Çanakkale Savaşları Notları

21 Mart 2019 Perşembe

5.Temmuz.1939 yılında TBMM'inde çok özel bir kanun çıkarılmıştır.

Kânun, Osmanlı Hânedanının 1924 Mart'ında sınırdışı edilmeleri ile Fransa'da yaşayan Naciye Sultân'la Enver Paşa'nın çocuklarının (Enver Paşa'nın çocukları Mehpayker, Türkân ve Ali Enver ile Paşa'nın şehit edilmesinden sonra Naci'ye Sultân'la evlenen Enver Paşa'nın kardeşi Mehmet Kâmil'den olma kızları Rânâ) yurda dönmelerinin serbest bırakılmalarını içeriyordu.

Enver Paşa'nın babası Emekli Ahmet Paşa ile eniştesi Orgeneral Kâzım Orbay'ın girişimleri ve uzun uğraşıları sonucunda çıkarttırılan bu özel kânun yürürlüğe girdikten hemen sonra 1914 doğumlu Mahpeyker, 1918 doğumlu Türkân, 1921 doğumlu Ali Enver ile 1926 doğumlu Rânâ Türkiye'ye dönmüşler liseyi henüz bitirmiş olan Ali Enver'de babası Enver Paşa'nın vasiyetine uyarak amcası Nuri Paşa'nın teşvikiyle Hava Harp Okuluna girmiş, mezun olduktan sonrada kurs için İngiltere'ye gönderilmişti.(daha sonra kurmay yapılmayınca askerlikten ayrıldı.)

O sıra Londra da büyükelçi olan Rauf Orbay, bir görüşme esnasında İngilitere Başbakanı Chorchill'e Enver Paşa'nın oğlunun Londra'da olduğunu söyler.Chorchill heyecanlanır ve biran önce Ali Enver'le görüşmek ister ve ilk fırsatta makamında misafir ettiği genç havacı Ali Enver'le sohbet ederken, sohbet esnasında birara Ali Enver'e "biliyormusun Ali baban benim siyasi hayatımı 20 yıl geriye attı.Baban Enver Paşa yüzünden ancak 20 yıl sonra Başbakan olabildim " der.

Chorchill'in bahsettiği konu, her ânı kahramanlıklarla dolu olan ÇANAKKALE ZAFERİ ve onun Kahraman Komutanı Başkumandan ENVER PAŞA'dır.Çünkü Çanakkale hizmetinin faturası o sıralarda ingilterede Bahriye Nâzırı olan Churchill'e kesilmiş ve görevinden istifa ettirilmek zorunda kalmıştır.

Enver Paşa Çanakkale'de yedi düvele karşı amansız bir mücadele içerisinde dünyaya meydan okurken, yurtiçinde de halkın moralini yüksek tutmak için psikolojik savaş vermeyi ihmâl etmiyordu.

Bunun için büyük düşünür ve şâir Ziya Gökalp'i çağırıp ondan Çanakkale cephesine götürebileceği gazeteci, yazar, şâir, ressam, bestekar, film sanatçısı gibi kimselerden oluşacak bir liste yapmasını ister.
(Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan Ziya Gökalp'in şiirini okumaktan dolayı mahkûm olmuştu.)

Ziya Gökalp en kısa zamanda listeyi tamamlar.Listede Ömer Seyfettin, Orhan Seyfi Orhun, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul, İbrahim Âdil, ressam İbrahim Çallı, Tevfik Gönensay, Behiç Koryürek, Hamdullah Suphi Tanrıöver, bestekar Ahmet Yekta Madran olmak üzere fotoğraf sanatçıları, filmciler, muhabirlerden oluşan 30 kişilik bir heyet vardır.Mehmet Âkif, Süleyman Nazif, Cenap Şehabettin gibi isimler başka yerlerde görevli oldukları, Halide Edip Adıvar ise bayan olduğu için heyette yer almazlar.

Heyet, Harbiye Nezâreti Karargâhı Umum istihbarat Müdürlüğü nezdindeki görevlilerle cepheye hareket ederler.

Görevleri, Enver Paşa'nın onlardan istediği yazı,fotoğraf, resim ve şiirleri günlük gazetelerde yayınlatmak yoluyla halkın moralini yüksek tutmalarını sağlamaktı.

Heyet 11.temmuz pazar günü sol kollarında çift yeşil defne dalı işaretli hâki renkli elbiseleriyle cepheye hareket etmişti.

Heyette ki gazeteciler ise şunlardır;
Tasvir-î Efkâr Gazetesinden Mehmet Âgâh Efendi ile Ebuzziyazâde Velid Bey, Milli Osmanlı Telgraf Ajansından Hüseyin Kazım Efendi, Tanin Gazetesinden Uşakizàde Ali Ekrem Bey.Film ve fotoğraf çekmek için ise Darulfünun Muallimlerinden Necati Bey.

