• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Karakaya
Hasan Karakaya
TÜM YAZILARI

Paralel medya, Feyzi İşbaşaran’a niye sahip çıktı?

10 Aralık 2014


Hasan Karakaya İletişim: [email protected]

Dünkü Akit’te de okudunuz... “Küstah İşbaşaran tutuklandı” başlığı ile verdik haberi... Diğer gazeteler de; bu haberi ya “iç sayfa”larına atmışlar ya da hiç görmemişler...

“Paralelci” gazeteler, onların Taraf’ında yer alan “tetikçi”ler ve “Sözcü”ler ise, olayı abartıp; “Önce dayak, sonra tutuklama!.. Eski vekile linç girişimi!.. Organize dayak!” başlıklarını kullanmışlar ama; “daha büyük bir darpı, AK Parti Milletvekili Metin Külünk’ün önlediğini” yazmamışlar!..

Yazmadıkları bir şey daha var:

“Bu ülkede, Cumhurbaşkanı başta olmak üzere insanlara hakaret ve hatta küfür tweetleri atmak serbest midir ki, Feyzi İşbaşaran masum gibi gösteriliyor?”

HAŞİM BEY NE DER BU İŞE?

Haberlerde deniliyor ki;

“Feyzi İşbaşaran, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaretten tutuklandı!”

Bence, o ifadeyi şöyle değiştirmek gerekir: “Feyzi İşbaşaran, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Twitter’a sağladığı özgürlük imkânından mahkûm oldu!”

Özgürlük ve mahkûmiyet!..

Bu, nasıl olur?..

Evet, Anayasa Mahkemesi, “Twitter’a uygulanan yasak” kararını kaldırmasaydı; Twitter şirketi “küfür ve hakaret”leri engelleyecek, dolayısıyla, Feyzi İşbaşaran da bu tweetleri “özgürce” atamayacak ve tutuklanmayacaktı!..

Sen kalkar, “Twitter” denilen şirkete “özgürlük alanı” açarsan, Feyzi İşbaşaran da bu “özgürlük alanı”nı sonuna kadar kullanıp, bu ülkenin “Cumhurbaşkanı”na, “hakaret”ler yağdırır, “küfür”ler savurur!..

Olacağı buydu...

BEN DE MAĞDURUM!

Meselâ, “Twitter denilen şirket”e tanınan özgürlüklerden, ben de “müşteki”yim!..

Sayın Haşim Kılıç, şu satırlarımı; “AYM’ye bireysel başvuru hakkı” olarak kabul edip, “Twitter ile ilgili kararı”nı gözden geçirebilir mi acaba?..

Öyle ya;

Benim “mail” hesabım, “bilgisayar korsanları” tarafından “hack”lendi, o korsan “Ben hack’ledim” diye “tweet”ler attı... Bununla da yetinmeyip, “nüfus cüzdanı”mdaki, “pasaport”umdaki, “basın kartı”mdaki bütün “özel bilgi”lerimi, hatta “telefon numaramı” bile “Twitter”dan yayınladı!..

Hele söyleyin;

Başında Sayın Haşim Kılıç’ın bulunduğu Anayasa Mahkemesi, “Twitter’a özgürlük” tanımasaydı, ben “hakkımı aramak” için Twitter’a müracaat edip, bu “KaraKalpakli korsan”ın bulunmasını ve hesabının kapatılmasını, bir daha da hesap açılmamasını isteyecektim!..

Ama, Anayasa Mahkemesi, onlara bu özgürlüğü tanıyınca şikâyet edemiyoruz!..

Onlar da;

Bu ülkede “taşların bağlandığını, köpeklerin de salıverilip, özgürce dolaştığını” çok iyi biliyorlar ki; insanların “özel bilgi”lerini “Twitter”larda paylaşıyorlar!..

Şikâyetçiyim Haşim Bey!..

“Bu yolu siz açtığınız” için şikâyetçiyim... Söyleyin bana; “Twitter’ı özgürleştirdiğiniz gibi, beni de bilgisayar teröristlerinin elinden kurtarıp, özgürleştirebilir misiniz?”

Görüyorsunuz, son derece “insanî bir talep”te bulunuyorum...

Daha önce de yaptığım gibi!..

Ama siz ne yaptınız?..

“İnsanî talep”lerimi ve “dostça uyarı”larımı “hakaret” telâkki edip, “aleyhimde” dâvâ açtınız!..

Canınız sağolsun!..

Yalnız, beni “sanık sandalyesi”ne oturtmadan önce; “Twitter’a özgürlük” kararınızı yeniden gözden geçirirseniz çok sevinirim!..

“Twitter manyakları” ne kadar özgür ise, bir “gazeteci” olarak, ben de o kadar özgür olmak istiyorum!..

Çünkü o “manyak”lara, o “kuş beyinli”lere, o “haysiyet cellatları”na, o “itibar suikastçıları”na, o “klavye tetikçileri”ne, o “karakter katilleri”ne özgürlük yolunu açan sizsiniz!..

KOZMİK ODA OLAYI!

Bu “özel maruzatımı” bildirdikten sonra, dönelim “Feyzi İşbaşaran olayı”na!.. Bu olay, bir “tutuklama” olayından çok daha öte, “içinde birçok olayı barındıran kompleks bir olay”dır!..

Bu olayın “öncesi” de vardır!..

Ve ucu, taa “Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast girişimi”ne ve “Kozmik Oda”ya girilmesine kadar gider!..

Anlayacağınız;

“Çetrefilli bir olay”dır!..

Buyrun, “yumağı” çözmeye çalışalım...

Hatırlarsınız; 19 Aralık 2009 tarihli gazetelerde “Albay Erkan Y.B. ile Binbaşı İbrahim G’nin, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın evinin etrafında şüpheli davranışlarda bulunmaları” sebebiyle yakalandıklarına dair haberler yer almıştı...

Bu olay üzerine, 25 Aralık 2011 Cuma günü, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, devletin “gizli belge”lerinin bulunduğu Özel Harp Dairesi’ne bağlı Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nın “Kozmik Oda”sında soruşturma ve arama yapılmasına karar verdi!..

11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Kadir Kayan, Özel Yetkili Savcı Şemsettin Özcan ve Savcı Mustafa Bilgili, bu karar üzerine “Kozmik Oda”ya girdi ve “arama” yaptı!..

İŞBAŞARAN SAHNEDE!

İşte tam o günlerde, yani 24 Aralık 2009 tarihinde, “AK Parti Erzincan Milletvekili Feyzi İşbaşaran” çıktı sahneye ve “Arınç’a suikast girişimi” iddialarıyla ilgili tartışmalara katılıp; çıktığı NTV ekranında “Emniyet’te çeteler var” deyip, ekledi:

“Polisin içinde 3-4 grup var. Tarikat var, bunun karşıtı var... Emniyet müdürlerinin bir yerlere gelmemesi için komplo düzenleyen, tarikat karşıtı gruptur. TSK ve hükümete komplo kuran, tarikat karşıtı gruptur. Hükümet ile Genelkurmay’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar. AKP’li arkadaşlarımız da, olayı araştırmadan üstüne atlıyor ve bu beni üzüyor. Hükümetin dikkatli olması lazım.”

Ne var ki; bu sözleri söyleyen Feyzi İşbaşaran, aynı günlerde “sarhoş araba kullandığı ve kendini durduran polislere küfür dolu hakaretler yağdırdığı” gerekçesiyle medyanın diline düştü...

AK Parti MYK da; Feyzi İşbaşaran’ı, aynı gün, “kesin ihraç” talebiyle Müşterek Disiplin Kurulu’na sevketti... İşbaşaran da, “ihraç” kararını beklemeden “istifa” etti...

KİMİ KOLLAMAK İSTEDİ?

Peki, olay kapandı mı?..

Feyzi İşbaşaran, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere; “küfür ve hakaret” dolu “tweet”lerine devam etti!..

Ama, “vermek istediği mesaj” bu tweetlerden çok daha önemliydi...

Feyzi İşbaşaran’ın “TSK ve Hükümet’e karşı komplo kuranlar, Emniyet içindeki tarikat karşıtı gruplardır” sözü o günlerde pek tartışılmasa da; İşbaşaran’ın, “tarikat” diyerek kastettiği “Cemaatçi polisleri kollayan” ifadeleri, “yıllar sonra” yeniden gündeme geldi.

“TSK ve Hükümet’e karşı komplo” kuranlar, “Cemaatçi polisler” miydi, yoksa “Cemaat karşıtı polisler” mi?.. Feyzi İşbaşaran, NTV’deki konuşmasında kimi “kollamak” istedi?..

EMNİYET’TEN 2 FARKLI YAZI!

2 Aralık günü, Sevilay Yükselir’in A Haber’deki programına konuk olan Avukat Fidel Okan, “İşbaşaran kimi kolladı?” sorusuna cevap vermek için “2005’e gidelim” diyor, o günlerdeki bir “yazışma”yı gündeme getirip, diyordu ki;

“Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya, Rize Milletvekili yazılı bir soru önergesi veriyor. Son zamanlarda basına yansıyan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı’nın El Kaide terör örgütüyle ilgili hazırladığı ileri sürülen raporda; Gülen’in örgütle ilgili en sert tepkiyi veren Müslüman din adamı olduğu belirtilmektedir. ‘Böyle bir rapor var mıdır? Bu ifadeler mevcut mudur? Tepkiyi veren kişiyle ilgili devletin resmi kayıtlarında radikal dini cemaat lideri olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi var mıdır?”

