Örgütlü Kripto İmparatorluklar Kolay Yıkılır Mı?

09 Ekim 2018 Salı

Bir örgüt düşünün Orta Asya’dan başlayıp Orta Doğu’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar her yerde sistemli yayılmayla dünyada her türlü faaliyeti yürütebilecek… Buna inanmak sanırım saflık olacaktır. Ülkemizde uzun yıllara dayanan baskıcı sistem ve tek tipli yaşam rejimi dayatması birçok olumsuzluğu da beraberinde getirmiştir. Totaliter baskıcı sistemin FETÖ gibi örgütlerin doğmasına vesile olmuştur.

Baskıcı devlet anlayışı, dinini radikal İslam’dan uzak yaşamaya çalışan ılımlı cemaatlerin doğmasına bir çıkış sağlamıştır. Bazı dış mihraklara ve CIA gibi servilere de gün doğduğunu ifade etmek gerek. 

Bizdeki Kemalist aklın hep kendilerinin akıllı olduğunu ifade etmesi, yalnızca kendilerini aydın göstermesi yok mu?.. Zır cahil olduklarının apaçık göstergesidir.

Ulusalcıların kamuoyunda herkesin bildiği bir marşı var. 

‘’Çıktık açık alınla on yılda her savaştan/ On yılda on beş milyon genç yaratık (haşa) her yaştan/ Başta bütün dünyanın saydığı başkumandan/ Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan. 

Hadi ordan… Burada durun bari. Nefsiniz, kibriniz sizleri kör etmiş. Yıllarca darbe, muhtıra, CIA’e uşaklıkla her türlü handikapa girdiniz. Göz boyama, nutuk atma, ‘’Mustafa Kemal’in askerleri’’ naraları, ‘’En büyük asker Mustafa Kemal’in askeri’’ gibi içi boşaltılmış cumhuriyetçi söylemlerle yıllarca darbeci generallere ve subaylara şakşakçılık yaptınız. Sevgili dostlarım, ne olur bana kızmayın. Adamlar demir gibi bütün kamu kurumlarını istila edip ağ gibi örmüşler. Bu insanlar mütedeyyin muhafazakâr düşmanlığı yaparken, tarihimizi çalarken neredeydiniz? Cemaatin ‘’kırk yıllık’’ yapısı bu ülkenin gençliğini çalarken neredeydiniz? Onca bilim insanı, devlet insanı, polis, asker şehit edilirken neredeydiniz? Ne yazık ki hep uyutulduk… Bu olup bitenlerin birer sonucundan ibarettir FETÖ. Sizin hiç suçunuz yok mu Kemalist arkadaşlar?

FETÖ zeminini oluşturan, içimizdeki hain yapıdır. Yıllarca Kemalist, Atatürkçü geçinerek kendilerini gizleyen generaller, subaylar, hakimler, savcılar ve dahası birçok vatan haini kamu kurum çalışanlarıdır. Onurunu, namusunu birkaç dolara veya liraya tercih edenlere ‘’neredeydiniz?’’ diye sormazlar mı?

Gülen’e cemaat yolunu açanların hiç mi suçu yok? 1980’in darbeci subayları, generalleri nerede? Kimse üzerine almıyor. Nerede cumhuriyetin başsavcıları? Bu zemine kim müsaade etti? Bu olup bitenler birer tesadüf mü? Marşların hemen hepsi bir halkı, milleti motive etmek veya diri tutmak içindir ancak temelinde uyutma ve geçekleri gizleme olmamalıdır. 

Peki, Fethullah Gülen emniyet, asker, eğitim, bürokrasi, vb. alanlarda kendisine böylesine bağlı ve geniş bir kadroyu nasıl oluşturdu? Burada, kadro yetiştirmeyi temel alan salya sümük ve son derece becerikli bir kişinin 40 yılı aşkın bir süre boyunca yürüttüğü titiz ve yoğun bir faaliyet söz konusu. Bunlara cemaatin küresel faaliyetlerini, dünyanın dört bir tarafındaki okulları ve diğer kurumları eklersek, kimi araştırmacıların ‘imparatorluk’ benzetmesi abartılı olmaz sanırım. Ama bu vebalin tamamını Ak Parti’ye mal etmek de vicdansızlıktan başka bir şey değildir. Ak Parti’yi eleştirmek herkesin hakkı olabilir ama el vicdan demek de gerçekleri açığa çıkarmaya yetiyor.

