THY - İmaj

Bir fincan kahvenin hatırı 40 yıl! İki fincan kahvenin hatırı?..

13 Mart 2018 Salı

Kahve Allah’ın mucize gıdalarından birisi!

Tabii hangi kahve? Türkiye’de pek çok kahve çeşidi var!

Üretim mahalli, saklanma koşulları, toz hale gelmesine kadar pek çok yol kat ediyor ama en önemlisi kavrulması... Evet işin püf noktası burada çünkü yakılan her şey kavrulan her şey 40°’nin üstüne çıktı mı trans hale geçer yani kanserojen oluşumlar ortaya çıkar... Ortodoks  tıp böyle söylüyor!

Bu yanmalar sadece kahveyle ilgili değil yanan patatesin cipsinde de yanan kebaplarda da ısıl işlemi gören her gıdada bu tehlikeyi belli derecelerde hissedebilirsiniz ve bunlar hayatımızda çok büyük etkileşimler de bulunur ve çözümsüz hastalıklara sebep olur.

Evet şaka falan yapmıyoruz bunlar hep kanserojen tehlikesi olan ürünler..

Türk kahvesi nasıldı?

 Kanuni Sultan Süleyman Viyana seferinde yanında çekirdek kahve getirmişti Viyana sokaklarında Türk Kahvesi lokumuyla suyuyla hâlâ meşhurdur ama bu kahve hangisi biliyor musunuz?

Türklerin içtiği Osmanlı kahvesi!

yani Çiğ yeşil kahve, Kakule, üzüm çekirdeği ve Menengeç kullanılarak yapılan kahve Türk kahvesi denilen Osmanlı kahvesidir ve bunların hepsi un haline getirilene kadar taş bir dibek içinde dövülür ve ondan sonra kahve yapılırdı. İşte Türk’ün içtiği Osmanlı kahvesi budur!

Kısaca bugün içerilen bir arada light kahveler kesinlikle Türklükle ve kahve ile alakalı değildir birer oyundur!

Mucize bitkiler:

Çiğ kahve, kakule, üzüm çekirdeği, Menengeç!

Bu Çekirdek olan bitkiler bağışıklık sistemini güçlendirecek muhteşem gıdalardır. Bunun yerine bize sunulan piyasada satılan ikisi 3’ü, 4’ü bir arada gibi adlarla anılan Kahve türleri ise neslimizi yok edecek kadar astım, allerji, kısırlık, siroz, obezite gibi pek çok rahatsızlıkların ana sebebidir. 

Hayat ve iki fincan kahve!

Bu kahve sohbetinden sonra gelin kahvenin bize vereceği dersi hep beraber paylaşalım kalan ömrümüzü güzel görüp güzel düşünüp hayatımızdan lezzet alarak sağlıklı yaşayalım...

Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,

Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,

O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…

İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikâyesi..

Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonra da kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…

Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.

Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.

Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler.

Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.

Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar… Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;

‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.

Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.

Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.

Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. Şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.

Çocuklarınızla oynayın.

Sağlığınıza dikkat edin.

Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.

Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.

Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.

Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.

Gerisi hep kumdur…’

Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; ‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’ Profesör gülerek cevaplar; ‘Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’

Son söz: mutlaka Türklerin içtiği Osmanlı dibek kahvesini hayatınızın bir parçası yapınız! Bir arada diğer light bir arada kahve türlerinden kesinlikle çocuklarınızı koruyunuz!

Silkinelim ve kendimize gelelim!

Sağlığınızı asla ertelemeyin ve ötelemeyiniz!

Kendiniz, aileniz, çocuklarınız, sevdikleriniz ve dostlarınız tenis topundan daha değerlidir unutmayınız ve asla ihmal etmeyiz!!!

WhatsApp ihbar hattı: 053020000 96

 

YORUM YAZ