• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
  • VAV TV CANLI YAYIN
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
31 Mart 2021

Durun, siz kardeşsiniz!

Her geçen gün eksikliğini daha fazla hissettiğimiz şeylerden birisi, kardeşlik ahlakı. Buna dostluk hukuku veya arkadaşlık hassasiyeti de diyebilirsiniz. 

İlişkiler sahte olunca; arkadaşlık, dostluk ve kardeşlik gibi kavramların bile içi boşalıyor. Buna, bir de rekabet eklenince, özellikle çalışma ortamlarındaki insanlar, ‘iş arkadaşı’ değil de birer rakip, hatta düşman haline geliveriyor.

İslam ülkelerinde yönetici olan kişilerin, maalesef, aynı çalışma ortamındaki mesai arkadaşlarından bir farkı yok. İslam ülkelerinin durumu da bundan farklı değil. 

Bosna, Kosova, Azerbaycan, Çeçenistan, Doğu Türkistan, Suriye, Filistin, Mısır, Arakan, Kırım ve Libya... Bu büyük coğrafyada bir trajedi, mezalim, haksızlık yaşandığı zaman, İslam ülkelerinin liderleri ne yaptı, ne yapıyor? 

Bir soru daha: Gücü, imkânı yetsin veya yetmesin, Türkiye dışında, olan ve bitene kayıtsız kalamayan kaç ülke var?

Velhasıl: Kardeşlik, dostluk ve arkadaşlık; parçadan bütüne, kişiselden toplumsal düzeye hayati bir mesele. Bu sebeple, ivedi ve kuvvetli bir biçimde kardeşlik ahlakına ihtiyacımız var. Ancak bu şekilde kendi içimizde ve İslam âleminde birlik ve beraberliği sağlayabiliriz. 

Teşhis doğru, çözüm belli: Herkes önce kendini düzeltsin. 

Peki, nasıl? İşte, böyle…

Nasıl imanın ve İslam’ın şartları varsa, arkadaşlığın, dostluğun ve kardeşliğin de şartları bulunmaktadır. Demem o ki, kardeşliğe inanmak ve bu inancın gereklerini yerini getirmek gerekiyor.

Her şeyden önce: Ahlak olmadan, hiçbir şey olmaz. Ahlaklı mıyız, değil miyiz? Öncelikle buna bakmamız gerekiyor.

Daha sonra: Birliktelikte ısrar etmek, ayrılıktan şiddetle kaçınmak. Dostun hatalarını görmezden gelmek, kusurlarını örtmek. Elindekinin yarısını kardeşine verip, ondan bir şey istememek. 

Kardeşlik ahlakı, rakamlarla değil, harfler ile inşa edilir. Hesabı değil, kitabı kuvvetli olanlar dost olabilirler. Karşısındakini, imkân olarak değil, insan olarak görenler kardeş olabilirler.

Kardeşlik ahlakı, önüne değil, arkasına bakmayı uygun görür. Kendini değil, yanındakini ve arkasındakini kurtaran kaptandır. Biz buna vefa duygusu diyoruz. 

Dostluk ve kardeşlik, sadece bu dünyada değil, öldükten sonra da devam eden değerdir. “Ahretlik” diye boşuna demiyoruz. 

Rahmetli Nurettin Topçu, “Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister. Bir arada barınamazlar” diyor. Yani menfaat ve ahlak, ayrı dünyaların kavramlarıdır. İkisi birlikte yol alamaz. Menfaat üzerinden sahici bir dostluk oluşmaz, sadece ortaklık kurulur. 

Her türlü gayrete rağmen: Dost ve kardeş bildiklerimizden bir vefasızlık görürsek, ne yapmalıyız? Bu noktada ise Hüseyin Kazım Kadri’nin şu nasihatine kulak vermeliyiz: “Dostlarından bir vefasızlık görürsen, üslup ile geri çekil.”

İnancımıza göre: “Mümin, müminin kardeşidir.” Ancak kardeşler arasındaki itimat duvarı yıkılırsa, insana mahsus pek çok şey güzellik bu enkazın altında kalır.

Dostluk, çocuk oyuncağı değildir. Onunla eğlenemeyiz, sıkıldığımızda, kaldırıp bir kenara atamayız. Terk edilen dost(luk)lar, bir daha aynı yerde bulunamaz. 

Kardeşlik hukukunu gözetmeyen, dostlukta sebat etmeyen, hiç durmadan kusur arayan bir kimse ne olabilir? Bu sorunun cevabını da Mehmet Kaplan bize versin: “Birbirine yalan söyleyen ve birbirini aldatan insanlar haydut çetesi bile kuramazlar.” 

İşlerin ve ilişkilerin iç içe geçtiği, birbirine girdiği bir dünyada, ortamda, dönemde yaşıyoruz. Siyasî ikbal ve buna benzer dünyevî şeyler için dostlukların yok saydığı günlerden geçiyoruz. 

Öyle ki: Her daim dostluktan, arkadaşlıktan, kardeşlikten, vefadan bahsedenler, birkaç adım öne çıktıkları vakit, bir daha dönüp geriye bakmayabiliyor. Ne yazık ki, siyasetten edebiyata kadar, bol miktarda güncel ve kötü örnek var. Ve böyle kimselerin sayısı hızla artıyor. 

Her türlü gayrete rağmen insanların bazılarıyla, yolculuk esnasında, dertlerimiz, önceliklerimiz ve beklentilerimiz ayrılabiliyor. Varsın ayrılsın. 

Artık devir değişti deniliyor. Varsın denilsin. Değişen, devir değil, sadece insandır. 

Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre, “Her şeyin çaresi vardır, fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.”

Yeter ki, biz, değişenlerden olmayalım. Şahsiyetimizden, ortaya koyduğumuz tavırdan, sergilediğimiz duruştan zerre taviz vermeyelim. İlâhî denge, fedakârlıktan, kardeşlikten ve dürüstlükten yanadır. 

Kim ne derse desin: En sonunda iyilik, merhamet, yardımseverlik ve doğruluk kazanır. Bu dünyada olmazsa, öteki dünyada mutlaka.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adil Kahraman

Kardeşlik mi kaldı? Alem çakal olmuş.
  • Yanıtla

Yanlış olmuş

'Durun siz kardeşsiniz' seslenisi, türk sinemasında bilmeden evlenecek olan iki düdüğe karşı yapılan sondan bir evvelki uyarıdır. Ezo gelin ada sahillerinde de var ayrıca..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23