Heyet cepheye varır.Çadırlara yerleştikleri gecenin sabahında nöbetçinin sesiyle uyanirlar :
"Düşman teyyaresiii.
Düşman teyyaresiii."
Derhal kendilerini siperlere atarlar.Savaş psikolojisini hep birlikte yaşamaya başlarlar.

Bir sonraki gün şair ibrahim Alaaddin yanlarından geçen taburdaki askerlere sorar; "Nereye gidiyorsunuz", askerlerden biri bağırarak cevap verir " Arıburnuna bal yapmaya". (Afrine giden Mehmetçik aynı soruya "KIZILELMAYA" diye cevap vermişti.)
Çadırına dönen şairin kaleminden şu mısralar
dökülür.:
--Taşından kanlar silerek pası
--Yurdu yâkut gibi mâl yapacağız,
-- Sahilde ölürsek mavi atlası
--Kumlardan türbeye şal yapacağız.

--Biz Çanakkale'yi demir yürekle
--Kurtarmaya geldik Candan emekle
--Düşmanı boğmaya yelken kürekle
--Seddülbahr önünde sal yapacağız.

--Zümrüt dalgaları şimdi yelkensiz
--Kara sevda verir bize Akdeniz
--Siyah bulut gibi akın edip biz
--O mavi denizi âl yapacağız.

--Kıvırıp o cansız bileklerini
--Kaçırtıp ingiliz köpeklerini
--Ürkütüp kâfirin sineklerini
--Şu Arıburnu'nda BAL yapacağız.

Psikolojik harekâtı bizzat cephede yöneten Enver Paşa bununla da kalmayıp Şehzâde Ömer Faruk gibi, Şehzâde Osman Fuad gibi Hânedan üyelerini zaman zaman cepheye dâvet ederek Mehmetçiğe moral aşılamıştır.
12 metre mesafedeki düşman siperleri karşısında kendi siperleri içinde bir sağa, bir sola ayakta gidip gelerek yerinde duramayan Enver Paşa'nın bu açık hedefte ki tavrı Şehzâde Ömer Faruk Efendiyi heyecanlandırmış,cesaretine hayran bırakmıştır.

Enver Paşa'nın komutasında ki Çanakkale Savaşları, Sarıkamış harekâtından yaklaşık iki ay sonra gelen deniz zaferiyle ve Gelibolu'da ki kara savaşlarında ki başarılarla Milletin yüzünü güldürmüştür.

Necid çöllerinde görevliyken uğradığı bir istasyonda yakın dostu Enver Paşa'dan zafer telgrafını alan milli şâirimiz Mehmed Âkif Çanakkale Şehitlerine adlı şiiri çölde yazmıgştır.

Aralarinda Mehmed Akif'inde bulunduğu, Kuşçubaşı Eşref'in yönetiminde ki bir grup Teşkilât-ı Mahsusa mensubu özel bir görevle Hicaz bölgesine giderken geldikleri son tren istasyonu El Muazzam'ada Enver Paşa'dan Çanakkale deniz savaşının müjdesini içeren telgrafı almışlar, birden bütün yorgunlukları unutmuş ve şükür secdesine gitmişlerdir.
O gece Mehmed Âkif istasyonun arkasında ki hurmalığa çekilmiş ve büyük bir vecd ile Çanakkale Şehitleri anısına o muazzam şiiri yazmıştır.

"--Şu boğaz harbi nedir Yâ Râb Varmıki dünyada eşi
--En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
--Tepeden yol bularak geçmek için Marmaraya
--Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya
--Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı
--Nerde gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı
--Dedirir yırtıcı his yoksulu sırtlan kümesi
--Varsa gelmiş,açılıp mahbesi yâkut kafesi...

Rabbim bu ülkeye bir daha düşman ayağı bastırmasın.
Bu vesileyle Çanakkale Komutanları ;

Başkumandan Vekili Enver Paşa'yı, Esat Bulkat Paşa'yı, Mehmet Vehip Paşa'yı, Cafer Tayyar Paşa'yı, Cevat Çobanlı Paşa'yı, Kâzım Karabekir Paşa'yı, Fevzi Çakmak Paşa'yı, Ali Fuat Cebesoy, Şükrü Nail Paşaları da rahmetle minnetle anıyoruz.

Tabiî ki de KINALI KUZULARI'da.

Yozgat'ın Sarıkaya ilçesi Kanak boğazı köylerinden biri olan Karayakup köyünde ki Hatçe annemiz biricik oğlu Hasan'ın başını kınalayarak cepheye gonderir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Çanakkale Savaşı’nın sembol ismi Kınalı Hasan’dan bahsederken "Yozgat’ta önemli ve kökleri eskilere dayanan bir kına kültürü olduğunu bildiğini ve bunların içinde üç durumda yakılan kınanın ayrı yeri olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birincisi; kurbanlık koça kına yakılır ki hak yoluna adandığı belli olsun. İkincisi; gelin olup evden çıkan kıza kına yakılır ki erine, evine, çocuklarına bağlılığının nişanesi olsun. Üçüncüsü de; askere giden delikanlıya kına yakılır ki gerektiğinde vatanı uğruna kurban olsun” diyerek Hatice annemizin niyetini ortaya koymuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kınalı Hasan’ın annesi evladının şehadet haberini aldıktan sonra ardından şöyle bir ağıt yakmıştır, onu biliyorsunuz değil mi, biliyor musunuz? Analar siz söyleyin biz dinleyelim. Neydi o? “Bir aslan büyütüp asker eyledim. Saçları kınalı harbe yolladım. Kuzum deyip kanak gibi çağladım. Çık da gel yara mı sar Enver Paşa.”

Yozgat'lı Hasan Çanakkale de 6. Piyade Tümeni, 1.Tabur, 2.Bölükte vatanî görevine başlar.Bölük komutanı yüzbaşı Sırrı Bey birgün Yozgat'lı Hasan'ın başındaki Kınayı görür .
Kınalı Hasan'la Komutanı yüzbaşı Sırrı Bey arasında ki diyaloğu Salim Dağ kardeşimiz şiire döker.

Bir gün içtima etti, Sırrı Bey askerini,
Tanımak istiyordu yeni gelen erini.

Tekmil verdi tüm alay, okudu künyesini,
Saçı kınalı bir asker çekmişti ilgisini.

Sarıkaya Karayakup’tan Hasan künyeyi saydı,
Saçının sağ tarafı baştan başa kınaydı.

Oğlum dedi Sırrı Bey senin saçın kınalı,
Boşuna değil elbet, bir anlamı olmalı.

Bilmem dedi Hasancık, anam yaktı gelirken,
Vakit yoktu sormadım, yola çıktık çok erken.

Merakıma muciptir, ben de bilmek isterim,
Annene mektup yaz da, ondan bir dinleyelim.

Yazıcıyla oturup, bir mektup pulladılar,
Sordular “Bu kına ne ?” Yozgat’a yolladılar.

“Komutanım sordu da, anlamını bilmedim,
Neden yaktın kınayı, ben cevap veremedim.

Kardeşlerime yakma, onlar mahçup olmasın,
Benim kınam kafidir, onlar kınasız kalsın.

Saçımdaki kınanın, sebebini yazıver,
Komutanım merakta bana hemen cevap ver!”

Günler aylar geçti de Yozgat’tan ses çıkmadı,
Günlerce savaş oldu, düşman kana bıkmadı.

Bomba yağdı göklerden, dağ-taş ateşe yandı,
Aylar mart, nisan derken ağustosa dayandı.

Çadırda birkaç mektup, dikkatini çekmişti,
Alan olmamış oysa on gün önce gelmişti.

Kimin acep diyerek bir tanesini açtı,
Okudukça mektubu benzinin rengi kaçtı.

“Yiğit koçum Hasan’ım kınalı kuzum benim!
Muhtargil çok meşguldü, geç geldi yazın senin!

Kumandan baban demek, onu hayra yormuştur,
Kınan elbet işaret, onun için sormuştur!

Gelibolu tutuşup nara yandığı zaman,
Dört kardeş arasından seni seçtim ben kurban!

Kurban kınalı olur, yünü boynuzu ile,
Kınaladım ben seni, benzedin İsmail’e !

İstedim mahşer günü , o saçından bileyim,
Vatan için bir kurban, ben de verdim diyeyim!”

Yaş doldu gözlerine, okudukça ağladı,
Hatçe Ana mektupla yüreğini dağladı!

Sırır Bey emir verdi “Hasan’ı bulun” dedi,
Okuyayım mektubu, gelsin dinlesin kendi!..

Çok geçmedi geldiler, aramaya gidenler,
On gün önce Yozgatlı, ŞEHİD olmuş dediler!

Mektubu görmeden , o Hakka yürümüştü!
Akşama dek dövüşüp çok düşman öldürmüştü!

Hazreti İsmaille buluştular Cennet’te,
Bizden dua bekliyor, o şimdi ahiret’te!..

Emanet kaldı mektup, öptü koynuna soktu,
El-Ayağı kınalı kurbanlık yiğit çoktu.

Bildim dedi kınayı, kutlu ana sen sağ ol!
Mehmetçik kurban demek, cennete gider bu yol!

Bütün alay yaş döküp, Hasan’ı yad ettiler,
Boru çaldı cenk vurdu, siperlere gittiler!...

Yine Sayın Cumhurbaşkanımız, Kınalı kuzu Hasan'ın şehadetinden bahsederken Yozgatlı analarımıza şöyle sesle miştir.

“Kınalı Hasan’ın annesi evladının şehadet haberini aldıktan sonra ardından şöyle bir ağıt yakmıştır, onu biliyorsunuz değil mi, biliyor musunuz? Analar siz söyleyin biz dinleyelim. Neydi o? “Bir aslan büyütüp asker eyledim. Saçları kınalı harbe yolladım. Kuzum deyip kanak gibi çağladım. Çık da gel yara mı sar Enver Paşa.”

Cenâb-ı Allah (c.c.) bu aziz Millete acı ve keder yaşatmasın inşaallah..

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Enes İlhan ErdemEnes İlhan Erdem28 gün önce
    Yüreğinize sağlık başkanım heyecan ve arzu ile namaz kılacağımız ilk ezanı ilk sela ilk gamet ilk rekatı sabırsızlıkla beklemekteyim
  • yediemirleryediemirler28 gün önce
    Ağlattın bizi be biraderim...:((((
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu1 ay önce
    Çok güzel be duygulandıran bir yazı Çanakkalr ve KutulAmare Türkkün Dirilişi ve Türkün Ölmediğini hiç bir zaman kımsenın aklının ücündan bile geçmesin Türk Milleti bu dünyada var oldukça Allahın Adaleti ve merhameti ilelebet kalacaktır bizleri Allah Türk milletini bunun için uaratmıştır,,Vesselam,,
  • Orhan BoranOrhan Boran1 ay önce
    Kimsin bilmiyorum; fakat Osmanlı’yı uğursuz bir oldu-bittiyle İngiltere ve Rusya gibi iki dünya devine karşı Harbe sokup çöküşe sürükleyen, Sarıkamış fâciasında yüz bin askeri buza gömen Enver paşa’yı rahmetle anmak, buna mukabil Çanakkale cephesindeki en büyük başarıların ve kahramanlığın bânisi Mustafa Kemal Paşa’dan tek kelimeyle bahsetmemek, anca senin gibi nankör, sefil yazar müsveddelerine yakışır. Neyse ki milletini gönlünde çoktan hak ettiği yeri almış olan bir kahramanın senin gibilerin rahmetine ihtiyacı yok.
  • EmekliEmekli2 ay önce
    SarıkamışGavur dağlarında 90 bin Osmanlı askerinin 1 mermi bile atamadan donarak şehit olmasına sebep olan kimdir sayın yazar
  • Abdulhamit AydınAbdulhamit Aydın2 ay önce
    Muhterem Halit Kanak kardeşimize ve bu yaziyi neşreden Akitgazetesi mesullerine Necib milletimizin bu topraklar için, ne mucadeleler verdiklerine bizim hafizalarimaza hatirlatmada bulundugu için Teşekkur ederiz.
  • Teğmen KubilayTeğmen Kubilay2 ay önce
    Çanakkale; Koca Seyit'tir...Nusret Mayın gemisidir...Tokat'ın onbeşlileridir...57. Alay'dır...Çanakkale MUSTAFA KEMAL'dir!İngiliz ve Fransızlar 1915'de Çanakkale'de Atatürk'ü yok edemediler, bu görevi bugünkü taşeronları üstlendi. Çanakkale tarihinden Atatürk'ü silmek için el birliğiyle çalışıyorlar.
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu2 ay önce
    Halit bey Allah sizlerden razı olsun bu değerli bilğiler için biliyoruz ileri zamanda Çanakkale hakında İNGİLİZLERİ MEMNUN ETMEK için Allah bilir daha nelerÖrtbasve Saklamışlar bizlerden ( BU MASIL BİR HİYANET KENDİ ŞEHİTLİK ANITIMIZI DİKEMEDİK,,İNGİLİZ DİKİYOR BİZLER NAKIYORUZ ,,YENİZLANDA DİKİYOR BİZLER BAKIYORUZ ,,AVUSTURALYALI DİKİYOR BAKIYORUZ ,,SONRA UTANDIĞIMIZDA ,,BİR ANIT DİKİYORUZ BİLMİYORSUN ROMA MİMARİSİMİ ,,MAYA MİMARİSİMİ,,ATİNA MİMARİSİMİ,,BU NE BİR KAHPELİK İSLAM MİMARİSİ YOKMU NİYE YAPMADINIZ ÇÜNKÜ TASMALARI GAVURUN ELİNDE,,HÜKÜMET ÇOK HATA YAPIYOR BEN MİMARIM ,,BUN DETİŞTİRMEK GEREK MESELA ÜSTÜNE KUBBE VE SÜTÜNLARIN ARASINA KEMER YAPILABİLİR,,BENİM ÖNERİM,,BU ŞEHİTLERİMİZE BİR HAKARETİR ,,Vesselam,,

Günün Özeti