• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hasan Karakaya
Hasan Karakaya
TÜM YAZILARI

Erdoğan kabul etseydi, Deniz Baykal Cumhurbaşkanı’ydı!

31 Ocak 2015


Hasan Karakaya İletişim: [email protected]

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gece TRT Haber’de “gazetecilerin soruları”nı cevaplandırdı... 

“Başkanlık Sistemi”yle ilgili görüşlerini açıkladı, Fetullah Gülen’in “Türkiye’ye iade edilmesi”nden ziyade “ABD’den sınırdışı edilmesinin daha isabetli olacağını” söyledi...

“Çözüm Süreci”yle ilgili olarak da, “HDP-PKK ve KCK Cephesi’nin samimiyetine hiçbir zaman inanmadığını, şu anda da samimi olmadıklarını” ifade etti...

Bütün bunlar elbette önemliydi.

Ama, benim en çok ilgimi çeken, “Paralel Devlet Yapılanması” ile ilgili sözleriydi.

Diyordu ki;

“Hükümetimizin ve bizim vermiş olduğumuz mücadele, sıradan bir mücadele değil... Aklıselim vatandaşlarıma hatırlatmak istiyorum, bu işi hafife almayalım!”

Burası çok önemli:

“Hafife almayın!”

Cumhurbaşkanı, “Paralel’i hafife almayın” diyor, çünkü, onların “sırttan hançerleme”de ne kadar usta olduğunu en iyi bilenlerden biri de Tayyip Erdoğan’dır!..

Hatırlarsınız;

“Ne istediler de, vermedik” demişti bir zamanlar... 

Gerçekten de, “okul” için, “dershane” için, “yurt” için “yer” istemişler, “kolaylık” istemişler, Başbakan Tayyip Erdoğan da, onlardan “yasal olan hiçbir desteği” esirgememişti!..

Hatta yurtdışındaki okulları “kapatılma” tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, o ülkeleri ziyaret edip, “özel istirham”da bulunmuş, okullarının kapatılmasını engellemişti!..

Bugün ise;

Etiyopya’da dediği gibi, aynı okulların kapatılmasını, “bizzat kendisi istiyor” ise; düşünün, nereden nereye gelinmiş!?!..

DAVUL-TOKMAK MESELESİ

Bilmem farkında mısınız?..

Tayyip Erdoğan hakkında hemen her şeyi söylüyorlar, her “iftira”yı atıyorlar, her “çamur”u sıvıyorlar ama; bir türlü “Neler istediğimizi açıkla” diyemiyorlar!..

Çünkü, kendileri de biliyor ki;

“Yasal olan bütün talepleri” karşılandı, “milletin hayrına” olacak bütün istekleri yerine getirildi!..

Peki, “istedikleri her şey verildiği” halde, bu “kavga” niye ve nasıl başladı?..

İşte, burası;

“Zurnanın zırt dediği yer”dir!..

Evet, istedikleri her şey yerine getirildi de; bunlar “yasal” olanlarıydı!..

Üstelik, bunlar;

“İstedikleri şeyler”in yerine getirilmesi ile hiç yetinmediler!..

“Hep daha fazlasını, hep daha fazlasını” istediler!.. 

Bir türlü “doymak” bilmediler!..

Sonradan anlaşıldı ki;

Bu “tatminsizlik”lerinin sebebi;

“Topyekûn Devlet’i istemeleri”dir!..

Evet, evet;

“Anahtar teslimi Devlet’i istiyorlar”dı!.. 

Devleti “kendileri yönetecek”ti!..

İstiyorlardı ki;

“Davul Tayyip Erdoğan’ın boynunda, tokmak kendi ellerinde olsun!”

Hatta, daha da ötesi!..

Öyle bir “güç zehirlenmesi” yaşıyorlardı ki; “Erdoğan’ı bile yönetmek”, ona “her dediklerini yaptırmak” gibi bir “buyurganlık” hâli içindeydiler...

M.Ö.’NÜN ERDOĞAN’LA GÖRÜŞMESİ

Bakın, bir örnek vereyim...

“Olayın bire bir tanığı” bir arkadaşım; “Abdullah Gül’ün Başbakanlığı devredeceği günler”de, o zaman “Cemaat” diye bildiğimiz “Paralel’in İmam’larından biri”nin kendisine telefon ettiğini ve “Ne olur, Tayyip Bey’den bize bir randevu al” dediğini söyledi ve gerisini şöyle anlattı:

“Tabiî, o zamanlar

Paralel-Maralel yok!..

Aldım randevuyu, gittik Tayyip Bey’e... Ben içeri girmedim... 

Onlar, Tayyip Bey’le baş başa görüştü!..

Adı, M.Ö. idi!..

M.Ö. bir süre sonra dışarı çıktı!.. 

Ama, ne çıkış!.. Yüzü al al, mor mor idi!.. 

Sanki “Tayyip Erdoğan’la görüşmeden çıkmış” bir insan değil, “müdürün odasından fırça yiyerek çıkmış memur” gibiydi!..

“BAYKAL’I ADAY GÖSTERİN!”

Sordum, “Ne oldu?”

Dedi ki;

“Bu adamın kafası hiç çalışmıyor!.. Tayyip Bey’e dedim ki; 27 Nisan 2007’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı aday gösterin!.. Siz de Başbakan olarak göreve devam edin! Hocaefendi’nin tavsiyesi de böyle!..

Hocaefendi; Deniz Baykal Cumhurbaşkanı, Tayyip Erdoğan Başbakan formülünün Türkiye için çok yararlı olacağını söylüyor.

Eğer kabul ederseniz, bu güzel haberi hemen bildireyim Hocaefendi’ye!”

Sordum kendisine;

“Eee, Tayyip Bey ne dedi?”

Tayyip Bey demiş ki;

“Hocaefendi’ye saygım var ama biz, böyle bir Hükümet olmayız!”

Meğer, “yüzünün al al, mor mor olması” bu yüzdenmiş!..

HEPSİ DE TEZGÂHA MI GELDİ?

Görüyorsunuz ya;

Adamlar, “okul, dershane ve yurt” için “arsa” istemenin çok çok ötesinde, “Tayyip Erdoğan’ın izleyeceği strateji”yi de “dikte” etme “cür’et”inde bulunma noktasına gelmişler!..

Yüz bulamayınca da;

“Düğme”ye basmışlar!..

l “Günahları boynuna” ama, ben; 24 Nisan’da aday gösterilen Abdullah Gül’ün, 27 Nisan günü Meclis’te yapılan “ilk tur oylama”da “357 oy” almasına rağmen, Sabih Kanadoğlu’nun, hemen “367 garabeti”ni ortaya atmasında...

l Aynı gün; CHP’nin, bu garabeti Anayasa Mahkemesi’ne taşımasında!..

l Ve yine; aynı akşam, dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt tarafından, “Genelkurmay internet sitesi”nden “e-muhtıra” yayınlanmasında!..

l Anayasa Mahkemesi’nin de;

1 Mayıs’ta, “367 garabeti”ni kabul ederek, “1. tur oylamayı iptal etmesi”nde!..

l Dahası;

Abdullah Gül’ün adaylığının açıklandığının ertesi günü, yani 25 Nisan günü; dönemin YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e yönelik, Teziç’in bile “sonradan haberdar” olduğu “dandik saldırı”nın yapılmasında!..

l Dönemin DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun, bu “saldırı”(!)yı bahane ederek, Meclis Genel Kurulu’ndaki ilk tur oylamaya gitmeyip “367 garabeti”nin yaşanmasında!..

Evet, bütün bu “tesadüf”(!)ler zincirinde kesinlikle “Paralel’in parmağı” olduğunu düşünüyorum!..

M.Ö. öyle demiş ya;

“Bu adamın kafası hiç çalışmıyor!”

Eğer Erdoğan’ın kafası çalışsaydı(!), “Hocaefendi’nin tavsiyesi”ne uyar, Deniz Baykal’ı “Cumhurbaşkanı Adayı” yapardı!..

Eğer Baykal aday olsaydı;

Ne “Teziç’e saldırı”(!) olurdu, ne de Ağar ve Mumcu’nun; kendilerine gelen bir “telefon” yüzünden “kimyaları” bozulurdu!.. 

Ağar ve Mumcu’nun milletvekilleri Meclis’e gelseydi; ne “367 garabeti” yaşanırdı, ne de CHP, Anayasa Mahkemesi’ne giderdi?!?..

O zaman, Org. Yaşar Büyükanıt da; ne “e-muhtıra” yayınlardı, ne de ertesi gün “hak ettiği cevabı” alırdı!..

Şimdi düşünüyorum da;

Bütün bunlar, galiba “Paralel Yapı’nın kumpasları, tezgâhları”ydı...

Öyle ya;

Tayyip Erdoğan, madem ki “Hocaefendi’nin tavsiyesi”ne uymamış, madem ki Deniz Baykal’ı değil, Abdullah Gül’ü aday göstermiş, üstelik, nispet edercesine; “Adayımız Abdullah Gül kardeşimdir” demiştir, o halde, “al sana kumpaslar zinciri!”

Merak ediyorum;

Erdoğan Teziç, Sabih Kanadoğlu, CHP, Yaşar Büyükanıt, Anayasa Mahkemesi ve kendilerine gelen bir “telefon”la kimyaları bozulup, “Meclis’e gitmeme” kararı alan Mehmet Ağar ile Erkan Mumcu, acaba “nasıl bir tezgâha getirildiklerinin” farkında mıdırlar?..

Yoksa, hâlâ uyuyorlar mı?..

Öyle zannediyorum ki;

Tayyip Erdoğan, eğer kendisine Pensilvanya’dan gelen “elçi”nin ilettiği “Hocaefendi’nin tavsiyesi”ne uyup da, “Deniz Baykal’ı Cumhurbaşkanı Adayı” yapsaydı, bütün bu “kumpas”lara, “saldırı”(!)lara, “telefon”lara ve “367 garabeti”ne hiç gerek kalmayacaktı!..

Sonrası malûm...

“Hocaefendi’nin Deniz Baykal’ı tavsiye etmesine” rağmen, Tayyip Erdoğan’ın adayı Abdullah Gül, 28 Ağustos 2007’de, 11. Cumhurbaşkanı seçildi!..

120 BELEDİYE İSTEDİLER!

Paralel Yapı’nın “Türkiye İmamı” ve aynı zamanda “kara kutusu” olan M.Ö.’nün talebi; o günlerde sadece “Deniz Baykal’ın Cumhurbaşkanı yapılması” olsa da; bu ne “ilk”, ne de “son” taleptir!..

Söz açılmışken, “diğer talepleri”nden de söz edelim...

Malûm, “Hükümet’e darbe” amaçlı, “Kirli 17-25 Aralık Operasyonları” için, hâlâ “Rüşvet ve yolsuzluk” demeye devam ediyorlar!..

Ama, “17-25 Aralık’ın öncesi”nde, kendilerinin nasıl bir “rüşvet” istediklerini hiç söylemiyorlar!..

Buradan soruyorum kendilerine;

“17 Aralık’tan hemen önce”, yani “Kasım ayının başları”nda, bir “AK Parti kurmayı” ile görüşüp, ona “Cemaat’in şartları”nı dayattınız mı?..

O “AK Parti kurmayı”na; “Dershaneleri kapatma operasyonunu durdurun” dediniz mi?..

Ve yine, “yaklaşan 30 Mart yerel seçimleri” ile ilgili olarak, bir “kontenjan” talebiniz oldu mu?..

Evet; “120 belediye başkan adayı bizden olsun” talebinde bulundunuz mu?..

“Türkiye’de 81 il, 957 ilçe” varken, hepsini de “AK Parti kazanamayacağına” göre, istediğiniz “kontenjan”ın, “belediyelerin dörtte biri” demek olduğunu bilmiyor muydunuz?..

KAÇ KAYMAKAMLIK İSTEDİLER?

Gelelim “üçüncü şart”ınıza...

“Kurslarını tamamlamış kaymakam adayları”ndan “Cemaat’e mensup 35 adayın atanmasını” istediniz mi, istemediniz mi?..

Yeni açılacak “kaymakam kursları”nda da, “200 kişilik ek kontenjan” talebinde bulundunuz mu, bulunmadınız mı?..

Bütün bunlar, bir “tehdit” ve “şantaj” mıydı, yoksa “rüşvet” isteği mi?..

Bu talepleriniz, o günlerde “başbakan” olan Tayyip Erdoğan’a iletildiğinde, ne cevap verdi size?.. 

Ben hatırlıyorum, Erdoğan; 23 Ocak 2014 tarihinde, “Brüksel dönüşü”nde demişti ki; “Şantaj politikaları sürüyor!”

Yani, reddetmişti taleplerinizi!..

Reddetmeseydi; “17-25 Aralık operasyonları”nı yapar mıydınız?..

PARALEL’İ HAFİFE ALMAYIN!

Evet, tekrar soruyorum;

“Deniz Baykal Cumhurbaşkanı yapılsaydı!.. 120 Belediye Başkan Adayı Paralel’den gösterilseydi!.. 35 Kaymakam Adayı Paralel’den seçilseydi...”, yine de, o “kirli operasyon”u ve daha sonraki “kirli ittifak”ları yapar mıydınız?..

Bütün bunları bire bir yaşayan Tayyip Erdoğan, yerden göğe haklıdır!..

Siz, Türkiye ve hatta dünya için gerçekten “tehlikeli”siniz!..

Sizi hafife alan, “aptal”dır!.. Fetullah Gülen nereye gönderilecek... Mısır’da neler oluyor?

 ************************************************************************************************

“Bilgi” değil, sadece “duyum” ve “tahmin”lerimi aktarıyorum... Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gece TRT Haber’de “Fetullah Gülen’in iadesi” ile ilgili bir soruya cevap verirken; “Benim için iadesinden öte, deport edilmesi çok daha isabetli olur. Deport edilsin ve Amerika, en azından ‘Stratejik ortağım’ veya ‘Model ortağız’ dediği Türkiye’ye karşı görevini yerine getirsin. Şu anda Milli Siyaset Belgesi’ne girmiş olan böyle bir örgütün başı, artık bu noktada Amerika’da tutulmamalıdır” dedi ya; öyle zannediyorum ki, “Gülen’in Amerika’dan kovulması” yakındır!..

Peki, “nereye” gönderilecek?..

Akla gelen “3 ülke” var: Kanada olabilir, Güney Afrika olabilir, Avustralya olabilir!.. Haa, bir de bakmışsınız, Yeni Zelanda’ya gönderilmiş!.. Dediğim gibi, bu yazdıklarım bir “bilgi”ye dayanmıyor... Tamamen “duyum” ve “tahmin”den ibaret!.. Yeri gelmişken, bir “duyum” ve “tahmin”imi daha açıklayayım!.. Paralel Yapı’nın adamları, tıpkı “Türkiye’yi” olduğu gibi, “Mısır’ı da yönetmeye” kalkışmış!.. “Firavun Sisi’yi kucaklarına almışlar” ve Mısır’da kim, ne iş yapacaksa, “Paralel’den vize almak” zorunda bırakılmış!.. Ayrıntılarını daha sonra yazacağım ama, şimdilik şu kadarını söyleyeyim: “Paralel’in Mısır’daki faaliyetleri ve emrivakilerinden Sisi bile fena halde rahatsızlık duymaya başlamış!.. Bir gün, Sisi’nin de Paralel’e operasyon yaptığını duyarsanız, hiç şaşırmayın!”

Firavun’u bile canından bezdirmişler!

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23