• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
30 Ekim 2018

24 Haziran’dan 31 Mart’a ayak sesleri

Kazan politikası ve olumsuzlukları tartışılmaya başladı. Evet, 24 Haziran’dan belki iki farklı parti kazançlı çıktı ama biri çok daha fazla kazançlı çıktı. Teselli bulduğumuz kısmı ise ülkenin kazançlı çıkması desek sanırım abartılı olmaz. 

Şu bir gerçek ki; milletvekilliği genel seçimlerinin esaslı kaybedeni AK Parti’ydi. MHP ile Cumhur İttifakı kurulmamış ve Sayın Bahçeli destek vermemiş olsaydı, AK Parti açısından durum daha olumlu mu olacaktı, olumsuz mu onun kararını siz değerli okurlarımıza bırakıyorum. 

24 Haziran seçimleri sonrasında AK Parti’nin neden kaybettiğine yönelik birkaç yazıyı kaleme almıştım. Gelen tepkilerden gördüm ki, Türkiye’nin neredeyse tamamında benzer sorunlar yaşanmış ve milletvekili aday adaylarının belirlenmesinde liyakate, yöresel ve bölgesel tercihlere, toplumsal hassasiyetlere asla önem verilmemiş. Milletvekili adayları tamamen ahbap-çavuş ilişkisi içerisinde belirlenmiş.

24 Haziran seçimlerinde her siyasi parti kendi seçmenine kısmen cevap verecek şekilde aday listesi hazırlamaya çalıştı. Yapılan listelerin karşılığı var mıydı diye soracak olursanız; ne yazık ki kanımca yoktu. Nedenlerini sıralayabiliriz…

Birinci kısım; Parti içi demokratik sistem çalıştırılmadı, parti içi yoklama ve beklentiler karşılanmadı.

İkinci kısmı; Genel Merkez ve ahalisi dost-ahbap ilişkileri üzerinden adaylarını belirledi.

Üçüncü kısım: Yenilikçi parti içi lider çıkışlı gençlik görmezlikten gelindi, vizyon sahibi kişiler arka planda tutuldu.

Dördüncü kısım: Yıpranmış siyasetçiler, bir şekilde sahiplenme adı altında bir görevden başka bir göreve onore edilme amacıyla yönlendirildi.

Beşinci kısım; Uzun yıllara dayanan parti içi çalışmalarla yetişmiş elaman gücünün yeterince değerlendirilmemesiyle, partinin her kademesinde hizmet etmiş insanların önüne başkalarının konması…

Altıncı kısım; Siyasi partilerin nerdeyse birçoğunun demografik yapıyı görmezden gelip bazı illeri ayrıcalıklı tutarak, (haşa) ilahi bir kudretle müjdelenmişçesine her şeyden anlaması(!).

Yedinci kısım; Her Genel Başkan Yardımcısının, Bakanın; çantacısını, sekreterini veya yandaşını parti çalışanlarından üstün tutarak listelerde yer vermesi. 

Saymakla bitmeyecek kusurlar… Daha yazılacak çok şey var ancak bunlarla sınırlı tutalım. Bu kusurları belirtmedeki esas amaç 24 Haziran seçimlerinde düşülen hatalara tekrar düşülmemesidir.

31 Mart seçimleri yaklaşırken birçok siyası parti yine “en doğrusunu yapmaya çalışıyoruz” diyecek. Ve listeler (umuyoruz ki) “en doğru seçimlerle” hazırlanacak. 

Sayın Cumhurbaşkanımıza açık bir şekilde sesleniyoruz: 

Savurganlık peşinde koşan siyasetçiden arının. 

Yolsuzlukla anılan partiliden arının. 

Birilerini zengin edenden ve dünki mal varlığı ile bugünki mal varlığı arasında kıyaslanamayacak şekilde fark olanlardan arının. 

Seçim sürecinde Doğu ve Güneydoğu’da düzenlenen mitinglerde meydanlara toplanan yüzbinlerce insan Sayın Cumhurbaşkanını coşkuyla alkışlarken, Erdoğan’ın arkasında sırıtan bazı milletvekili adaylarını şiddetle yuhalamadı mı? Bölge halkının dost-ahbap ilişkilerinden dolayı duyduğu huzursuzluğu seçim sandıklarında olumsuz bir karşılık olarak görüyoruz. Buna sebebiyet veren şahıs/durumların derinlemesine araştırılması gerekiyor.

Açıkça gözlemlenen bir diğer sorun ise iktidar partisinden bazı üyelerin şimdiden tartışmaya başlamasıdır. Parti içi tartışmaları derinleştirmeye çalışan bazı üyeler farkında mıdır bilmiyorum ancak çok tehlikeli bir yolda ilerledikleri aşikar. Sayın Mehmet Metiner’in Sayın Bülent Arınç’la tartışması, Sayın Hayati Yazıcı’nın Sayın Melih Gökçek’e sataşması… Buna benzer birçok konu iktidar partisinin etrafında kara bulutların şekillenmesine sebebiyet veriyor. 31 Mart seçimleri öncesi kimlerin hesabı var bilmiyoruz fakat bilmek istediğimiz bir şey var; FETÖ’ye bu durumlar karşısında kimler hizmet ediyor?

Her liderin elinde yöneticilik gibi bir sorumluluğu var ve bu sorumluluk sadece parti ile alakalı değildir. Bu sorumluluk ülkeyle ilgilidir, milletle ilgilidir. Bu sorumluluk ümmetle ilgili bir sorumluluktur! Bizler belki birçok haklı talebi dile getiriyoruz ama bu sorunların çözülmesi ve geleceğimiz ile ilgili kararların doğru bir şekilde alınması için sizlere haykırmak zorundayız. 

Umuyoruz ki; 31 Mart seçimlerinde 1992 ANAP hüsranı değil, muktedir yönetim için, milletimizin engin anlayışına hizmet edebilecek bir sonuç elde etmek adına üstüne adaletle titrenmiş bir çalışma gerçekleştirilsin… 31 Mart seçimlerinde doğru ve bölgesinde karşılığı olan adaylar, bölgesel hastalığından arınmış, liyakatli ve vatan sevdalısı dürüst siyasetçiler seçilmeli. 

Cumhuriyetin 95. Yılı kutlamaları vesilesiyle bütün şehitlerimize, gazilerimize ve bu millete hizmet eden bütün vatandaşlarımızı minnetle anıyoruz. 

Vesselam… 

İletişim için; Twitter: @sabribalaman

Facebook: sabri.balaman

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı