• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sefa Saygılı
Sefa Saygılı
TÜM YAZILARI
11 Ocak 2020

Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanımız

Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımıza seslenmiş, aile kurumunun büyük tehlike altında olduğundan söz ederek ailenin bitmek üzere olduğunu anlatmıştık.

Gerçekten aile kurmayı zorlaştıran, aile birliğini dağıtmaya götüren o kadar vahim yasa ve yönetmelikler var ki bunların birçoğunun muhafazakâr yöneticilerimiz tarafından çıkarıldığına inanasımız gelmiyor. Hangi birini sayayım:

l Yeni devrim yasası olarak adlandırılan, Alman ceza Mevzuatından alınan 5237 Sayılı Ceza Kanunu ile genç/erken evliliklerde ceza sorumluluğu 2 yaş büyütüldü. Erken yaşta evlenenlere 10 yılı aşan cezalar verilmeye başlandı. Gençlerimiz hapislerde çürütülüyor, bebek yaştaki çocukları korumasız kalıyor.

l İstanbul (aslında İstanbul demek bu mübarek şehrimize hakarettir) Sözleşmesi aile kurumunu değil, nikâhsız birliktelikleri ve sapkınlıkları temel alıyor.

l Ömür boyu nafaka uygulaması: 1-2 ay evli kalanlar bile ayrıldıkları eşlerine ömür boyu, evet ömür boyu nafaka ödemek zorunda.

l Boşanma durumunda mallar ikiye bölündüğü gibi ortak evde kadın oturmaya devam ediyor.

l Ailenin reisi diye bir kavram artık yok. Yani aile başsız durumdadır.

l En rezaleti ise kadının bir sözü ile (6284 Sayılı Yasa ile kadın yanlış, yalan söylemez ve dediği sorgulanmaz kabul ediliyor) erkek (koca veya baba) 6 aya varan evden, aileden, çocuklarından uzaklaştırmaya tabi oluyor.

l Karı-koca arasında anlaşmazlık durumunda aralarında arabuluculuk yapmak da yasaklanmış.

l Fuhuş, evlilik dışı hayat serbest hale getirilmiş.

l Boşanma davaları da bir rezalet. O kadar değişik hususta mahkemelik olunuyor ki boşanma yıllar sürüyor. Yeni evlilik yapamayan genç çiftler gayrimeşru ilişkilere adeta itiliyor.

Daha başka hususlar da var. Aktif psikiyatrist olunca o kadar sık insan trajedileriyle karşılaşıyorum ki etkilenmemek elde değil. Bunları gören gençlerimiz maalesef evlenmeye sıcak bakmıyorlar. Bunlar olunca evlilikler azalıyor, boşanmalar artıyor, evlilik yaşı büyüyor, çocuk sayısı azalıyor.

 İşte geçen haftaki ‘Sayın Cumhurbaşkanımıza Sesleniş’ başlıklı yazımız üzerine Sayın Cumhurbaşkanımız konuyu gündeme getirerek büyük ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak için en önemli şartlardan birinin aile kurumunu ayakta tutmak olduğunu söyledi. “Aile millî varlığımızın belkemiğidir” dedi ve ekledi: “Medya, evlilik dışı hayatı meşrulaştırmaya, daha da vahimi özendirmeye çalışıyor, aile kurumuna sahip çıkan davranışları da küçümsüyor.”

Batı toplumlarını bekleyen en büyük tehdidin de bu olduğunu belirten Cumhurbaşkanımız şöyle konuştu:

“Aile kurumu dağıldığında nüfus da azalmaya başlıyor. Niye ben en az üç çocuk diyorum? Bunu dememin sebebi; güçlü milletler güçlü ailelerden oluşur. Yıllarca maalesef doğum noktasında kısırlaştırma politikası güttüler. Niye? Türkiye’nin nüfusu azalsın diye. Aile kurumu dağıldığında zaten nüfus da azalıyor. Çünkü sadece bireylerin ve onların hayat biçimlerinin hâkim olduğu bir yerde çocuğa yer bulunamıyor. Bu yüzden pek çok Batı toplumu bir süre sonra yeryüzünden silinme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Türkiye de henüz bu derecede değilse bile aynı tehditle yüzleşmeye başlamıştır.

Gençlerin evlilik yaşının giderek yukarı doğru çıktığını belirten Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı: Kızlarımız da erkeklerimiz de çoğu 30’undan sonra evleniyor veyahut da çoğu evde kalıyor. Böyle bir şey olur mu? Evlilik dışı hayat biçimi medya aracılığıyla meşrulaştırılmaya, daha da vahimi özendirilmeye çalışıyor, televizyonların birçoğunda bunun kampanyası yapılıyor. Aman bunlara dikkat edelim. Aile kurumunu kökünden kurutmayı amaçlayan sembollerin önü bilinçli bir şekilde açılırken aile kurumuna sahip çıkan davranışlar küçümseniyor. Bu büyük tehlikeye hep birlikte karşı koymalıyız.”

‘KADINA ŞİDDET’ BAHANE!

Özellikle Türkiye’de kadına şiddet olgusunu bahane ederek aile kurumuna saldıran bir zihniyetin peyda olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanımız, “Bu zihniyetin amacı kadını korumak değil, aileyi dağıtmaktır. Bunun için toplumun önüne hakikat ile ilgisi olmayan bir dehşet tablosu koymaya çalışıyorlar. Mesela Türkiye’deki kadın cinayeti vakaları, Avrupa ülkelerinin yarısı, dünya ortalamasının üçte biri kadardır. Buna rağmen ülkemizi âdeta her köşesinde her an kadınların katledildiği bir yer gibi gösterme çabalarına rastlıyoruz. Bu tür gayretler asla iyi niyetli değildir” dedi.

Şimdi yöneticilerimizden Cumhurbaşkanımızın uyarılarını dikkate alarak evliliğe engel olan, zorlaştıran yasaların gözden geçirmelerini ve yeniden düzenlemelerini bekliyoruz. Yoksa aile biter, yani giderek milletimiz ve Türkiye biter…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

sahici

cumhurbaşkanı talimat vermeden yetkililer nasıl harekete geçebiir mi?? idam konusunda da milletin gazını alıcı açıklama yapıyor amam icraat yok. halbuki aileyi hükümetin uygulamaları bitiriyor. bir kere zina serbest olamaz böyle bir şey. baykal evli kadınla zina yaptı kötü örnek oldu bırakın hakkında işlem yapılmayı birde destek aldı. çalışan kadınlar desteklenerek. asıl çalışmayanlar desteklenmesi gerekirken onlara bir şey verilmiyor. böylece ailenin köküne dinamit konuyor. meşhur sözleşmenin yasaları ayrı cinayet.
  • Yanıtla

Akil

Evet, aileyi hükümetin politikaları yıpratıyor. Erken evlenenler hapiste çürüyor. En ufak anlaşmazlıkta koca evden uzaklaştırılıyor. Kadın yalan söylemez ön yargısıyla erkekler dışlanıyor. Tek maaşla geçinilemediği için kadın evin dışında çalışmaya zorlanılıyor. Ömür boyu nafaka zulmü. Zina suç degil yasası. Evin reisi erkek değil ama maddi sorumluluklar erkekte vb ucubeler. Vs. Vs. İnsanı evlilikten soğutan ne varsa bu hükümet zamanında olmuyor mu? Şimdi cumhur başkanının teşhisi insana bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtmiyor mu?.. yani..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı