• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI

Türkiye’de gıda sorunu ulusal devlet sorunudur

12 Nisan 2022
A


Sabri Balaman İletişim: [email protected]

Türkiye’deki tarım-gıda politikaları ve gıda güvencesi ilişkisi çeşitli istatistik verilerle değerlendirilmiştir. Gıda üretim düzeyi ile gıda ihtiyacı miktarı küresel düzeyde karşılaştırıldığında, üretimin ihtiyaç duyulan miktardan fazla olduğu görülmektedir. 

Bu durum gıda güvencesinin yalnızca üretimle ilişkili bir kavram olmadığını ortaya koymaktadır. Bu bakımdan tarladan sofraya tüm üretim, dağıtım ve tüketim ilişkilerini ve süreçlerini kapsayan gıda güvencesi, tarım ve gıda politikalarıyla yakından ilgilidir. Öte yandan; gıdanın ekonomi politiği ile ulus devletin gelişimi arasındaki bağlantıyı anlamak, küresel gıda politikalarını belli dönemler halinde tanımlamak için gıda yönetim sisteminin yeniden adlandırılması gereklidir.

Türkiye’de tarım sektöründeki değişimler ile gıda sektöründeki üretim ve dağıtım süreçleri arasında karşılıklı etkileşime dayalı yakın bir ilişki söz konusudur. 1970’lere kadar kendi kendini besleyebilen ülkeler arasında yer alan Türkiye’de 1980 sonrası değişen tarım-gıda politikaları nedeniyle zaman zaman temel gıda maddeleri ithal etmek zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerden elde edilen toplam gelirin o ülkede yaşayan bireyler arasındaki paylaşımı ya da bölüşümü gelir dağılımı olarak tanımlanmaktadır. Gelir dağılımındaki dengesizlikler, başta açlık ve yoksulluk olmak üzere birçok sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel sorunun kaynağı olmaktadır. Bu bağlamda bir ülkenin gıda güvencesi/güvencesizliği durumu değerlendirilirken o ülkedeki gelir dağılımı ve gelir dağılımındaki dengesizlikleri de değerlendirmek kaçınılmaz olmaktadır.

Gıda güvencesiyle yoksulluk düzeyi arasında bir ilişki söz konusudur. Yoksulluk düzeyi arttıkça gıda güvencesizliği de artmaktadır. Üretilen gıda miktarı ile nüfus arasında kurulan ilişkiye dayalı yapılan gıda güvencesi analizleri ortalama bir değer sunması bakımından önemlidir. Ancak söz konusu değer mutlak bir gıda güvencesi değildir.

Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tüm ülkelerde son dönemde öncelikli konular içinde yer almaktadır. Gıda güvencesi kavramına özellikle sağlıklı ve güvenilir gıdanın tüketiciye ulaştırılması ifadelerinin de eklenmesiyle, gıda güvenliği gıda güvencesinin bir koşulu olmaktadır. Sağlıklı bireylerin yaşadığı ulus devletler açısından öncelikli konuların başında gelmektedir.

Gıda güvencesi ile ilgili yapılan değerlendirmelerde dünyada gıda güvencesinin hemen her bölgede geliştiği ifade edilmekte, sıralamanın en üst basamaklarında yer alan gelişmiş batı ülkeleri ile en alt sıralardaki Sahra Altı Ülkeler arasındaki farkın daraldığına dikkat çekmektedir. Bu gelişmeyi etkileyen ortak unsurlar; depolama sistemindeki iyileşmeler, üretim ve tüketim aşamalarında gıda kayıplarındaki azalma, diyet alışkanlıklarının iyileşmesi ve yüksek kaliteli protein kaynaklarına erişimin artmasıdır. 

Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde gıda güvencesizliğinin nedenleri başta ülkelerin gelir seviyesi olmak üzere eğitimsizlik, politik riskler, yolsuzluk gibi pek çok problem ile birbirinden ayrılmaktadır. Gıda güvencesini sağlayacak altyapı için gerekli finansal kaynağı bulamayan gelişmekte olan ülkeler, gıda ile ilgili özellikle arz yönlü pek çok sorun yaşarken, gelişmiş ülkeler ise tüketici yönlü, artan obezite gibi sorunlarla karşı karşıyadır. 

Türkiye’de, gıda güvenliği ve güvencesine yönelik geliştirilen mevzuatların uygulanması önemlidir. Özellikle sorun tespit edilen alanlarda gerekli önlemler alınmadığı takdirde, nüfus artışı, küresel iklim değişikliği gibi faktörlerin de etkisiyle orta ve uzun vadede yeterli, sağlıklı ve besleyici gıdalara erişim konusunda önemli sorunlarla karşılaşılabileceği ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan gıda güvencesi ve güvenliğine yönelik uluslararası indeksler için sağlanan veri tabanlarının da güvenilir olması geleceğe yönelik stratejiler açısından önem taşımaktadır. 

Sonuç olarak, Türkiye’de gıda güvenliği açısından mevzuatta ve gündemde bazı gelişmeler yaşanırken, uygulamada sorunlar olduğu, gıda güvenliğini de içeren gıda güvencesinde ise genel olarak olumlu gelişmeler sağlanabilmesinin makro düzeyde sosyal ve ekonomi politikaları ile uyumlu olmak üzere sonuç odaklı belirlenecek, tarım politikası amaç ve araçlarıyla sağlanabilecektir.

Kamu yönetim sisteminin kişisel çıkarlarda değil, millet yararına alacağı kararlarda müşterek hareket etmelidir. Örnek vermek gerekirse tarım alanlarının imara açılması kısmı üzerinde tasarruf, yerel yöneticilerin meclislerde alacağı kararları ciddi bir denetim mekanizmanın sisteminden mutlaka geçmesidir, aksi takdirde bazı talancı ve çıkarcı insanların önüne geçilemeyeceği aşikârdır. Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

sabri

ben ekonominin kitabını yazdım."faizi düşürürsek enflasyonda düşer" teorisinin sahibi hepimizi bir lokma ekmeğe muhtaç etti...

Ahmet

Onuru maaşı kadar olan gazeteciler, çiftçinin ilk kez maliyetini karşılayamadığı için ilk defa gübresiz sadece arazisinin bir kısmını ektiğini yazamaz
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23