• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
24 Eylül 2019

PKK’nın aşiretler üzerindeki etkisi

Bugünkü yazımızda PKK sorununun, etnik milliyetçilik üzerinden, bölgesel ve toplumsal altyapısına değineceğiz. Etnik Milliyetçilik, birçok ölçütle tanımlanabilen esnek bir yapı olarak literatürde karşımıza çıkıyor. Dil, töre ve kültürel nitelikleri aynı olan boy ve soy bakımından birbirine bağlı toplulukları ifade etmede kullanılmasının yanı sıra, etnik kimliklerin içerik ve anlamları değişiklikler gösteriyor. Bu açıdan baktığımızda ekonomik ve siyasal koşullara, kültüre, döneme, bireyin algılamasına ve tutumuna göre farklılık gösteriyor.

Terörizm, toplumda genel bir korku ortamı oluşturmak ve belirli bir siyasi amacı elde etmek için sistematik şiddetin kullanılması olarak tanımlanıyor. Bir başka ifadeyle terörizm, siyaset yapma biçimi hatta siyasetin en radikal biçimi olarak da tanımlanabilir. Ayrılıkçı terörizm ise belirli bir bölgeyi, bağlı bulunduğu ülkeden kopararak bağımsızlık kazandırmak amacıyla yürütülen şiddet hareketleridir. Türkiye’de, PKK gibi etnik temelli ayrılıkçı hareketlerin kökenleri, 19. yüzyıla kadar gidiyor.

Günümüze kadar gelen süreçte, Türkiye’deki PKK sorununun, çeşitli sebeplerle giderek sosyal rijitliği de artarken, toplumsal agresifliği artıyor.

Burada söz konusu olan, farklı sınıfların ayırt edici tarihsel (aşiret) kültürüne sahip olmasıdır.

Batılı olmayan ulusların büyük bir bölümü bu kısımda yer alırken, siyasi sınır talepleri de etnik grubun ulus olarak doğmasında önemli bir faktördür. Bütün yönleriyle “ulus inşasının” etnik gruba verdiği siyasi motivasyon budur. Ne var ki, etnik grupların siyasallaşması birtakım problemleri de beraberinde getiriyor. Özellikle de günümüz devletlerinin çok uluslu yapısı dikkate alındığında, bu sorunun boyutu daha da belirgin hale geliyor. Bu bakış açısıyla değerlendirdiğimizde çokuluslu devlet için “etnik ulusçuluk” siyasi istikrara yönelik, çok ciddi bir tehdit olabilmektedir.

Çünkü bu duruma sahip etnik gruplar, siyasi taleplerden, ayrılıkçı hareketlere kadar, çeşitli faaliyetlere yöneldiklerinde çoğu zaman, yaşadıkları devletle çatışma içerisine girebiliyor. Etnik gruplar ulus-devlet yapısına meydan okuyabilen bir tavır sergilediklerinde gerek ulusal, gerek uluslararası alanda çatışmalara sebebiyet verebiliyorlar. PKK da olarak tam bunu yapmaktadır. Uluslararası sistemde yaşanan gerilimlerin, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte azalacağı yönündeki beklentiler, ne yazık ki etnik çatışmaların hesaba katılmadığı bir durum olarak yorumlanır.

Diğer bir ifade ile etnik gruba ve devlete atanmışlar, birbiri ile çatışıyorsa burada tehlike sinyalleri söz konusu olabiliyor. Siyasallaşma çabası içerisinde olan (PKK) gibi örgütler, içinde bulunduğu devletin tanınma, otonomi, eşitlik veya bağımsız bir devlet taleplerinde de bulunabiliyor. Sonuçta etnik milliyetçiliğin doğurduğu sonuçlar, özellikle sebeplerin vakadan vakaya değişmesinden dolayı, karmaşık bir yapı sergiliyor. Türkiye’nin üniter devlet yapısı itibarı ile PKK, doğrudan ayrışma ve bölücü faaliyet üzerinden propaganda faaliyetleri yaparak, ülke içindeki birçok akraba bağlarını da (aşiretler) ayrıştırıyor.

Bu yönüyle de birbirinden ayrışmaktadır.

PKK terör sorunu, terör eylemleri sebebiyle ve bir etnik milliyetçilik sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Temel hatlarıyla ifade etmeye çalıştığımız etnik milliyetçilik meselesi, çatışmaya dönmesi açısından karmaşık bir meseledir. Bu bakış açısıyla devlet içi çatışmaların, çıkış sebeplerini irdelemek, etnik milliyetçiliği toplumsal çatışmaya götüren nedenleri daha iyi görmemizi sağlamıştır.

Sonuç; Bölgede PKK/ KCK’nın devlete paralel yapılanması açık bir şekilde devam ettirmek için bölge insanını tehdit etmeye çalışıyor. Adli makamlarca tespit edilen onlarca davaya rağmen, HDP il ve ilçe büroları, dağ kadrolarına çocuk vermeyenleri hain olarak fişlediğini biliyoruz, nöbet tutan aileleri doğrudan tehdit ederek, korku salgılamaya devem ettiğini görüyoruz. Bütün bu olup bitenlere karşı, Devlet Cumhuriyet tarihinde ilk kez masum vatandaşı koruyacak şekilde terörle mücadele etmektedir.

Başlatılan bu süreci devlettin milleti ile dayanışması ve STK’ların desteği ile sürecin tamamını takip etmelidir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ali

Evet kısacası Kürtler ırkçı ve Türklerin dilini yasaklıyor. Allah’ın yarattığı bir dili yasakladıkları için Kürtleri kınıyorum
  • Yanıtla

Süleyman Sırrı Dinçer

PKK..dan..uzun..uzun..bahsedip.de..onları kurup..büyüten..besleyen..KUKLACI'dan..(İSRAİL-ABD..)bahsetmemek..de..ne..demek..oluyor..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23