• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
12 Kasım 2019

Göçmenlerin ve Mültecilerin Döviz Tırnakçılığı…

DESA raporunda, Türkiye’deki mülteci ve göçmenlerin toplam sayısının 2019 yılına gelindiğinde 6 milyona yakın olduğu ve gayriresmi nerdeyse 7 milyon olduğunun uzmanlarca tespit edildiği biliniyor. Nerdeyse ülke nüfusunun % 10’u durumuna gelen bu sayı, ekonomik maliyet planlamasına dayanılmayacak kadar büyük bir yük durumundandır. Hükümetin tırnakçı mülteci veya göçmen yükünden kurtulması ve bu sorunu acilen gözden geçirmesi gerekir.

Ekonomi patronları uzun zamandır cari açığı kapatmak için her türlü yolu deniyor. Özelikle son yapılan tedbir ekonomisinin yerinde bir karar olduğunu söyleyebilirim. İş dünyasının ciddi çalışmaları sonucu var olan cari açık sorununa çözüm üretmek adına millete haddinden fazla fatura, gelir vergisi yüklemek dayanılmayacak boyuta ulaşmış olarak yorumlanıyor. Vergiler sonucu kemer sıkma politikası ve son yapılan zamlar, toplumun hükümete sert eleştiri yapmasına sebep oluyor.

Uzun yıllardır Türkiye karşıtı, örtülü veya gayriresmi bir savaş yürütmektedir. Yakın coğrafyamızda İran’ın istikrarsız durumu, Irak’ta var olan iç savaş durumu, hemen yanı başımızda Suriye iç savaşı ve bütün bu sorunlu bölgede bulunan Türkiye… Anlayacağınız işimiz hayli zor. Türkî cumhuriyetlerin durumunu da incelediğimizde, olumsuz ekonomik şartları olan Afganların, Pakistanlıların, Bangladeşlilerin ülkelerin ana koridoru durumundaki Türkiye’yi olumsuz etkilediği çok nettir. Buna karşı acil eylem planı yapılmalı. 

ABD’nin İran’a yaptırımları sonrası ekonomisinin felç durumuna geldiğini görüyoruz. Dünyanın gözü önünde ABD, barbar politikalarını, vahşet ve acımasızlık ile had safhada sergiliyor. İran riyalinin değersiz kılınması, ihracatının önünün kapanması, dolar endeksli malların ülkeye sokulmaması gibi sorunlar dünya kamuoyunun karşısında yaşanmaktadır. Bütün bu baskılar sonucu komşusu olduğumuz İran’ın faydalı yanları olduğu gibi olumsuz yanlarını da taşımak zorunda kalıyoruz. Son zamanlarda İran’dan ciddi göçmen almaktayız ve Türkiye geneline yayılan İran nnüfusu birçok iş yeri açtığı gibi döviz rezervleri açısından da tehlike çanları çalıyor.

Irak, genelindeki istikrasız durum ve yapılanmalarla, komşuluk ilişkileri ve ticaret yapısı itibarı ile en yoğun ilişkilerden beslendiğimiz ülkelerin başında gelir. İhracat olarak beslendiğimiz ve geçmişe dayanan bağlarımız sayesinde zaman zaman olumsuzluklar olsa da diplomasi sayesinde sorunlar hep çözülmüştür. Ancak son zamanlarda Irak üzerinden ciddi göç aldığımızı söyleyelim. Irak, iş hacmi açısından doğrudan ihracat yaptığımız ülkelerden fakat Türkiye’nin döviz rezervleri açısından tehdit algısının kontrol altına alınması gerektiği kanaatindeyim. Kaçak işçi statüsü ve plansız iş gücü açısından bir tehdit olarak düşünülmesi gerekir.

Suriye politikalarını incelediğimizdeyse, başından beri hükümetin eleştirilerle muhatap olduğunu biliyoruz. Son zamanlarda yapılan birçok planlama, iç kamuoyuna verilen mesajlar kısmen memnuniyet verici olsa da yetersizdir. 2011 yıldan bu yana Suriye iç savaşı doğrudan Türkiye’yi etkiledi. Bütün dünya bilmesine rağmen herkes sağır şeytan misali teselli vermekle yetiniyor. 3 milyon 700 binden fazla Suriyeli mültecinin ev sahipliği ülkemize ciddi maliyet olarak yüklenmiştir. Bazı verilere göre tam bir milyon Suriyeli iş gücünde aktif olarak çalışmaktadır. İşin can alıcı kısmı ise çalışan kitlenin doğrudan döviz rezervi üzerinden olumsuz yönlerini incelendiğinde ortaya çıkacaktır.

Bunun yanında Afgan, Kırgız, Özbek, Tacik, Ermeni göçmen yoğunluğu perdelenmemelidir. Mülteci ve göçmenlerdeki artış birçok sorunu beraberinde getirecektir. Etkileri şimdiden gençler üzerinde “işsizlik” noktasında yoğun bir şekilde hissedilmektedir ki bu başlı başına bir yazı konusudur. 

Mültecilerin döviz tırnakçılığı yaptığını hükümet üyeleri bilmelidir. Kapalı Çarşı›da adamı olanların istediği gibi döviz çıkışları yaptığını biliyoruz. Bunun yanı sıra 6 milyon mültecinin en az 2 milyonunun çalıştığını varsayarsak her mülteci ayda en az 300 doları yurt dışına transfer ediyor. Bu da aylık 6 milyar dolar para çıkışına sebep olarak dehşet bir döviz rezervini ortaya çıkarıyor. Döviz rezervleri kontrollü yönetilmezse tüm reformlar anlamsız ve ekonomik paketler başarısız olur. 

Konuları gerçeklik çerçevesinden incelemek gerekir.

Vesselam…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Polis

Sayın yazar, çok doğru bir tespit yapmış, tebrikler
  • Yanıtla

Ayşe

Ak partinin en büyük veballerinden biridir her türlü göçmen bizim ülkemizde doğru işler yapıp ülkelerine yollanması gerekiyor şöför bir tanıdığı aldığı Suriyeli yolcu 46 TL tutu deyince biz almaya geldik vermeye değil diye bıçaklıyor ben ülkemde bu kadar çok yabancı görmek istemiyorum artık bu ülkenin gerçek vatandaşlarına kulak verin diyorum lütfen
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23