• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
10 Şubat 2019

Ya siyaset, ya mühendislik... Seç birini Koramaz!

Malumunuz, Kartal’da bir bina çöktü, 15 kişi hayatını kaybetti, bir o kadar da yaralı var. 

İnsanlar nedense bu olay sonrası geçtiğimiz yıl hayata geçirilen imar barışını gündeme getirdi. 

Sadece bir örnek yeter... TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, mühendisliği bir kenara bırakıp “Kartal’da yaşanan facia siyasal iktidarın yanlış imar politikalarının ürünüdür” başlığıyla bir açıklama yapıp, imar barışının iptalini istiyor...

Adamın haberi yok, düzenleme zaten sadece imar planlarına aykırılıkla ilgili, açık açık belirtiliyor, “Riskli konutlar kapsam dışıdır” diye... Daha Ocak’ın 15’inde genelge yayınlandı, “(...) üzerinde riskli yapı belirtmesi bulunan ve yıkılmasına karar verilen yapı için yapı kullanma izni yerine geçecek yapı kayıt belgesi alınmış olsa dahi cinsinin değiştirilerek kat mülkiyeti kurulması mümkün değildir” denildi.

Siz söyleyin, imar barışı herhangi bir şekilde “Siz mevzuata aykırı yaptığınız, tehlike arzeden bir binada oturmaya devam edebilirsiniz” anlamı taşıyor mu?

Ya da sormak lazım Emin Koramaz’a: “Siz mühendislik yapmak yerine siyasetçilik oynamaya devam ettiğiniz müddetçe, daha kaç tane bina yıkılacak?

Maalesef toplum olarak kötü bir huyumuz var, kötü bir düzenleme bir yılda yüzlerce kişiyi öldürüyor ve göremiyoruz ama herhangi bir olayda toplu ölüm meydana geldiğinde hemen bütün dikkatimizi oraya veriyoruz.

Hesapsız bir bina her zaman çökme riski taşır. Hesaplı yapılmış ama daha sonra hesapsız ekleme ve çıkarma yapılmış binalar da öyle.

Peki, bacaları düzgün yapmadığımız için her yıl kaç kişi karbonmonoksit zehirlenmesinden ölüyor?

Her yıl kaç tane asansör kazası meydana geliyor, kaç kişi ölüyor ya da yaralanıyor?

Mevzuata aykırı kullanılan taşıtlar yüzünden meydana gelen trafik kazalarında kaç kişiyi toprağa veriyoruz?

Ya iş kazalarında?

Bunlar gözümüze görünmüyor ama tek bir olayda toplu ölüm meydana gelince herkes konuşmaya başlıyor.

Yahu, bu ülkede sadece alkollü araç kullanma sebebiyle her yıl yüzlerce insan ölüyor, hadi çıksın bir yetkili de alkol aleyhine bir laf etsin, edebiliyorsa...

Dediğim gibi, depreme gerek yok, bazı binalar durduğu yerde yıkılacak...

Sadece bizde değil, Avrupa ülkelerinde de bu böyle, Amerika’da da...

Daha geçtiğimiz yıl Fransa’nın Marsilya şehrinde yan yana iki bina durduğu yerde çöktü, 8 kişi öldü.

Yine geçtiğimiz yıl Miami’de bir üniversitenin yaptığı ve “mühendislik şaheseri” diye övündüğü yaya köprüsü çöktü, 6 kişi öldü.

Bizim gibi gelişmekte olan bir ülkede, mevcut yapı stoğuyla, böyle olayların olması maalesef kaçınılmaz.

Yapılabilirse, bu binaların önceden tespit edilip düzeltilmesi, düzeltilemiyorsa kontrollü olarak yıkılması gerekiyor.

Bunun da ne imar barışıyla ilgisi var, ne de devletin alabileceği önlemlerle.

Ev satın alırken ilk baktığımız şey mevzuata uygun olup olmadığı, modern tekniklerle inşa edilip edilmediği, plan dışı değişiklik yapılıp yapılmadığı değilse, devlet ne yapacak?

Ya da mühendisler siyasete kafa yormaktan handese ilmine vakit ayıramadıkça?

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23