Örneğin Türkiye’de 12 Eylül faşizminin darbecileri komünizme karşı mücadele adına cemaatlerin önünü açtı. Turgut Özal döneminde Cemaat sivil siyasetle ilişkileri geliştirmeye başladı. Özal ve MHP lideri Alpaslan Türkeş, Cemaat’in özellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki faaliyetlerini teşvik etti. Tansu Çiller, Gülen’i bir tür stratejik ortak olarak görürken, Bülent Ecevit onu ‘inançlara saygılı laiklik’ önermesine uygun bir din adamı olarak gördü. Ve hatta Gülen, Ecevit’e şefaat edebilecek kadar hoşgörüsünü ifade etmiştir. Refah Partisi’nin 1990’larındaki yükselişinden ürken egemen sınıflar da Gülen ve cemaatini onun karşısına bir alternatif olarak çıkarmaya kalktı.

Sonuç olarak Fetullah Gülen’in yapılanması hafife alınacak bir yapı olarak göz ardı edilmemeli. Devlet kurumlarında halen etkili, yetkili birçok alanda kripto yapısı mevcut ve uyuyan hücre konumunu koruyorlar. Devletin ilgili birimlerinin takibi sürdürmeleri gerekiyor. FETÖ’nün yurt dışı kaynaklarının Türkiye’deki birçok kişiyi hâlâ beslemeleri, Büyükelçi Karlov cinayeti ve organizatörleri kapsamında halen ciddi hücre yapısı ifşa edilmedi. 

Ucu açık bazı önemli makamlar risk altında ve devletin ilgili mekanizmalarının uyanık, tedbirli olması zorunludur. Ak Parti cemaatin sonunu getirirken, bütün siyasal hareketini milletine kurban edecek kadar cesur davranarak bir tarih yazmıştır. Sn. Erdoğan’ın mücadelesini küçümseyenlerin zavallı olduklarını bilelim. Onca devlet adamının kendi gölgesinden korkarak cemaate küçük bir operasyon dahi yapamadığını, cesaret edemediğini biliyoruz. 

Vesselam…

İletişim için;

Twitter: @sabribalaman

Facebook: sabri.balaman

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Sina SALIKSina SALIK8 ay önce
    Size hep şüpheyle bakardım ama yazdıklarınızda samimiyseniz helal olsun. Ben 15 temmuz sonrası fetöyü temizlemenin tek yolu devletin tamamen (TAMAMEN) içini boşaltıp (planlı ve yavaş yavaş kadroları temizleyip) boşalan kadrolara uzun süre işsiz kalmış torpilsiz olduğu alenen belli kişileri yerleştirmek gerekiyor demiştim. şu anda tek çözüm bu. benden de bu kadar. devlet içinde kripto yok herkes birbiriyle bağlantılı bence. kemalistlerle dolu devlet ki zaten onlar izin vermese değil fetö her hangi bir kemalist bile devlete sızamaz. 15 temmuz sonrası fetö kadroları mı tasfiye edildi yoksa fetöün kandırdığı saftirikler mi göstermelik tasfiye edildi siz düşünün.
  • Melik ismail ozerMelik ismail ozer8 ay önce
    Cemaat denilen yapının bu kadar guclenmesinin altında insanımızın din cahili bırakılması yatıyor.Be cehalet yeni feto lere zemin oluşturmaya devam ediyor.Bunun da en büyük musebbibi halka dini anlatmak olan diyanettir.Her cuma kelimeleri özenle seçilmiş ninnilerle hocalar milleti uyutmaya devam ediyor.Şşşt ses yapmayın...kimse uyanmasın...

Günün Özeti