• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

Dokunulmayanlara dokunmak, konuşulmayanları konuşmak

27 Şubat 2018


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

 

1976'da çekilen Çağrı filmini seyredenler, İslam tarihini özet olarak çok güzel şekilde kısa yoldan anlamış olurlar. Başlangıcından itibaren, Peygamber Efendimiz (s.a.v) hayatını ve İslam dünyasının nasıl şekillendiğini, Mekke dönemindeki çile çekenleri, Medine dönemindeki 2. merhale olan İslam Site Devleti’nin kuruluşunu safha safha anlama imkânını elde edebilirler. 

Peygamberler bulundukları toplumun önderleri olarak, özgürlük savaşçılarıdır. Önce beyin ve ruh inşa ederler, kalplerdeki ve ruhlardaki pasları ve putları, zincirleri söküp atarlar. İşe önce tasfiyeden başlarlar ve inançları inşa ederler. Onlar kâinatın sahibi olan Yüce Allah’ın büyüklüğünü insanlara gösteren, anlatan büyük öğretmenler ve kahramanlardır. 

Kimsenin cesaret edemediği putlara dokunur, konuşulmayan sözleri konuşurlar. 

Gazetecilerin bugün ellerinde bulunan toplumu yönlendirme ve etkileme imkânı, Allah’ın onlara vermiş olduğu bir fırsat olarak büyük bir görevdir. Sadece belli kitleleri memnun etmek ve belli grupların görüşlerini dikte etmek, geçim kaynağı olarak işini değerlendirmek değildir. Kalemini ustaca kullanarak, yapılması gereken hak ve hakikate tercümanlık görevi ise, kutsal bir görevdir. 

Algı operasyonları ile yanlışı doğru, doğruyu yanlış göstermek, bu büyük imkânı maddi menfaat adına ve şöhret adına suiistimal etmek demektir. Gazeteciler bir yönüyle konuşulmayanları konuşacak, dokunulmayanlara dokunacaklardır. 

Bilali Habeşi’nin kızgın kumlar üzerinde, ağır taşlar altında yapılan işkencelere rağmen dayanıp, eski sapkın putperest anlayışa dönmemesi, kendisine dayatılan Hübel putuna karşı, La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah demesi, diğer taraftan Ammar ailesinin işkencelere rağmen puta inanmadığını tekrar tekrar söylemesi ve kararlı olması, doğru olduğuna inandığı İslam anlayışından vazgeçmemesi, İslam’ın ne kadar doğruluk ve kararlılık gerektirdiğinin açık bir örneğidir

Bugüne kadar gördüğümüz en tehlikeli ihanet şebekesi olan, FETÖ’nün altyapısını 96 yılından itibaren tekrar tekrar anlatmama rağmen, bu güçlü yapının hiç hiçbir şekilde dokunulmaz olduğunu düşünenler, bu işi örtbas ettiler ve böyle bir ihanetin olmadığını yayınladılar. 

Bazı etiketi büyük siyasilerin veyahut da kamu kurumu mensuplarının tepkisini çekmemek ve onlarla iyi ilişkilerini devam ettirmek üzere, ihaneti görmezden geldiler ve olayların üstünü örttüler. 

İhaneti işleyenler kadar, ihanete kucak açanlar, görmezden gelenler de aynı derecede yardım ve yataklık yapmaktan suçludurlar. 

15 Temmuz’dan sonra açıkça görülüyor ki; bu ihanetleri örtbas edenler, kuvvet komutanlarının yaverlerine, hatta Cumhurbaşkanımızın koruma müdürlerine kadar, gövdenin içine girmiş ve sessizce uyuyan hücreler halinde fırsat kollamışlardır. Ağacın kurdu kendi cinsindendir

Kimsenin dokunmaya cesaret edemediği kuvvet komutanlarının, Genelkurmay başkanlarının dahi, yargı karşısında hesap verdiği ve mahkûm edilebildiği bir ülkede, dokunulmayan tek kurum üniversiteler ve YÖK’tür.

Eğer FETÖ yapılanması, bütün kurumlara girip oraları ele geçirmede, çok değişik metotlar kullanarak yol bulabiliyorsa, YÖK ve üniversiteler kesinlikle FETÖ’nün en son kaybedeceği ve elinden alınması en zor olan bir kurumdur. 

Yani kısacası üniversiteler ve YÖK’e, 17/25 ve 15 Temmuz hadisesinden sonra ciddi bir operasyon yapılmamış, göstermelik birkaç değişiklikle operasyon yapılmış gibi gösterilmiştir.

Şişe ne kadar yeni olsa da, içindeki su bayat ve kokuşmuştur. Oralardaki korkunç FETÖ yapılanması, aynı zamanda medya ve yargı yönüyle de senkronize bir şekilde çalıştığı için, bu operasyon ve temizlik kolay olmayacaktır. 

Allah’ın bize lütfettiği ve fedakâr Akit gazetesinin de, bize verdiği köşe yazarlığını değerlendirmek üzere, değişik üniversitelerden profesör ve öğretim üyesi kardeşlerimizin, feryat figan eden FETÖ karşıtı vatanperver hocalarımızın sesini ve ellerindeki belgelerini doğrudan Cumhurbaşkanımıza ve ilgili bakanlarımıza duyurmak üzere, FETÖ’nün buralarda hâlâ devam etmekte olan yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlüklerini, gündeme getirmeyi üzerimize alıp, bir gazeteci olarak üstlendik. İşte dokunulmayanlara dokunmak ve konuşulmayanları konuşmak, gerçek gazeteciliktir.

Gönül isterdi ki yurt içi ve yurt dışında, Türkiye’ye karşı karalama yayınları yapan FETÖ ye karşı, özellikle TRT 1 ve TRT Haber gibi millete malolmuş görsel medyayı da, en etkili bir mücadele şekli olarak kullanabilelim. 

Pek çok ülke televizyonlarından FETÖ ile ilgili program ve röportaj teklifleri almama rağmen, özellikle TRT 1 ve TRT Haber boykotunun şahsıma karşı hâlâ devam ediyor olması ve diğer yandaş denilen devletin yanında, hükümetin yanında durduğunu ifade eden televizyonlardan dahi, hiçbir şekilde konuşma hakkı tarafıma verilmediğini anlayabilmiş değilim.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23