• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

Türk Cumhuriyetlerinin ve Kafkasların dikkatine!!!

19 Eylül 2018


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

Bütün dikkatlerin İDLİP üzerinde yoğunlaştığı günümüzde, Arap Yarımadası, Ortadoğu Coğrafyası, Suriye’nin parçalanması mevzuunda, Emperyalist devletlerin Afganistan, Irak, Kuzey Afrika ülkelerini, Arap baharı bahanesiyle parçalarken, dünyada yeni taraflar ve yeni eksenler oluşmaktadır.

Çin, Rusya, ABD ve AB ülkeleri, pastadan değişik boyutta parçalar koparmak üzere ittifaklar oluşturmaktadır. Etrafımızdaki ateş çemberine rağmen, Doğumuzda Kafkasya, Azerbaycan, Gürcistan, Çeçenistan, Dağıstan, İnguşetya, Tataristan, Kuzey Osetya, Mahaçkale gibi Rusya içerisinde kalan, Türkiye’ye dost ve kardeş ülkelerde de, özellikle Azerbaycan, Dağıstan ve tüm Kafkasların 15 Eylül Cumartesi günü, Azerbaycan’ın kuruluşunun 100.Yıl seneyi devriyesi için Başkanımızın Azerbaycan’a gitmesi, BÜYÜK ÜMİTLER VE BEKLENTİLERE VESİLE OLMUŞTUR. 

Bundan 60/70 yıl önce, bu yukarıda saydığımız ülkelerin, hiç birisine gidip gelmek mümkün değildi. Aradaki demir perdeler bu kardeş ülkeleri bir birinden 100 yıldır koparmıştı. Osmanlının en son yıkılış döneminde kazandığı savaş, 100 yıl önce tescillenmiş olan bu savaştı. Bakü’nün başkent yapıldığı iki devlet bir millet diye, bir daha çıkmamak üzere Kafkasya’daki varlığının devamını, net bir şekilde göstermiştir. Bu birlikteliğin 100 yıldır devam etmesi, geçen yüzyıldan itibaren değil, önümüzdeki nice 100 yıllara kadar, Türkiye’nin Kafkasya’daki varlığının hayati devamıdır ve milli bir stratejidir. 

Osmanlı’nın dağılma sürecine girdiği 1918’de, parçalanmaya yüz tuttuğu dönemde bile, vefalı dost, sadık millet ve Osmanlı, bu zor döneminde, Azeri kardeşlerinin imdadına koşuyor. Azeri ve Türk Kardeşler birbiriyle o kadar iç içe olmuşlardı ki; bütün ülkeler Türk, Müslüman Azerbaycan’ın yalnız bırakılması için Rusya, İngiltere ve Almanya beraber gayret sarf etmelerine rağmen, sadece Osmanlı Devleti ve Azerbaycan’ın milli hükümeti buna direndi.

Osmanlı Devleti’nin stratejileri ve kahraman Nuri Paşa’nın, eşi benzeri olmayan askeri zekası ile kent işgalden kurtarıldı ve ilk defa Azerbaycan payitaht yapıldı. O günkü zamanın başbakanı Fetali Hoylu şunları söyledi: Azerbaycan ve Osmanlı askerlerinin kanları, bugün birbirine karıştı. Bu millet Osmanlıyı hiçbir zaman unutmayacak. Türk ordusunu ve Nuri Paşa›yı hiç unutmayacak dedi. 

Nuri paşa da heyecanla kalkıp şu sözlerle cevap verdi: Azerbaycan uğruna şehit olmak şereftir, gerekirse yine savaşır, yine şehit oluruz. İşte Türk ve Azeri kardeşliğinin geçmişteki başlangıcı, kanların toprağa karışması ile bu şekilde temelleri atılmış bir zeminde oluşmuştur. Aradan geçen bu 100 yıl içerisinde bu iki kardeş devlet arasında, çok sıkı işbirliği devam etmektedir. Biz bugün Azerbaycan’ı, Türkiye›nin bir parçası olarak görüyoruz. Azeri kardeşlerimizi de, hakiki Türk kardeşlerimiz olarak görüyoruz.

1993 yılında rahmetli Özal’ın Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde yapmış olduğu seyahatinde, Azerbaycan’da Haydar Aliyev daha henüz Nahçıvan’da iken, Ebulfez Elçibey Bakü’de olduğu bir zamanda, ziyaret etmek bize de nasip olmuştu. Rahmetli Haydar Aliyev’i Nahcivan’da da ziyaret etmiştim.

Elçi beyin vefatından sonra, Haydar Aliyev Cenapları Nahçıvan’dan, Bakü’ye geldi. Kendisine tekrar ziyarete gittiğimizde, ilk üniversite açılması için, Kafkas üniversitesinin yerini bize tahsis etti. Azerbaycan Devlet Televizyonu içinde, STV’ye yayın yapmaları için yer ve imkan sağladı. Ne yazık ki bu yaptığı işleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti için yaptığını zannederken, o tarihten itibaren pek çok okul ve imkanı farkında olmadan FETÖ’ye vermişti. Üniversitenin ilk rektörü Zafer Ayvaz’dı. 

Bugün için kırmızı bültenle aranan bu şahıs, o gün için Azerbaycan da, bir dost ve kardeş zannediliyordu. Türklere olan yılların hasretiyle, Azerilerin ve rahmetli Haydar Aliyev’in, FETÖ ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini o gün ayırt etmesi, mümkün olamazdı.

Gürcistan’da da, Şavardnadze’nin başkan olduğu dönemde, Demirel’in araya girmesi ve kefil olmasıyla, Demirel Koleji ve Uluslararası Karadeniz Üniversitesi açıldı. Üniversitenin başına gelen rektör ve öğretim üyelerini özellikle hepsini FETO kendi seçip görevlendirdi.

1995 yılından itibaren, diğer Türk Cumhuriyetlerinde de, bunun gibi okul ve üniversite yapılanmaları, pek çok adet zincirleme bir şekilde, o ülkelerde açılımları devam etti. 

Bu uyarıyı şunun için söylüyorum: TİKA ve Maarif Vakfı o yıldan itibaren bu eğitim kurumlarından mezun olanları, devlet kademelerinden temizlemesi, ikili anlaşmalarla o ülke yetkilileriyle birlikte, FETÖ metreler oluşturarak, araştırmaları ve temizlemeleri ortak yapılmalıdır. Bizim için tehlike oluşturan FETÖ, kardeş ülkelerimiz için de tehlike olarak geçerlidir. 

Şu anda 25 yıldır o ülkelerdeki FETÖ elemanları, üst düzey görevlere gelmiş olduğu için Türkiye ve o ülke halkı, FETÖ tarafından kuşatılmıştır. 1993’ten günümüze kadar geçen süre içerisinde, yüzlerce FETÖ anlayışında ve felsefesinde yetişmiş, üniversiteden mezun olmuş elemanlar, devlet kademelerinde çoktan yerini almıştır. Yıllarca demir perde ülkesinin baskısı altında kalıp, henüz kurtulmuş olan bu kardeş ve genç Türk  Cumhuriyetleri, bu sefer de FETÖ’nün eliyle ABD’ye ve NATO’ya kaptırılmaması ve kendi ayakları üzerinde durması için bu uyarıyı kardeşlerimize yapmayı kendimize bir borç bildik.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23