Bir Gençlik, Bir Gençlik, Bir Gençlik!..

28 Aralık 2018 Cuma

Hayırlı Cumalar kıymetli dostlar. Edebi bir hayatın hasretinin arttığı günümüzde, edebiyat âleminin üst makamından merhum üstadın gönül hanesine bir yolculuk yapalım…

“Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik arıyoruz!..

Devlet ve milletinin büyük çapa ulaşmış, yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, Allah’ın Kur’an’ında «belhüm adal» dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik!..

Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün “dikey”leri “yatay” hale getirecek bir nida kopararak “mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik!..

Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik!..

Halka değil hakka inanan, meclisinin duvarında “Hâkimiyet Hakk’ındır” düstûruna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta ve halis hürriyeti hakka kölelikte bulan bir gençlik!..

Emekçiye “Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardımcı olamazsın(!) ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başıboş bırakılamazsın!”, kapitaliste ise “Allah buyruğunu ve resûl ölçüsünü kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın!” ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik!..

Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan, bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan Batı adamının bulamadığını, Türkün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta Batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını çözecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin İslam’da olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik!..

“Kim var?!” diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik!..

Can’ını boş uğraşlarla hiçe sayan değil Can’dan can, Hakk’a teslim bir gençlik!..

Can taşıma liyakâtini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir gençlik!..

Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı fark edecek kadar gözü keskin bir gençlik!..

Bugün, komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kağıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhuş albümü gazetesi, şaşkına dönmüş ailesi ve daha nesi ve nesi, hasılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik!..

Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara «Siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanlarısınız! Gerçek Müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!” diyecek ve gerçek Müslümanlığın “ne idüğü”nü ve “nasıl”ını gösterecek bir gençlik!..

Tek cümleyle, Allah’ın, kâinatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı sevgilisinin âlemleri manto gibi bürüyen eteğine tutunacak, O’ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik!..

Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodamanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim, manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır.

Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! 

Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

Allah’ın selâmı üzerinize olsun!

