• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

Hacca gitmeyi boykot değil, zalim işbirlikçilerini boykot zamanı gelmiştir

23 Ağustos 2018


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

İslam dünyasının bugünkü sıkıntılı duruma düşmesinin, Türkiye’nin ABD tarafından yapılan darbelerle sarsılmasının baş müsebbibleri arasında, hiç kuşkunuz olmasın ki Mısır ve Suudi Arabistan’ın başındaki ahmak yöneticileri vardır. Bunların, Türkiye’nin yıkılması için ellerinden gelen her türlü kötülüğü ABD ile birlikte, ortak olarak canla başla yaptıkları, apaçık ortadadır.

Zaten Katar’a yapılan boykot uygulaması da, bunların içinde bulunduğu 4 Arap ülkesinin boykotuyla gerçekleşti ve maskeleri düştü. Katar’ın ortaya çıkardığı ve yayınladığı kütüphanedeki, Suudilerin ihanet belgelerinden kaynaklanıyor. Katar’ın yeni açılan milli kütüphanesinde, Suudi Arabistan’ın İngiltere ile işbirliği yaparak, Müslümanların nasıl arkadan hançerlendiğini gösteren belgeler de yeni yayınlandı. 

Körfez krizinin ardından, Katar’a yaptırımlar devam ediyor. Utanmadan sıkılmadan ışıklı dünya küresinin üzerine ellerini basarak, dünya Sulh’unun hizmetinde, Suudi Arabistan, Mısır ve Trump’ın el bastıkları ve hamisi olduklarını ve dünya Sulh’unu temin ettiklerini açıkça beyan ettikleri sahneyi, hiç unutmamamız ve çok dikkat etmemiz gerekir. 

Osmanlı’ya karşı tavrı ile birlikte Vahhabiliğin Hindistan’da yayılması ve İngiltere ile olan ilişkileri, Katar’ın yeni açılan milli kütüphanesinde yayınladığı belgeler ortaya çıkınca, Suudiler bu belgelerden çılgına döndü. Bu belgeler tarihe ışık tuttuğu gibi, İslam dünyasının uyanmasına vesile olunca, Katar’a karşı uyguladıkları boykot meselesi de, bu sebeple başlamış oldu. Kâbe imamı Sudeysi’nin açıklaması da, (ABD ile biz birlikte dünyanın kurtuluşu ve selameti için çalışıyoruz) açıklaması, zilletin ve ahlaksızlığın tuzu biberi oldu.

En son ABD’nin talimatıyla, Suudi Arabistan’ın PKK’lılara yapmış olduğu 300 TIR silah yardımı ile İran’ı kuşatma altına almaya çalışıp, Suudi Arabistan ile İran’ı çatıştırmaktır. Türkiye›nin elindeki koz ise: Mekke ve Medine yönetiminin ve statüsünün değiştirilmesi, tüm İslam ülkelerine bırakılmasını istemektir. 

Diplomaside mütekabiliyet esastır. Karşılıklı taleplerin, Suudi Arabistan’ın bu istekleri karşılanması ilkesine bağlıdır. Riyat Türkiye›ye karşı ABD›nin yanında ihanetine devam ederse, Türkiye’de İslam dünyasını Mekke ve Medine’nin statüsünü ihanet içerisindeki Suudi Arabistan’ın elinden alınması ve ortak bir yönetimle yönetilmesini de dayatabilir. Dünya çapındaki oluşabilecek bu tepkiyi, Suudi Arabistan’a yönlendirebilir. 

Suudi Arabistan dünyayı ve İslam Alemi’ni umursamadan ABD, darbeci Sisi ve İsrail ile işbirliği yaparak, İslam dünyasına sırtını dönerek ihanetlerine açıkça devam ediyor.

Ilımlı İslam vurgusu yapan Suudi Arabistan, İsrail ile olan ilişkilerini de güçlendirme yoluna gitti. Mart ayı başında İsrail’e hava sahasını açmıştı. Şimdi de HAC ve UMRE ibadetlerini yerine getirmek üzere, Kutsal toprakları ziyaret eden Müslümanların tepkisini çeken bir karar daha aldı. Karara göre: HAC ve UMRE organizasyonu İsrail menşeli bir şirkete verildi

Ortadoğu’da İsrail’in ortağı olma çabasına giren Suudi Arabistan yeni bir adım daha atarak, bu amacını pekiştirdi. HAC ve UMRE organizasyonu yapan Suudi şirkete, İsrail menşeli bir şirketi ortak etme kararı aldı. Ortaklık kararı kapsamında İsrailli şirket, HAC ve UMRE ibadetleri için, Suudi Arabistan’a gelen ziyaretçilerin bütün bilgilerini toplayarak, kendinde saklayacak. Geçtiğimiz ayın başlarında, İsrail’e hava sahasını açan Arabistan yönetiminin bu adımı, tepkiyle karşılanmıştı. İsrail başbakanı Bünyamin Netanyahu, Suudi Arabistan’ın Hindistan’dan İsrail’e giden uçaklara, hava sahasını kullanma izni verdiğini açıklamış ve olayı doğrulamıştır. Meşru Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbe hareketinden sonra, Suudi Arabistan’ın açık bir şekilde ABD’nin talimatıyla 20 milyar dolara yakın, darbeci Sisi’ye yapmış olduğu karşılıksız yardım, açıkça bir ihanet olduğunu ABD›nin kölesi olan Suudi Arabistan›a karşı bir misilleme yapılması gerekliliğini ortaya çıkardı

Darmadağınık olan İslam milletleri, Dünyanın her tarafında birbiriyle irtibatsız, organizesiz Müslümanlar bir araya gelmeli ve tepkilerini ortak bir şekilde ortaya koymalıdır. Kutsal olan Mekke ve Medine Haremi Şerif’dir ve ümmet bu konuda tepkilerini ortaya koyup, Suudi Arabistan’ın diktatör ABD yandaşı, köleleştirilmiş Kral ailesine karşı tepki vermelidir. Mısır ve Suriye’de yaşanan katliamlara karşı, Burma, Arakan, Bosna, Suriye, Çeçenistan, Afganistan, Irak, Doğu Türkistan gibi ülkelerde İslam dünyasının yetersizliği ve tepkisiz kalması, en azından Suudi Arabistan’a karşı ve HAC mevzuunda bir araya gelerek, Suudi Arabistan’ın kontrolünden, İslam Alemi’nin meydana getirdiği bir kurul şeklinde yönetimine verilmesi, talep edilmelidir.

Mekke ve Medine, Kral ailesinin tapulu mülkü değildir. Bu hususta ABD ile işbirliği yapması, İsrail ile ortak hareket ederek Mescidi Aksa’ya ve Filistin’e ihaneti desteklemesi de, Katar’a yapılan boykot tavrı da sorgulanmalıdır. 

Kral ve ailesinin, uluslararası mahkemelerde sorgulanması ve yargılanması gerekir. 

HAC’CA GİTMEYİ BOYKOT DEĞİL, ZALİM İŞBİRLİKÇİLERİNİ BOYKOT ZAMANI GELMİŞTİR. Hacılarımızın HAC harcamaları ve kurbanları, kafirlerin ve zalimlerin kasasını doldurmaktadır.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23