• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
15 Ocak 2019

Neo Con’ların derin ABD’ye tavsiyeleri?

ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını sonlandırma kararı almasının ardından, Türkiye’nin Münbiç’e yapacağı askeri operasyona ilişkin beklentiler iyice arttı. ABD’nin çekilme kararı, Barack Obama’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a 2016’da verdiği sözün geç de olsa bir şekilde yerine getirilmesi anlamına geliyor. Washington’ın terör örgütü YPG/PKK unsurlarına verdiği silah desteğine ve eğitime bakıldığında, yapılanların DEAŞ terör örgütüne karşı savaş için gereken miktarı çoktan aştığı görülüyor. ABD, YPG/PKK unsurlarına hafif, orta ve ağır silahlar ile bir orduyu tamamen donatmaya yetecek düzeyde mühimmat desteğinde bulunmuştu.

ABD Dünyayı Kaosa ve İstilaya Sürüklüyor.

Afganistan ve Irak’ın işgali, İran ve Suriye’ye yönelik ciddi tehditler, Büyük Ortadoğu Projesi’nin aşama aşama uygulamaya konulması, Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel imparatorluk hedefinin işaret taşları olarak algılanmaktadır. Amerikan yönetiminin uluslararası hukuku tanımayan tavrı, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmayan tutumu ve Amerikan çıkarlarını dünyanın geri kalanından çok daha önemli bulan yaklaşımı, yeni yüzyılda çok ciddi bir kaos ve belirsizliğin de kapılarını aralamaktadır.

Uluslararası hukuk profesörü Richard Falk, Trump yönetiminin uluslararası hukuku ve kurumları tanımayan tavrını “hayli tehlikeli olan bir akılsızlık ve mantıksızlık eylemi” olarak tanımlamaktadır. ABD’nin hukuk tanımaz tavrı, bugün Afganistan ve Irak’ta yaşanan acıların her an yeniden bir başka ülkede yaşanabileceği endişesini artırmaktadır. Uluslararası kuruluşların etkinliğinin azalması, Amerikan yönetimine söz geçiremez hale gelmeleri, bu tehlikeyi daha da artırmaktadır.

İyilerin ve kötülerin savaşı

ABD’nin saldırgan, hukuk tanımaz ve baskıcı politikaları tüm dünyayı tedirgin etmektedir. Amerikan yönetiminin küresel hegemonya hedefi, aynı zamanda dünya barışına da zarar vermektedir. Amerikalı siyaset bilimci Chalmers Johnson, emperyal politikaların ABD’yi getirdiği noktayı şöyle özetlemektedir: “Dünyaya kalıcı bir şekilde hakim olma niyetiyle yola çıktık ama sonra kendi başımıza kaldık…” Korkulan, nefret edilen, yozlaşan ve yozlaştıran, devlet terörizmi ve rüşvetlerle düzeni sağlamaya çalışan megaloman Amerika, bütün dünyayı karşısına almıştır. 

Neo Con’lar ve Amerikan Saldırganlığı

Dünya üzerinde askeri güce en çok yatırım yapan ülke Amerika’dır. Clinton döneminde savunma harcamalarından yapılan kesintileri yeni Amerikan yüzyılı projesi’nde sert bir dille eleştiren Neo Con ’lar, “ABD küresel liderliği ele geçirmek için hem asker sayısını artırmalı, hem ordusunu modernize etmeli, hem de aynı anda iki ayrı cephede savaşabilecek askeri güce ve dinamizme erişmelidir” tavsiyesinde bulunuyorlardı.

Neo Con’ların tavsiyeleri şimdi Trump yönetiminde uygulamaya geçiyor. Amerika, savunmaya tarihinin en yüklü bütçesini ayırıyor. Amerikan ordusu, yüksek teknolojili silahlarla donatılıyor, uzay çalışmaları son hızla ilerliyor, “uzaya hakim olan dünyaya hakim olur” prensibiyle hareket ediliyor, dünya genelindeki Amerikan askeri üslerinin sayısı artırılıyor, mevcutları daha donanımlı hale getiriliyor, asker sayısı neredeyse ikiye katlanıyor.. Velhasıl, Amerikan yönetimi küresel gücü ele geçirmek, güç mücadelesinden üstün çıkabilmek için varını yoğunu ortaya koyuyor.

ABD “sosyal, siyasal ve ekonomik düzeni yeniden inşa etmek” istiyor. Dünya için gerçek tehlike de işte burada başlıyor. Çünkü Trump yönetiminin dünya düzenini yeniden inşa etmesi demek; bütün dünyanın Iraklaşması, Afganistanlaşması demektir. Bugün Afganistan, Suriye, Libya ve Irak’ta yaşanan işkencenin, insanlık dışı muamelenin, haksızlığın, işgalin, yarın İran’da, Türkiye’de yaşanması demektir. Trump “haçlı zihniyetiyle” hareket ettiği için yapıcı değil yıkıcıdır; farklılıklara asgari hoşgörüyü gösterme nezaketinden yoksundur.

Trump yönetimi hedefi olan küresel liderliği ele geçirmek için büyük çaba harcarken, aynı zamanda liderlik rüyasına kimseyi ortak etmemek için her zaman tetikte olmanın getirdiği derin bir paranoya yaşamaktadır. Dünyada bir “güç dengesi” olmasını istemeyen ABD, bütün gücün kendisinde toplanmasını arzu etmektedir.

Amerikan Politikalarında Türkiye Nerede?

ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye’ye verdiği rol ile ülkemiz üzerinden Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Avrasya’da hâkimiyet kurmayı planlamaktadır. Müthiş bir tarihi birikime, esaslı bir vizyona ve liderlik potansiyeline sahip ülkemizin emperyalist güçlerin oyuncağı yapılmak istenmesi hiçbir şekilde kabul edilemez. Bölgesel bir güç olma imkanını elinde bulunduran Türkiye’nin, hegemonya oyununda figüran rolüne razı edilmesi, ancak basiretsizlik ve dirayetsizlik ile açıklanabilir. Sonuç: Türkiye geleceğini teminat altına almak için bütün planlamasını gözden geçirmek zorundadır ve Fırat’ın doğusuna yapılacak olan harekat Türkiye için beka sorunu ve gelecekte güvenlik, bağımsızlık.. Egemenliği olacaktır. Bazen bedel zor da olsa yarınlarımız için bedeli ödemek zorundayız.  Vesselam

İletişim için; [email protected]

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23