KLİNİK PSİKOLOG MERYEM EKİNCİ: "FAZLA KİLOYU İRADE ZAYIFLIĞI OLARAK KODLUYORUZ" Kilo verirken psikolojik desteğin önemli olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Meryem Ekinci, "Toplum olarak fazla kiloyu yalnızca bir "beslenme hatası" veya "irade zayıflığı" olarak kodladık." Diyerek kilo vermeye çalışanlara önerilerde bulundu. Kilo vermeye çalışan danışanlarınızda en çok hangi problemleri görüyorsunuz? Klinik odamın kapısını çalan pek çok danışanımın hikâyesi aslında tartıdaki rakamlarla değil, başkalarının gözlerinde kendilerini nasıl gördükleriyle başlar. Tıp dünyası obeziteyi metabolik bir hastalık olarak ele alıp hayat kurtarıcı operasyonlar tasarlarken, biz ruh sağlığı uzmanları o masaya yatan bedenin arkasındaki "görünmez yaraları" dinleriz. Çünkü toplum olarak fazla kiloyu yalnızca bir "beslenme hatası" veya "irade zayıflığı" olarak kodladık. Oysa kilolu olmak, modern dünyada her gün yeniden üretilen bir sosyal dışlanma ve psikolojik maraton alanıdır. Sürekli diyet yapan ve diyeti bozan insanların ruh sağlığı nasıl oluyor? "Hayatını sürekli rejim yapan, zayıflayan, tekrar alan ve kendini bu döngüde "başarısız" ilan eden bir bireyin ruh sağlığında derin yapısal hasarlar oluşur. Danışanlarımın dilinden en sık dökülen cümlelerden biri şudur: 'Hocam, ben kendimi bildim bileli ya diyetteyim ya da diyet bozucuyum. Aynaya baktığımda gördüğüm tek şey bir iradesizlik abidesi.' Bu kronik döngü; kişide sürekli bir yetersizlik hissi, performans kaygısı ve beden dismorfisi yaratır. Birey, kendi varoluşunu aldığı kaloriler ve verdiği gramlar üzerinden değerlendirmeye başladığında, öz saygı yerle bir olur. Yemek, bir beslenme aracı olmaktan çıkar; yalnızlığın, öfkenin ve bastırılmış duyguların tek sığınağına dönüşür. Peki, kilo verirken kabul görme ve aidiyet arayışı, cerrahi masasındaki çaresizlik hissi nedir? Klinik gözlemlerimiz, tüp mide gibi büyük operasyonları düşünen pek çok bireyin motivasyonunun sadece sağlıkla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bedeninden nefret etme noktasına getirilen, her sosyal ortama girdiğinde "bakışların hedefi" olmaktan yorulan bir insan için bu cerrahi karar, bazen "var olabilme" mücadelesidir. Buradaki temel psikolojik motivasyon genellikle şudur: "Eğer zayıf olursam, toplum beni insan yerine koyacak, sevecek, sesimi duyacak." Bu durum, derin bir aidiyet arayışının ve çaresizliğin dışavurumudur. Kişi, hayatındaki diğer tüm sorunların (yalnızlık, iş bulamama, sevilmeme) tek müsebbibi olarak kilosunu görür. Hayati riskleri göze alarak o ameliyat masasına yattığında, aslında sadece yağ dokularından değil, üzerine yapıştırılan "istenmeyen" etiketinden kurtulmaya çalışmaktadır. Hızlı kilo kaybı ve yeni ruhsal zorluklar neler? Ameliyat sonrası süreç, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir başarı hikâyesi gibi görünür. Ancak psikolojik olarak hazırlık yapılmamış hızlı kilo kaybı, hastayı başka bir ruhsal çıkmaza sürükleyebilir: Eski Bedenin Hayaleti: Beyin hâlâ o eski, kilolu bedenin algısıyla yaşar. Hasta kıyafet alışverişine gittiğinde bilinçdışı olarak büyük beden reyonlarına yönelir veya aynada kendisini tanıyamaz. İlgi ve Beklenti Şoku: Kiloluyken görmezden gelinen ya da eleştirilen kişinin, zayıfladığında çevresinden gördüğü ani ve yapay ilgi onu ürkütür. "Ben eskiden de aynı insandım, neden şimdi bana bu kadar değer veriyorsunuz?" şeklindeki haklı öfke ve yabancılaşma baş gösterir. Kalkanın Kalkması: Kilolu beden, bazı hastalar için dünyaya karşı bir kalkan, sosyal ilişkilerden kaçmak için bir bahanedir. Bu kalkan kalktığında, kişi çözülmemiş çocukluk yaraları ve derin meseleleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Eğer duygusal yeme alışkanlığının kökeni çalışılmadıysa, birey bu kez farklı kaçış yollarına yönelebilir ya da yeniden kilo alabilir. Kilo baskısından bıkanlara ne öneriyorsunuz? Eğer siz de hayatınızı bir tartının ibresine, başkalarının onayına ve bitmek bilmeyen diyet listelerine feda etmekten yorulduysanız, şu adımlarla başlayın: Bedeniniz Sizin Savaş Alanınız Değil, Evinizdir: Bedeniniz, başkalarının beğenisine sunulan bir sergi ürünü veya iradenizin bir karnesi değildir; o sizin bu hayattaki taşıyıcınızdır. Ona eleştiriyle değil, şefkatle yaklaşmayı öğrenin. Sizi Eleştirenlere Sınır Koyun: Kilonuz üzerinden yorum yapan, sağlığınızı bahane ederek aslında özgüveninizi zedeleyen çevresel sesleri hayatınızdan uzaklaştırın ya da onlara net sınırlar çizin. Desteği Doğru Yerden Alın: Zayıflamak veya sağlıklı bir yaşama geçmek kişisel bir irade savaşı değildir. Bu süreçte hem cerrahi hem de psikolojik multidisipliner destek almak, sadece midenizi değil, ruhunuzu da özgürleştirir. Unutmayın; ne kadar yer kapladığınız değil, bu hayatta ruhunuzun ne kadar alan açabildiği önemlidir. Zayıflamak bir amaç değil, sağlığa giden yolda sadece bir araçtır; asla kimliğinizin veya değerinizin ölçüsü olamaz. Ameliyat mideyi değiştirir ama insanın alışkanlıklarını kendiliğinden değiştirmez. Bu nedenle hasta eski yeme alışkanlıklarına, yoğun stres kaynaklarına veya sağlıksız davranış kalıplarına geri dönerse, ameliyatın sağladığı faydaları uzun vadede korumak zorlaşabilir. Bunu bir başarısızlık olarak görmüyoruz. Kilo geri alımı; biyolojik, psikolojik, davranışsal ve sosyal birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkabilen karmaşık bir süreçtir. İşte tam burada psikolojik desteğin ameliyatla birlikte yürümesi bir lüks değil, tedavinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Ameliyat hastaya güçlü bir araç verir; bu aracı doğru ve sürdürülebilir şekilde kullanmak ise davranış değişikliği, sosyal destek ve gerektiğinde psikolojik müdahalelerle mümkün olur.