• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI

Soğuk savaş sonrası yeni kurban

22 Şubat 2022
A


Sabri Balaman İletişim: [email protected]

Malum, küresel güç merkezlerinin günümüzdeki en sıcak hesaplaşma sahası Ukrayna. ABD liderliğindeki Batılı ülkelerle Rusya arasında görülmemiş bir nüfuz savaşına sahne olan sınır ülkesinde askeri ve lojistik yığınak karşılıklı olarak devam ediyor. Küresel egemenler arasındaki restleşme, tehdit ve suçlamalar devam ederken cephe gerisinde de büyük bir kafa karışıklığı söz konusudur.

Rusya-ABD arasındaki stratejik dengenin yeniden kurulmasında Ukrayna krizinin rolü üzerinde durulacak bir konudur; bu bağlamda ABD, Rusya ve AB jeopolitiği söz konusu, krizin Rusya, AB ve ABD açısından kısa vadeli sonuçlardan olumsuz bakılsa da asıl sorun muhtemel sorunların sümen altı edilmesidir. Kırım’ın Rusya’ya ilhakının uluslararası hukuk açısından etkileri çok tartışılan konuların başında gelmektedir. 

Soğuk Savaş sonrası dönemde uluslararası sistem ve buna bağlı olarak uluslararası güvenlik ortamının da değiştiğidir. Soğuk Savaş döneminde, iki kutuplu sistemin hâkim olduğu uluslararası sistemde tehdit, risk ve çıkar alanları, algılamaları basit ve net bir şekilde belli iken Soğuk Savaş sonrası dönemde tehdit ve çıkar algılamaları farklılaşarak karmaşık ve net olmayan bir hal almıştır.

Batıda artan enerji maliyeti ve ucuz ulaşılabilir enerji alanı bakımından Rusya gerçeği batı açısından ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır, ancak bu durum karşısında batının eli ve kolunun bağlı olması, batı açısından bir çaresizlik olarak algılanmaktadır.

ABD, batının bağımsız bir politika sürdürmesini arzu etmediği gibi, daha çok İngiltere eksenli jeopolitik Anglosakson geleneğine bağlı sürdürülebilir ve kontrol mekanizmasını elinde bulundurulmasını arzu etmektedir. ABD federal eyaletlere yetecek kadar enerjiye ulaşması, üretim fazlası enerjiyi başka sahalara transfer için istikrarsız bölgeler oluşturacaktır. ABD batıyı enerji tüketimi bakımından iyi bir müşteri olarak görmektedir, Rusya’nın var olan enerji kalkanını kendi çıkarlarına tehdit olarak gördüğü açıktır. Buna karşın soğuk savaş düzenine özlem duyduğu kadar, Çin merkezli bazı gelişmelerden kaygı yaşamaktadır. Bütün bu olup bitenler, Türkiye açısından ciddi stratejik bir konum ortada durmaktadır.  

Bu durum da devletleri, ulusal güvenlik politikalarını tekrar gözden geçirmek ve yeni uluslararası politik ortam doğrultusunda tehdit ve çıkar algılamalarını tanımlayarak yeni politikalar üretmek zorunda bırakmıştır. Çalışmada; Türkiye’nin Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan yeni uluslararası ortamın gereği olarak güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği ortaya konmuştur. 

Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin güvenliğini sağlamak için yapması gereken, Batı bloğunun ve özellikle ABD’nin global seviyede geliştirdiği politikaların Türkiye’yi ilgilendiren kısımlarını yerine getirmek idi. Bu durumda ulusal güvenliğini sağlamak için Türkiye’nin çok fazla enerji harcaması gerekmiyordu. Ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle yaşanan jeopolitik ve politik gelişmeler Türkiye’yi geçmişe göre çok farklı bir ortamla karşı karşıya bırakmıştır.

Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya ve Orta Doğu gibi kriz ve çatışmaların yaşandığı coğrafyanın ortasında kendini bulmuştur. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Türkiye için var olan tehdit ve riskler artmış buna karşılık içinde bulunduğu güvenlik sistemi caydırıcılığını ve etkinliğini yitirmiştir. Durumun neticesi olarak da Soğuk Savaş sonrası dönemde, Türk siyasi elitlerinde, Türkiye’nin stratejik önemini yitirdiği ve bundan dolayı ittifak ilişkilerinin olumsuz etkileneceğine dair endişeler hâsıl olmuştur. Fakat Balkanlar’da yaşanan çatışmalar ve Birinci Körfez Savaşı’nın patlak vermesi, Türkiye’nin yeni dönemde de jeopolitik önemini artırarak koruduğunu ortaya çıkarmıştır. 

Aynı şekilde yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’nin ulusal güvenlik anlayışının kolektiften ulusal, evrenselden bölgesele bir dönüşüm yaşadığını da göstermiştir. Bu dönüşümle birlikte Türkiye, kolektif ve evrensel güvenlik anlayışını tamamen terk etmemiştir. Vesselam.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23