• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI
04 Haziran 2019

Ülkemiz tehdit altında!..

Ülkemizde stratejik konuları konuşan Cumhurbaşkanımız ve İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma Bakanımız gibi bir iki isimden başka konuşan yok, maalesef. Bayram arefesinde Cumhurbaşkanımız ülkemiz tehdit altında derken; İçişleri Bakanımız’dan mühim bir açıklama geldi:

“Son 1 hafta 10 gündür başka bir tehditle uğraşıyoruz. Burada söyleyemem. Türkiye ile ilgili ciddi bir tehditle uğraşıyoruz. Epey bir mesafe aldık, ciddi bir tehditle. Herkes alarm vaziyetinde..!”

Bin yılların düşmanları!

Bakanımız’ın uyardığı Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Akdeniz gibi tüm İslâm coğrafyasında bize açık düşmanlık eden Haçlı zihniyetinin tezahürlerini onlarca defa yazdık! Bayram’da Ortadoğu’yu kana bulamak isteyen cani ruhların sinsi emellerini bir kez daha hatırlatıyoruz! Her türlü ve şekilde ülkemiz hazırlıklı olmalı bilhassa sınır güvenliğinde..!

GIDA tehditi başka bir boyut!

Fakat işin bu yönünden ziyade rahmet, mağfiret ve bereket ayı “Ramazan’ı edâ edenler”le birlikte “şeker” değil “Ramazan” bayramına vurgu yapıyoruz. Maalesef ki her zaman asıl tehdit, milyonların sürünerek yaşamasına neden olan ve en zehirli aracı yapay “şeker”lerle, E-Emülgatör katkı maddeleri ile rafine yağlarla, kabuğu kepeği alınmış beyaz un’la, tuzla, şekerle, sularımızı atılan klor ve gıdalara ve diş macununa katılan floorlarla, beyaz et aldatmacasıyla 28 günlük kanatlılarla.. Vs bizi katleden gıda terörizmidir!

Yaratıcının sunduğu tabii şekerin katili NBŞ içeren başta asitli içecekler, hazır meyve suları, margarinden yapılmış hazır dondurmalardaki katkı maddeleriyle kendinizi, ailenizi, sevdiklerinizi, hele o küçücük yavrularınızı göz göre göre obezite, diyabet, astım, alerjiyle yok etmeyin!

“Devir iman kurtarma devridir!” diyor Bediüzzaman!

Bereket ve diriliş ayı Ramazan’da daha açık gördük ki öncelikli olarak imanımız tehdit altında! Daha sonra ailemiz, kültürümüz, Mekke, Medine, Kudüs gibi kutsal ve ortak değerlerimiz, sağlığımızı yok ederek geleceğimizi karartan gıda terörizmi, büyüklüğüyle övünülüp kaldırım döşer gibi adım başına açılan şehir hastaneleri, ha keza devasa boyuttaki adalet sarayları, bile adaletin tehdit altında olduğu ve bütün bunlara karşın önleyici; hatta düzenleyici hiçbir tedbir alınmaması memleketçe sıkıntıda olduğumuzun resmidir!!!

Evet, bir Ramazan daha geçti. Televizyonlarda anlı şanlı bilim adamları, profesörler, “hoca efendiler”i dinledik fakat anlatılanlar bir liralık ilmihal kitapçıklarında yazan basit bilgilerdi ve bizi uyandırıp daha mutlu, huzurlu bir hayata kavuşturacak nasihatler değildi! İftar, sahur dualarıyla, menkıbelerin en ağlak, sürekli ölümü düşündürüp buhrana sürükleyen incileri özenle seçilmiş gibiydi; her Ramazan’da olduğu gibi!!!

“İhyâ-ı dîn ile olur bir milletin ihyâsı!”

Ramazan ‘ihya’ edilir! Peki tövbe istiğfarlarla ihya olur muyuz, tövbelerimiz günahlarımıza mağfiret eder mi? Sevap günah cetvelini biz tutmazken gözyaşları günahlara kefaret midir?! Toplum olarak Modernizm bataklığında bu denli kıvranıyorken tehdit altında olan imanımızı kurtarmak adına tahkiki iman esasları neden anlatılmaz?! Tabii hocaların eteğindeki taşlar belli, maalesef ki diyanetin ezberci sistemi eğitimcileri de sığ, pesimist, kabullenici ve teslimiyetçi bir anlayışla yetiştirdiği için kerametleri kendinden menkul...

Gerçekle hiçbir irtibatı olmayan televizyonlar!

Necip Fazıl üstadın deyimiyle “fuhşiyat gazetesi, muzahrafat kanalı televizyonu”... Üstâd bugünleri görseydi çok daha dehşet dizeler yazardı..! Televizyonlar tamamen bir Türk-İslâm kültürünü yok etme aracı olarak hizmet görüyor! Birtakım seçilmiş sapkın, dalaletteki, gösteriş meraklısı, hiçbir ilke ve inanca, kutsal değere tabi olmayan, azgın boğalar gibi bir ruhsuz aile eş iş ilişkileri, servet düşkünü şen dullar, karı-koca arama, sevgili bulma üçgeninde hem kendi hayatlarını ve ahretlerini feda ederken, izleyenlerin de hayatlarını pespaye bir şekilde teşhir ediyor. İzleyicinin de zıvanadan çıkarak hayatlarına tatbik etmek istedikleri bu düzen sonucu sokaklar sapık, eşcinsel, katil ruhlu, cani, manyak, keş daha doğrusu olabilecek en aşağı seviyede tipleri doluyor. Televizyonların topluma diz boyu rezillik sundukları yetmiyor gibi bunları Türk ve İslâm coğrafyasına satmalarıyla övünmeleri işin çok daha dehşet bir boyutudur!

“Duânız yoksa ne ehemmiyetiniz var?!”

40 yılı devlette geçmiş 63 yıllık hayat tecrübemizle Ramazan Bayramı’nda Suriye-Irak-İran üçgeninde çok büyük tehlikelere, hattâ bayramın kana bulanması tehdit ve tehlikesine karşı necip milletimizi bir kez daha uyarıyor, dualarımızla Rabbil âlemine sığınarak, tüm insanımızın birlik ve beraberlik içinde daha güçlü olacağı şuuruyla hayırlı bayramlar diliyorum.

 WhatsApp İhbar Hattı

0530 200 00 96

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23