• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

FETÖ içi olaylar 

17 Temmuz 2021


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

15 Temmuzu unutmak büyük gaflet, unutturmak ise ihanettir. Devletin bekasına doğrudan saldırı kabul edilmesi gereken bu hain darbe teşebbüsünü, sıradanlaştırmaya, basitleştirmeye çalışmak ise başka değil sade satılmışlığın açık göstergesidir…  

Cevdet, FETÖ elebaşından habersiz hiçbir iş yapmaz. Osman Şimşek’i darp etme olayı da aynen böyledir. Konu gündeme geldiği için düşüncelerimi arz edeyim. 

Osman, bunlar içinde, göreceli de olsa istikametini koruyabilmiş nadir kişilerden biridir. Geçmişinde hal ehliydi. Hitabeti güçlüydü. İzmir’de birden yıldızı parladı. Konferans ve sohbetleri büyük kitleler tarafından muhabbetle takip edilir oldu. Bu durum cemaatin tabanı tarafından hoş bir tablo gibi görülse de idareci kadro tarafından pek de hoş görülmedi.  

Malum yafta Osman’a yapıştırıldı. Osman yoksa kendisine yeni bir cemaat mi kuruyordu? Bu yaftanın patendi her zaman olduğu gibi Mustafa Özcan’a aitti. Mustafa Özcan mevcut rakip gördüklerini değil, muhtemel rakip gördüklerini de hemen bu yafta ile yaftalar, bu yafta ile önce rakibinin elini kolunu bağlar, sonra da yaşlı kurdun önüne yem olarak atar.  

Yaşlı kurt böylesi yemlerden çok hoşlanır ve bunu da en iyi bilen Mustafa Özcan’dır. Osman Şimşek’in İzmir’i terk etmek zorunda bırakılması, Amerika’daki yaşlı kurdun önüne atılması da  aynı oyunun tekrarından ibarettir.  

FETÖ lideri sözde Osman’ı yakınına almıştır. Yani onu pasif hale getireceği zemine hapsetmiştir. Osman bunun farkında mıydı? Elbette farkındaydı. Fakat örgüt bünyesinden koparılıp atılmamak için başka yapacağı bir tedbir de yoktur. Vaktini FETö elebaşının sohbetlerini dinlemek ve yayına hazırlamakla geçirdi. 

Cevdet’in pislikleri ayyuka çıkınca bunu FETÖ elebaşına ulaştırması için kendisinden aracı olması istenir. Osman da FETÖ yanındaki yakınlığını gerçek sanarak bunu kabul eder. Halbuki Cevdet’in bütün pisliklerinin birinci elden patronu da FETÖ elebaşından başkası değildir. Cevdet’e, bu şikayetin kendisine ulaştırılmadan engellenmesini emreder. Çünkü bu tür yolsuzluk şikayeti kendisine ulaştıktan sonra sessiz kalması FETÖ elebaşının güvenirliğini (sanki kalmış mı ki…) zedeler. 

Osman, elindeki şikayet belgesi mektupla FETÖ elebaşının kapısında beklerken karşısında Cevdet’i bulur. Cevdet, Osman’dan bu şikayet mektubunu kendisine vermesini ister. Kabul etmeyince de Osman’ı tartaklar. FETÖ elebaşı olaydan haberi yokmuş gibi davranır. Osman’ı teselli eder, Cevdet’e bunun hesabını soracağını söyler falan… Bildik FETÖ oyunları… Sonunda bedel ödeyen de kendisine hesap sorulan da Osman olur. Neticede döverken ağlayan, zalimliği ve mazlumluğu aynı anda oynayabilen Yahudi karakterli bir paranoyaktan bahsediyoruz.   

İzmir’de, Yüksek İslam Enstitüsü boykota girince, bizi toplamış, boykotu kırmamızı istemişti.  Kabul ettik. İkinci toplantıyı Güzelyalı’daki yurtta gerçekleştirdik. Heyecanlı bir konuşma yaptı. Sözü üstü kapalı, engellenirseniz vurun, kırına getirdi.   

Vehbi Yıldız, kendinden pek beklenmeyen bir cesaretle ve bütün gücüyle bağırdı: Ben mümin kardeşime el uzatamam. O bana vursa bile ben ona vuramam…  FETÖ elebaşı bu çıkış karşısında kıpkırmızı oldu, lal kesildi. Çareyi hışımla toplantıyı terk etmekte buldu.  Birkaç kişi arkasından, ikamet ettiği yere gittik.  

Bana, niye Vehbi’nin ağzını burnunu kırmadın, diye çıkıştı. Dondum kaldım. Vehbi, sözde onun en güzide talebelerinden biriydi. Hafızdı. Güzel Kur’an okurdu. Vaazları, sohbetleri ilgi ve alaka bulurdu. Bir meselede haklı çıkışı onun mazideki bütün müktesebatının bir kalemde silinmesine yetmişti. Zaten bu olaydan sonra da oyalama bazı basit görevlerden başka Vehbi Yıldız’a ciddi bir görev de verilmedi…   

M. Ali Şengül, FETÖ elebaşının, kendisinden sonrası için mavi boncuk dağıttığı en has adamlarından biriydi. Türkiye’de iken, Şengül’ü Samsunlu hoca diyerek göklere çıkarır, yere göğe sığdıramazdı.  Amerika’ya gidince işler değişti. Şengül’ün hitabetinden, sohbetlerine gösterilen ilgiden rahatsız olur oldu. Onun Türkiye’de ikametini engellemek için vazife adı altında ona bütün dünyayı dolaştırttı. Bir Ramazan ayında Şengül, Samanyolu ekranlarında biraz fazla göründü. Derhal bütün vazifelerinden el çektirildi. Bilinen yafta onun boynuna da asıldı. Amerika’ya istendi. O da gitti. Benim de orada bulunduğun sıralarda FETÖ elebaşının her sohbette ona yönelttiği ağır sözler karşısında bu paranoyağın vefasızlıkta nasıl dip yaptığını bir kez daha gördüm. Şengül’ün bu sözler karşısında ezim ezim ezildiğini gördükçe içim ezildi. Şimdi vefat edince hakkında methiye yarışına girdiler. Haydi oradan sahtekar ikiyüzlüler… 

FETÖ’nün bütün karanlık işlerinde, bütün yolsuzluklarında ilk adres daima FETÖ elebaşının bizzat kendisidir. Bu böylece bilinirse, başka failler aramanın, onlarla ilgili spekülatif yorumlar yapmanın abesle iştigal olduğu da bilinmiş olur.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Latif bey bu sümüklünün tıynetimi ne de gğzel anlatmışsınız Teşekkürler
  • Yanıtla

dibindeki düşmanlarını yakan adam

bütün bunlardan fetö' nün çok bağlı bulunduğu m.kemal' e mi, yoksa inönü'ye mi daha fazla benzediğini tahmin etmeye çalışıyor insan. herhalde birincisi.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23