• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
09 Temmuz 2019

Cumhuriyetin Hakça Paylaşımı

Türkiye’de ilk genel seçimler 1877 yılında tamamlanmış ancak seçimlere 1876’nın son ayında başlanmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de genel seçimlerin 142 yıllık bir tarihi vardır. Yerel seçimlerin tarihi ise genel seçimlerden de eskidir. Osmanlı modernleşmesinin milat noktası olan Tanzimat Fermanı’nın ilanı sırasında muhassıl meclisleri için üye seçimiyle başlayan yerel seçimlerin tarihi de 179 yıl geriye gitmektedir. Tarihi oldukça eskiye gitmekle birlikte, seçimlerin bir demokratik yöntem olarak kurumlaşması konusunda ciddi sorunlar yaşandığı da bir gerçektir. Bir yandan halka olan güvensizlik, bir yandan hükümetlerin kendi iktidarlarını kayıran seçim yasası değişiklikleri, bir yandan da otoriter dönemler (İttihat ve Terakki’nin tek parti yönetimi gibi) ve kesintiler (askeri darbe) bu kurumlaşmanın önündeki başlıca engelleri oluşturmuşlardır. Öte yandan; tarihe dönük ideolojik kaygılar ve geçmişe yönelik öngörüsüz bakış, seçim geleneğinin kurumlaşmasını önleyen diğer nedenler arasında sayılabilir. Günümüz şartlarında halen darbeci bir geleneğe çanak tutan ve darbeden beslenen siyasi partilerimiz ne yazık ki mevcuttur. Bütün seçimler, anayasal teminat olarak bir güvence altında olduğu gibi bireylerin seçme ve seçilme hakkını elde ettikleri anayasal birer teminattır.

Gelelim İstanbul seçimlerine… Toplumda neler oluyor? Acaba Türkiye ve Bizans’ın çocukları arasında bir seçim mi yapıldı? Seçim sonrasına baktığımızda toplumda gerilme ve ötekileştirme almış başını gidiyor. Her gün birileri kendini üstün görme adına haddini aşarak, fikri ve zikri ile mütedeyyin insanlara hakaret etmeye başladı. Sanırım bu durum birilerinin işine geldiği gibi bunu bir fırsat olarak kullanan sözüm ona bazı hadsizler var. Mustafa Kemal’in arkasına sığınarak, Mustafa Kemal’i kullanmaya başlayanlara yabancı değiliz. Aynı güruhu 28 Şubat kararlarından tanıyor, cibilliyetlerini biliyoruz. Bu millete yapılan zulmü hatırlıyoruz. İçimizdeki Bizans’ın veya emperyalizm kanı taşıyan Anezi atıklarını iyi tanıyoruz. “Bu kadar sert yazmaya gerek var mıydı?” derseniz onun da izahatını paylaşmak isterim…

Ne olur şu CHP halka ve millete karşı samimi ve dürüst davransa? Samimiyetle toplumla kucaklaşsa, laiklik adı altındaki faşizme nokta koysa. Aradaki kırgınlıklar birer birer bitse ne iyi olurdu. Nerede o samimiyet… Birinin torunu milleti denize döker, birilerinin çocuğu burası İran değil der, birilerinin çocuğu burası Atatürk Türkiyesi der… Birileri kapalı dolaşamazsın der, birileri inanç ve hürriyetleri çiğneyerek kamuda çalışamazsınız der, birileri kişisel kılık kıyafete saldırır, bazı alçaklar İslam dinine saldırarak güya laik olduğunu ispatlamaya çalışır… Yani uzun lafın kısası “kendimize bile yabanlaştık” desek yeridir. Bu toplumun sözde %99’u Müslüman derler… Bunların şirazesi bozulmuş, dünyalığını kaybetmiş, serseri mayın gibi insanlara ve mütedeyyin kişilere bulaşmaktan başka bir şey bilmezler.