WhatsApp İhbar Hattı: 530 200 00 96

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Oku mayınOku mayın3 ay önce
    Hangi gençlik Kur'an'ı fön müziği olarak dinleyen , Kur'an meali okumayan , dini mesaj dini haline getiren bir gençlik . Bu mesajı bin kişiye ulaştıran cennette yeri hazır. ahmaklar kontur den payımız mı var.
  • la edrila edri3 ay önce
    mâvilikleri içinde varlığı en temiz ruhlardan daha temiz, düşüncesi çağın bütün problemlerini çözecek kadar güçlü, sînesi meleklerin gönülleri kadar yumuşak ve iradesi cehennemler karşısında dahi "pes" etmeyecek kadar sağlam, ideal bir nesil bekleyip durduk. Hakk'ın inayetinin temsilcisi, böyle bir neslin geleceğine dair ümidimiz olmasaydı, upuzun bir boşluk döneminde ye'se kapılmadan, çözülüp dağılmadan varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildi. Nebilerin vadinde, velilerin sırlı ifadelerinde onunla tanıştıktan sonra, her gece düşlerimizde onunla selâmlaştık, her gün hülyâlarımızda onunla coştuk ve geldik bu günlere ulaştık.Çehrelerinin akı, kurtuluş günümüzün sabahı bu ay yüzlüler, hayallerimize girecekleri âna kadar gündüzün geceden farkı yoktu; bizler de bu karanlık âlemin uyur-gezer hayaletleriydik. Şafaklarımız onların emareleriyle tüllenince, daha çok bir mezarı andıran bu düşkünler diyarı da güllerle, çiçeklerle kızarmaya başladı. Eğer bir muhalif rüzgâr esmezse, onların ağızlarının suyuyla bir gül bahçesine dönen yamaçlarımız, gelecekte bütün insanlık için, ruhun, manânın tütüp durduğu, dolayısıyla da huzûr ve itmi'nanın soluklandığı, ötelere açık tenezzüh yerleri haline gelecektir.Geleceğin dünyâsı onlarla o kadar aydınlıktır ki, o aydınlık çağa göre ay, ancak bir zerre, güneş, o devrin kutlularının geçtikleri yerlere ışık saçan bir kandil, varlık bu iklîmde, okunaklı bir kitap ve muhteşem bir meşher, dörtbir yanda duyulan nağmeler de peygamber kardeşliğine namzet bu kudsîlerin dokunaklı sesleridir.Onların yaşadığı zaman diliminde söz pazarları bulaşıklardan temizlenir; azgınların ağızlarına gem vurulur, bütün başıboşların ipleri çekilir.. söz, söz sultanlarıyla buluşur, tanışır ve âlem onların soluklarıyla dolar-taşar.Evet, onlar, bir kere İsrafil gibi sûra üfleyince, birkaç asırdan beri kendilerini ölüm uykusuna salmış ne kadar uyur-gezer varsa birdenbire dirilecek.. o güne kadar rüyâlarla teselli olan bütün bahtsızlar uyanacak; şurada-burada hırıltılarla dolaşıp duran ve şeytanın ümitsizlik bestelerini seslendirenlerin de sesleri kesilecektir.Onlar, bütün peygamberlerin mutlak vârisi, insanlığın iftihar tablosu Nebiler Sultanı'nın da en has mirasçıları olduklarından, bir manâda, tıpkı o ufuk insan gibi, Âdem Nebi'den sadakat ve vefâ, Nuh peygamberden azim ve kararlılık, Hz. İbrahim'den hilm-u silm ve teslimiyet, Musa (as)'dan mücâdele ve fütüvvet, Hz. İsa-Mesih'ten mülayemet ve müsamaha tevarüs etmişlerdir.Dünden bugüne bu vasıflardan sadece birkaçıyla bile çok ölü gönüller dirilmiş ve çok ümranlar kurulmuştur. Bunların bütününün bir anda ve bir kadroda bulunması, vesilelik açısından yeni bir "ba'sü ba'de'l-mevt" için öyle müthiş bir kuvvet kaynağıdır ki, bu kaynağı temsil edenler, bugün olmasa da yarın, zirveleri tutup insanlığın kaderine hükmedebilirler.. elverir ki, Cenâb-ı Hakk'la, aralarındaki mîsâkı bozup çeşit çeşit inhiraflara düşmesinler...Evet, bugün insanlık yeni bir kurtuluş bekliyor. Öyle anlaşılıyor ki, dünyâ çapındaki bu büyük işi gerçekleştirecek yegâne güç de çağımızda, Hakk rahmetinin temsilcileri sayılan peygamber vasıflarıyla serfirâz bu altın nesil olacaktır ve ilklerinkine yakın bu şeref berâtının sonu da bunların ünvanlarıyla mühürlenecektir.Yer yuvarlağı onların çevkanlarının ucunda, yaratılış gâyesine uygun çizgiyi bulacak ve felek onların destanlarını mırıldanıp duracaktır. Bunlar sayesinde yeryüzü, son bir kere daha bilgisizlik ve görgüsüzlükten arındırılacak; küfür ve dalâlet, cehâlet ve hayâsızlık Kaf dağının arkasına atılacak ve öteden beri, sâlim düşüncenin değişmez, tükenmez kaynağı ve Kudret-i Sonsuz'un en son mesajı Kur'ân, bütün ışık tayflarını sanat ve ilimlerin önüne sererek, sanatkâr ve ilim aşıklarına onların mübarek gayretleri içinde iman ve ma'rifet zevklerinin en erişilmezlerini duyuracaktır.Yaşlı dünyâ ve kaddi bükülmüş insanlık onlar sayesinde, ruhu kendine has çizgileriyle, düşünceyi ötelere ait derinlikleriyle, iradeyi o baş döndürücü çap ve çalımıyla, son bir kere daha görüp tanıyacak, müşâhede edip anlayacaktır.Ey, henüz ufukta küçük bir belirti iken, gönüllerimize ışık ve ümit salıp, dillerimizin bağını çözen mukaddes nesil ve ey mübârek solukları, asırlardan beri ciğeri yanmış sevdalıların merhem ve tiryaki nurlu gençlik! Kalk, seninle temsil edilen manâdan gözlerimize ışıklar çal ve yalancıların mumlarını söndür! Kalk, hasretle yolunu bekleyenlerin, hicranla inleyenlerin âhlarını dindir! Kalk ve arslanlar gibi öyle bir kükre ki, çakallar bir daha görünmemek üzere inlerine girip saklansınlar ve yedi cihan senin velvelenle dolup taşsın! Kalk, Yaratan aşkına, gençliğinin hakkını ver ve karakuralara kendini ispat et! İspat et ve aç herkese sîneni açabildiğin kadar; kalmasın kinin, nefretin bozguna uğramadığı bir tek yer! Öyle insanca davran ki, yılanlar, çıyanlar bile utanıp deliklerine girsinler! Kalk, önümüzü kesen ve istikbal adına endişelerimizi sarsan, ne kadar karanlık düşünce, sis ve duman varsa, hepsini elinin tersiyle bir tarafa it ve bize, aşk, ümit ve mürüvvet neşideleri söyle! Söyle ki, artık kabuslu rüyâlardan ve baykuşca çığlıklardan usandık!

Günün Özeti