“Rize milletvekilinin sorusu”na 27 Temmuz 2005’te cevap veren Emniyet Terör Dairesi Başkanlığı diyor ki;

“Dilekçede yer alan sözkonusu şahsın (F. Gülen’in) radikal dini motifli terör örgütlerinin hedefi olduğuna dair, kayıtlarımıza intikal etmiş herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmamıştır.”

Bu yazıdan 2 gün sonra, yani 29 Temmuz 2005 tarihinde, bu defa Güvenlik Daire Başkanlığı, önceki yazının “180 derece tersine” bir yazı yazıp, diyor ki;

“Adı geçenin radikal dini cemaat lideri olduğuna ilişkin kayıtlarımızda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak adı geçenin öncülüğünde hareket eden kişi ve gruplar tarafından gündeme getirilen dinler arası diyalog gibi çalışmalar, radikal görüşe sahip kişi ve gruplar tarafından tepkiyle karşılanmaktadır. Bu kapsamda Gülen’in Hizbullah, İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi, El Kaide Türkiye Grubu gibi dini motifli terör örgütleri tarafından ölümle tehdit edilmek suretiyle hedef alındığı bilinmektedir.”

Şu hâle bakın!..

Terör Dairesi, “Gülen hedef değil” diyor, Güvenlik Dairesi ise diyor ki; “Gülen, radikal bir dinî cemaat lideri değil, ama radikallerin hedefindedir!” 

Peki, hangisi doğru?..

Feyzi İşbaşaran’ın dediği gibi; “Emniyet’te çeteler” var ama, söylediğinin aksine; “TSK ve Hükümet’i karşı karşıya getirmek” isteyen polisler “Cemaatçi polisler”dir!.. O “bilgi notu”nu yazanlar arasında, “Ekrem Dumanlı’nın polis olan kardeşi” de var mıydı acaba?

Merak ediyorum;

“Feyzi İşbaşaran’ın tutuklanması” olayını “köpürtmek” isteyen “Paralel medya, onların Taraf’ında yer alan tetikçiler ve Sözcü’ler” acaba, “İşbaşaran’ın 2005’teki kıyakçılığına, kıyakçılık” mı yapmak istediler?!?..

GÜLEN’İ BERAAT ETTİRMİŞ!

Bitti mi?.. Elbette bitmedi...

Çünkü, Sevilay Yükselir’in programında konuşan Av. Fidel Okan, o gece “Kozmik Oda gerçeği”ni de açıkladı...

25 Aralık 2011 Cuma günü, “11. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi” olarak “Kozmik Oda”ya girip, “devletin gizli belgeleri”ni tarayan Hakim Kadir Kayan vardı ya, meğer bu hakim; 2006 yılında, “Anayasal düzeni değiştirmek” suçlamasıyla yargılanan “Fetullah Gülen’i beraat ettiren” hakimmiş, iyi mi?..

Şimdi de, “Yargıtay üyesi”ymiş!..

Yorum yok!..

NİYE SAHİP ÇIKTILAR?

Görüyorsunuz ya; “2014 yılı 8 Aralık günü” tutuklanan Feyzi İşbaşaran olayı, “sıradan bir olay” değildir!.. Bu olayın içinde; “Twitter” vardır, “sarhoşluk” vardır, “hakaret ve küfür”ler vardır, “Anayasa Mahkemesi” vardır, “Emniyet’teki Paralel Yapılanma” vardır, “Kozmik Oda” vardır!..

Yani, bu olay; bütün olayların iç içe geçtiği “girift bir olay”dır!..

Merak ediyorum;

“Paralel medya, tetikçileri ve sözcüleri”nin “Feyzi İşbaşaran’a sahip çıkmaları”nın arkasında, tüm bu “komplo”lar, “kumpas”lar, “tuzak”lar ve “katakulli”ler mi vardır?!?..

Sadece merak ediyorum!..

Feyzi İşbaşaran gibi;

“Küfür ve hakaret” etmiyorum!..

*********************************************************

Aaaa, bu “logo”lar, ne kadar da birbirine benziyor!

“Paralel medya”nın, önlerine geleni “hırsızlık”la suçladığını biliyorsunuz... Acaba, yandaki “logo”lar için ne derler?..

“Logo”sunu gördüğünüz Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi, yani KOM, 7 Temmuz 1995’te kurulmuş.

“Fetullah Gülen’in bir tebessümüne bütün servetimi feda ederim” diyen Akıp İpek’in sahibi olduğu Kanaltürk televizyonu ise, 12 Mayıs 2008’de, bu “logo” ile yayına başlamış!..

Lütfen “logo”lara dikkat!.. KOM’un logosundaki “ay ve yıldız” ile Kanaltürk’ün logosundaki “ay ve yıldız” ne kadar da birbirine benziyor, değil mi?..

Bunlar, bu “logo” ile; “KOM da bizden” mi demek istediler, yoksa “KOM’un logosu”nu mu çaldılar?..

Yorumunu size bırakıyorum!..

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23