Zaman zaman birçok farklı düşünceye sahip dostlarımızla konuları tartışmaktayız. Buradan siz de empati yaparak kendinizi biraz sorgulayın olur mu? Kemalist geçinen arkadaşlar, “95 yıllık cumhuriyet modernizmi size ne kattı?” desem ne sunabilirsiniz? Size sorsam, “Kaç üniversiteyi dünya gündemine taşıdınız?” cevap yok… Sanayide kaç kere devrim niteliğinde iş başardınız? Ülke ekonomisini mi uçurdunuz? Dünyada söz sahibi mi oldunuz? Kaç bilim adamı yetiştirdiniz? Yani kocaman bir hiç elde ettiniz. Başörtüsü, sakal, çarşaf, inanç gibi değerlere saldırarak olsa olsa birilerinin tasmasını taşıdıklarından başka bir şey olamazsınız.

İmanlı ve cihatçı bir neslin devamında vatanın kurtuluşu için ilan edilen cumhuriyet, hiçbir zaman yalnızca birilerinin çıkarlarına hizmet etmek için kullanılan bir sistem olmamalıydı. Buna karşın kendi milletini aşağılayan bir zihniyetin ortaya çıkması, topluma bölücülükten başka bir şey katmamıştır. Alt sınıf, üst sınıf kavramlarına hizmet ederek ortaya çıkan tüm ayrışmalara, aykırı şahıslar sebep olmuştur. Bugünki cumhuriyetin hezimetlerinin en büyük sorunu bu aykırı şahıslar ve ayrımcı düşünceleridir. Sözüm ona cumhuriyetçilerce üst görülen sınıf, aşağıda gördükleri halk tabanı olmadan bir hiç olduğunu, böyle bir ayrımın asla olmaması gerektiğini ne vakit anlarsa, o zaman bu ülkede eşitlik de, adalet de, demokrasi de tam manasıyla işleyecektir.

Yakın bir zamanda şu olana bakın… 15 gün önce Aydın’a tayin olan bir vatandaş internetten kiralık daire buluyor, kiralıyor. Depozito, kira, komisyon yatırıyor. Evini yükleyip Aydın’a gidiyor. Eşyalarının yarısını taşıyor. Bir anda CHP’li bir grup bu mahallede oturtamazsınız, çarşaflı insanları istemiyoruz diyerek engel oluyor. Ev sahibini çağırıyorlar. Ev sahibi de “Ben Atatürkçü bir doktorum, evimi size veremem” diyor. Çocukların gözleri önünde aileyi aşağılayarak evden atıyorlar. Çocuklar korku içinde ağlıyor, sokakta yorgun bir şekilde günü akşam ediyorlar. Çaresiz bir şekilde tekrar eşyalarını yükleyip geri dönüyor, başka bir ev arayışına giriyorlar. Bu konu ise mahkemeye taşınıyor.

Buradan ilgililere sormak isterim… Mülki idare amirlerinin sessizliği nereden geliyor? Bu hadsizler bu cesareti nereden buluyor? Bu yetkiyi kimden alıyorlar? Meydanları boş bırakmak, yarınların kaotik ortamlarını hazırlamaktır. Muhafazakar, mütedeyyin insanların damarına fazla basmayın… Sizleri Hollanda’ya, Avusturya’ya sepet yaparlar, Fransız laikliği bile sizleri kurtaramaz… 

Mustafa Kemal’i kirli düşüncelerinize kılıf olarak kullanmaktan vazgeçin. Kirli emellerinize alet etmeyin.

Önemli Not: Başta hükümet olmak üzere “bütün siyasi partiler” acilen bir araya gelerek toplumsal uzlaşma, hoşgörü, din ve vicdan hürriyeti adına kamuoyu bildirisi yayınlamalıdır. Cumhuriyet kimsenin babasının malı değildir. Şirazesi bozuklar hadlerini bilmelidir. Hakça, insanca herkes üzerine düşeni yapmalıdır.

Vesselam…

İletişim için; [email protected]

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23