• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Takva

23 Mart 2024
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

 

 

Takva, maddi-manevi insan hayatının bütününü koruma altına alan bir şuur ameliyesidir. İman, ibadet, amel-i salih ve güzel ahlak ancak takva ile vücut bulur, ancak takva ile mevcudiyetlerini devam ettirir, sürdürür. Bu manada takva dini koruyan örtüdür.

Takva sayesinde, iman, marifete, marifet muhabbete dönüşür. Zevk-i ruhani ancak takva sahiplerinin nasip payıdır.

Takva sayesinde, ibadetler şekil ve davranıştan kurtularak sahibini ubudiyet ve ubudet makamına ulaştırır. İhsan mertebesi ancak takva ile kazanılır.

Güzel ahlakın bütünü, takva ile insanda fıtrata dönüşür; hilkat/yaradılış ile ahlak aynı çizgide, fıtrat çizgisinde buluşur. İnsanın içi dışını, dışı içini yalanlamaz olur. Ya da iç dışta, dış içte kesintisiz yansır.

İnsan, manevi cihetini, takvanın teşrii emirleriyle mamur hale getirirken, hayatın maddi yanını da takvanın tekvini emirlere uyumlu davranmak kısmıyla koruma altına alır. Gerçek takva da zaten budur.

Mutlak manada iyi insan olmak ancak takva ile mümkündür. Takvadan uzaklaştıkça iyilikten fireler de başlar. Takvadan mahrum insan, iyilikten de mahrumdur. Onların bazılarında da bir takım iyi sıfatlar bulunabilir; fakat onların iyilikleri sadece bu sıfatlarla sınırlı kalır, insani yanların bütününü kuşatıcı olmaz. Bu sebeple de onlara, tarifin kendini tarif ettiği ölçüde (efradını cami, ağyarını mani) iyi insan denilemez.

İyi insan, dinini takva ile koruma altına almış bulunan iyi Müslüman demektir. İyi insan ile iyi Müslümanı birbirinden ayrı tutmanın imkanı yoktur. Bunlar birbirinin mütemmimi değil vücudu aslisidir. Öyle de olmak zorundadır.

Bazı iyi Müslüman görünenlerin, özellikle ahlaki değerlerde yaşadıkları zaaflar, onların iyi bir insan olmadıkları gibi iyi bir Müslüman olmadıklarını da açığa çıkarır. Yoksa Müslümanlığın zaafına delil teşkil etmez. Bazı dinsizlerde görünen iyi davranışlar da kaynak olarak dinsizliğe mal edilemez. Bu tür değerlendirmelerde örf, adet ve kültüre dönüşmüş dini emirlerin insandaki etkisi mutlaka nazara alınmalıdır.  

Madde planında yaşanan bilimsel, teknolojik bütün ilerlemeler, yükselişler tekvini planda yaşanan takvanın göstergesidir. Teşrii takvadan mahrumiyetin cezasını insanlar daha çok ahirette görürler. Tekvini takvadan mahrumiyetin cezası ise daha çok dünyada görülür.

İyi insan, nasıl bu iki takva alanındaki kurallara uyması gerekiyorsa, iyi bir Müslümanın da aynı şekilde bu iki alana ait takva kurallarına kayıtsız şartsız uyması gerekir. Medeniyet kurucusu toplumların bireyleri ancak iyi insan ve iyi Müslümanlardan oluşur.

Takva, tehlikeyi bilmek, tehlikeden korkmak ve tehlikeden korunmaktır. Bu üç unsuru, bilmek- korkmak- korunmak içinde barındıran takva pasif bir kabulleniş, pasif bir teslimiyet hali değil, olaylara karşı aktif bir katılımla müdahale anlamına gelir. Ve bu müdahalenin ferdi, ailevi ve içtimai bütün insani alanlara şümulü geniştir.

İyi bir insan, iyi bir Müslüman isek, ferdin ferdi hayatını, ailenin ailevi hayatını, toplumun toplumsal hayatını tehlikeye atan maddi- manevi bütün tehlikeleri önce bilmek, sonra bu tehlikelerden korkmak ve ardından da bu tehlikelerden korunmanın çarelerini aramak mecburiyetindeyiz. Bilmemek cahilliğimizi, korkmamak eyyamcılığımızı, çare aramamak insanlıktan mahrumiyetimizi ele veren olumsuz davranışlar olarak değerlendirilmelidir.

Kur’an, takva sahibi olmayı talep edenlere en doğru, en müstakim bir rehberdir. Takva, ancak Kur’an’ın öğretileriyle kazanılırsa gerçek muhtevasına kavuşmuş olur. Diğer öğretilerin hepsi bu anlamda eksik ve yarım kalır.

Kur’an, takvayı öğrettiği gibi, insani değerler bakımından takvayı bir mihenk, bir ölçü kabul eder. “Allah katında en değerliniz, takvaca en üstün olanınızdır” (Hucurat, 13) buyurur.

Doğrudan İslam’ı gösteren işaret ve alametleri şanlarına yakışır şekilde büyük kabul etmeyi kalbin takvası olarak kabul eder. (Hac, 32)

Peygamberimiz Efendimiz, mübarek kalplerini göstererek, üç kere “takva buradadır” buyururlar. Ve yine, “Allah sizin kalıplarınıza, şekillerinize bakmaz; kalplerinize veya amellerinize bakar” diyerek bize takvanın mahalli olan kalbin önemini hatırlatırlar. 

 

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İzmirli

Latif ağabey şu Süleymançılarla ilgili bir yazı yazsan. Neden hep CHP'ye oy verirler. 14 Mayısta beyanatlari var

Evladı Fatihan

-Ne uğruna yaşanmışsa hayat ondan ibarettir, diye başlayan, Sungur Abi’nin Anadolu’daki Nur derslerinde 500 kereden fazla okuttuğu Latif Erdoğan’ın kaleme aldığı meşhur makale Latif Erdoğan’ın bizzat bulunduğu bir meclisde iftar sonrası ihlaslı bir kardeşimiz tarafından okundu. . Üstadın, Risale-i Nur’un hakikatının bu kadar güzel tavsif ve tarifini duymadım. Kendisiyle tanışmak nasip oldu. Elhamdülillah. Maşallah. Barekallah.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23