• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
23 Nisan 2019

İslam Dünyasında Kurbanlık Koyun Gibi Devletler

Kapitalizmin lider arayışına kimler kurban edilecek? Son zamanlarda dünyayı saran terörizm durmak nedir bilmiyor. Terör öyle bir hal aldı ki nerede duracağını bilmediği gibi durdurulmak bir yana, süper güçler ve ahalisinin de işine geliyor. “Karanlık planlamalar nerede ve kimler için organize ediliyor?” hesabını soran da yok…

Son kırk yıllık Ortadoğu tarihini incelediğimizde korkunç bazı planları ve ne kadar acımasız bir dünya çetesinin devrede olduğunu hayretler içinde izliyoruz. ‘’Peki, kim ve kimler bu katliamları yönetiyor?’’ Büyük şeytanların sahası neden ‘’Ortadoğu’’…

1980’li yıllardaki İran-Irak savaşını bilirsiniz. Ufak tefek sınır ihlalleri ile başlayan sürtüşme bir anda hesaplanamayan bir savaş alanına döndü. İran, İslam Devrimi ile birlikte dönemin devrim lideri Humeyni, ne tesadüftür ki; İsrail’i karşılıklı çıkar ilişkileri üzerinden düşman olarak algılamadı.

Dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin, nükleer tesislere sahip olmak için kolları sıvamış; BM ve Dünya Atom Enerjisi Kurumu’ndan onay alarak ilk nükleer tesisleri faaliyete almışlardı. Kendinden emin Irak lideri Saddam Hüseyin, bölge abisi rolünde İngiliz derin siyaset desteği ve arkasından gelecek kösteği hesap edemeyerek at gözlüğü ile meydanda serseri mayın gibi kullanıldığının farkında değildi…

İngilizlerin tezgahına çoktan düşmüş devlete sıradaki atak, İsrail’in saldırması için yapay düşman akılına duyulan ihtiyaçtı. İsrail düşmanlığı için bütün sistemler devreye alınmış, her türlü oyun için Irak kışkırtılmaya başlanmıştı. İngilizlerin gazı ile İslam dünyasına liderlik yapabilecekleri kulaklarına fısıldanmıştı. Dayanaksız ve tutarsız Saddam, bir felaketin ayak seslerinden habersiz İngiliz oyunlarına çoktan yenilmiş bir figürandı… Birinci ve İkinci Körfez savaşında 1981’deki oyunu çözemeyen Saddam, düştüğü tuzağın içinde her alanda oyuna yenik düştü. 

1980 yılında başlayan Irak-İran savaşının devamında Irak, ABD’nin kirli planları kapsamında, sırtı okşanarak Kuveyt’i işgal etti; arkasından Halepçe katliamı ile önü kestirilmeyen acı bir son geldi… Aslında oyunu kuranlar filmin sonunu biliyordu, ne de olsa bir proje idi…

İran-Irak Savaşı’nın başladığı yıllar Filistin-İsrail anlaşmazlıklarının da yoğun olduğu yıllardı. Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat bir resmi gösteri sırasında Yüzbaşı Halid İslâmbulî tarafından öldürülmüştü. Filistin El-Fetih örgütü içerisinde Yaser Arafat’a karşı Naif Havatme, Ahmed El-Cibril, George Habbaş gibi muhalifler El-Fetih’i ve Arafat’ı sıkıştırıyorlardı. İsrail, Güney Lübnan’ı işgal hazırlığı içerisindeydi. Türkiye’de 12 Eylül darbesi gerçekleşmiş, Pakistan’da Şii Zülfikar Ali Butto’ya karşı Sünni General Ziya-ul Hak darbesi olmuştu. Bu arada, Afganistan’ın Rusya tarafından işgalini de kaydetmek gerekir. Potansiyel bir tehdit olarak algılanan Irak ve İran’ın askeri gücü, ekonomik gücü bittikten sonra, 598 sayılı kararın kabulü mümkün oldu.

İran, Irak, Suriye, Mısır ve Lübnan olmak üzere bölge ülke ve yöneticilerinin katkıları ile bırakınız haritadan silmeyi haritadaki yerini sağlamlaştırmaya başlamıştır. Irak, İsrail için bir tehdit idi. Şimdi değil. Suriye iç savaş öncesi İsrail için bir tehdit idi. Şimdi değil. Mısır, Sisi darbesi öncesi bir tehdit idi. Şimdi değil. Hizbullah dün İsrail’in korkulu rüyası idi. Şimdi değil. Suriye’nin önemli ölçüde güçlü bir silahlı kuvvetleri vardı. Bilhassa zırhlı birlikleri göz kamaştırıcı boyuttaydı.

Birinci ve İkinci Körfez Savaşı’nın hedefinde Irak yer alırken, Körfez üzerinden başlayan üçüncü ‘’kapışmanın’’ hedefinde hangi ülkeler var? İran mı, Türkiye mi? Acaba yakın zamanda Katar mı, Pakistan mı, Suudi Arabistan mı veya Mısır mı? Ne dersiniz? Şunu açıkça söyleyelim ki; bu devletler ihtimalden öte doğrudan hedefte olan ülkelerdir.

Son zamanlarda Hristiyan dünyası maksatlı bir takım operasyonlarda kullanılıyor. İlginç olansa; derin İsrail’in İngiliz aklına ihtiyaç duymaksızın öz güvenle oyun kurmasıdır. Bugün ABD bile derin Yahudi aklı tarafından esaretle yönetim altında tutuluyor. Dünya hiçbir dönemde bu kadar ağır travmalar geçirmemiştir. Yeni Zelanda bu işin sadece bir parçası, pazar günü Sri Lanka’da yapılan katliam aslında yeni savaş alanlarının hızlı bir şekilde belirlenmesi için yapılan bir provadır.

Ülkemizde de bu gibi alan taramaları için kanaatimce birçok kirli plan yapılmaktadır. En basiti yerel seçimleri göz önünde bulunduralım. Toplumun gergin olduğunu tespit eden Sayın Cumhurbaşkanı verdiği mesajla ‘’Demiri soğutma zamanı’’ dedi. Söylenenlerin hemen ardından birilerinin Sayın Kılıçdaroğlu’na saldırması tesadüf mü? Türkiye, İslam Dünyası ve Müslümanlar ya aklını başına alır ya da bizleri de derin, Siyonist, kapitalist Yahudilere kurban ederler… Vesselam…

İletişim için; [email protected]

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23