tartışmaların giderek yoğunlaştığını belirten Turgay Yazıcı, yaşanan gelişmelerin yalnızca Suriye meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Yazıcı, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki askerî ve stratejik kapasitesinin artmasından duyduğu rahatsızlığın, Türkiye’nin bölgesel güvenlik denklemindeki ağırlığının arttığını gösterdiğini söyledi.
“TÜRKİYE GERİ ADIM ATMAZ” Yazıcı, Türkiye’nin İsrail’den gelen tehdit ve açıklamalar karşısında geri adım atmayacağını vurgulayarak, Ankara’nın bölgesel güvenlik mimarisini daha da güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Yazıcı, “Türkiye geri adım atmaz. Ancak Türkiye’nin gücü yalnızca söylemlerle değil, bölgesel güvenlik mimarisini kuracak stratejik adımlarla da ortaya konulmalıdır. Savaş dili yerine devlet aklı, diplomasi ve güçlü caydırıcılık esas alınmalıdır” dedi.
“ANKARA-ŞAM ARASINDA DENİZ GÜVENLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANSIN” Turgay Yazıcı, Türkiye ile Suriye arasında kapsamlı bir Deniz Güvenliği ve Savunma İşbirliği Anlaşması oluşturulmasını önerdi. Bu anlaşmanın deniz güvenliği, liman güvenliği, arama-kurtarma faaliyetleri, deniz istihbaratı, kaçakçılıkla mücadele ve deniz terörizmiyle mücadele gibi alanlarda işbirliğini kapsayabileceğini belirten Yazıcı, Türkiye’nin Suriye’deki güvenlik politikalarının hukuki ve kurumsal bir çerçeveye oturtulmasının bölgesel istikrar açısından önemli olduğunu ifade etti. “TÜRKİYE’NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİNİ TEL AVİV BELİRLEYEMEZ” İsrail’in Suriye’ye yönelik askerî faaliyetlerinin Türkiye’nin güvenlik alanına doğrudan temas ettiğini savunan Yazıcı, “Türkiye’nin güvenlik politikası Tel Aviv’den belirlenemez. Türkiye’nin kırmızı çizgilerini İsrail çizemez” dedi. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve kendi millî güvenliği çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Yazıcı, Ankara’nın bölgedeki gelişmeleri günübirlik açıklamalarla değil, uzun vadeli stratejik planlamayla ele alması gerektiğini söyledi. “DOĞU AKDENİZ’DE YENİ BİR GÜVENLİK PLATFORMU KURULMALI” Yazıcı, Türkiye-Suriye işbirliğinin Doğu Akdeniz boyutuna da taşınabileceğini belirterek, Türkiye, Suriye ve Libya arasında “Doğu Akdeniz Deniz Güvenliği ve İşbirliği Platformu” kurulmasını önerdi. Söz konusu yapının bir savaş ittifakı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yazıcı, platformun deniz güvenliği, arama-kurtarma, liman güvenliği, kaçakçılıkla mücadele, deniz ticaret yollarının güvenliği ve deniz çevresinin korunması gibi alanlarda faaliyet gösterebileceğini kaydetti. “TÜRKİYE’NİN OLMADIĞI BİR DOĞU AKDENİZ GÜVENLİK DENKLEMİ KURULAMAZ” Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenlik denkleminde belirleyici aktörlerden biri olduğunu ifade eden Yazıcı, “Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin olmadığı hiçbir güvenlik denklemine Türkiye razı olmamalıdır” dedi. Yazıcı, bölgedeki gelişmelerin Türkiye açısından yalnızca askerî değil; diplomatik, ekonomik ve denizcilik boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. “İSRAİL’İN RAHATSIZ OLDUĞU ASIL MESELE TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL ETKİSİNİ ARTIRMASIDIR” Turgay Yazıcı açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “Türkiye’nin hedefi savaş çıkarmak değil, savaş çıkmasını engelleyecek kadar güçlü bir caydırıcılık oluşturmaktır. Türkiye geri adım atmaz. Türkiye kendi güvenlik politikalarını başkalarının kırmızı çizgilerine göre belirlemez. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin olmadığı hiçbir güvenlik denklemine Türkiye razı olmamalıdır. İsrail’in rahatsız olduğu asıl mesele, Türkiye’nin Suriye’den Doğu Akdeniz’e uzanan bölgede etkinliğini artırması ve kendi güvenlik mimarisini kurma iradesidir. Türkiye, bölgesel güvenliğin şekillendirilmesinde söz sahibi olmaktan çekinmemelidir. Türkiye’nin gücü; tehdit etmekten değil, gerektiğinde kararlı hareket edebilmekten ve kendi millî menfaatleri doğrultusunda stratejik adımlar atabilmekten gelir.” “CUMHURBAŞKANIMIZA, DEVLETİMİZE VE HÜKÜMETİMİZE GÜVENELİM” Yazıcı, açıklamasının son bölümünde ise siyasi görüş farklılıklarının ötesinde, Türkiye’nin millî güvenliği söz konusu olduğunda toplumun ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı. “Bugün millet olarak birbirimizle ayrışma değil, devletimizin yanında güçlü bir şekilde durma zamanıdır. Cumhurbaşkanımıza, devletimize ve hükümetimize güvenelim. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bölgesel tehditler üzerinden milletimizin arasına ayrılık sokulmasına izin vermeyelim. Elbette , fikirlerimizi ifade etmek ve demokratik zeminde tartışmak hakkımızdır. Ancak Türkiye’nin güvenliği, sınırları ve millî menfaatleri söz konusu olduğunda ortak paydamız Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmalıdır. Devletimizin güvenlik politikalarına, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve ülkemizin karar alma mekanizmalarına güvenelim. Türkiye’nin güçlü olduğu yerde milletimiz de güçlüdür.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23