• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Beş yıl sonra…

14 Temmuz 2021


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden beş yıl geçti. 

O gece neler yaşadık, neye karşı direndik? Nereden döndük, kimleri yendik? Neyi başardık, hangi adreslerin elini boşa çıkardık?

Bu sorular, önemli ölçüde cevap buldu. Fakat hâlâ, zihinlerde, cevabı berrak olmayan sorular var. 

Bunlardan bir tanesi: Darbe girişimi başarıyla sonuçlansaydı eğer, ülkemizi ve milletimizi nasıl bir akıbet bekliyordu? 

Bir başkası: Bu ihanet şebekesi, ordudan futbol takımlarına, yargıdan sivil toplum kuruluşlarına varıncaya kadar her yere sızmış. FETÖ bir tek, siyasi partilere sızmamış gibi görünüyor. Bu mümkün müdür? Buna inanalım mı?

Bu tür soruları çoğaltmak mümkündür. Fakat soruları çoğaltmak yerine, şunu söylemeyi tercih ederim: Seneler geçtikçe, karanlıkta kalan her şey gün yüzüne çıkacaktır.

15 Temmuz gecesi tankların önünde duranlardan birisi olarak, benim yaşadığım, gördüğüm, anladığım şudur: O sıcak ve karanlık gece, vatanımızın ve milletimizin milatlarından, dönüm noktalarından bir tanesi olmuştur.

Tıpkı…

Anadolu’nun kapılarını Türklere ve İslam’a açan, Malazgirt gibi.

Yahya Kemal’in ifadesiyle; Türklerin “ben Acem olmam” dediği, Çaldıran gibi.

Hıristiyan dünyasının en seçkin ve en donanımlı askerlerini mağlup ettiğimiz Kosova, Varna, Niğbolu ve Mohaç gibi.

İstanbul’un fethi, Çanakkale ve Kut’ül Amare  gibi.

Zaman geçtikçe, o gece elde edilen zaferin anlamını daha iyi idrak edebiliyoruz. 

O gece, kahramanlar ve korkaklar ayan oldu. Bize esaret biçenler, aziz milletimizin cesareti ile karşılık buldular.

Mutlaka duymuşsunuzdur: “Arkalı köpek, kurdu boğar” derler. Bu kez öyle olmadı. Kan verildi ama bir karış toprak verilmedi. Can verildi ama istiklalimiz verilmedi.

O geceye dair görüntüler, belgeler ve şahitlikler elimize geldikçe, gönlümüzden bir şeyler gidiyor. Üzüntümüz ve sevincimiz birlikte çoğalıyor. 

Yaşadıklarımızı, en güzel, “ölümden dönmek” ifadesiyle anlatabiliyoruz. Hem milletimiz, hem de memleketimiz için.

Görüntü çok net: O uzun ve ağır gecede, yalnızca bir kişinin cinnet seviyesine ulaşmış hırs ve ihtiraslarına şahitlik etmedik. Sadece belli bir imkâna kavuşmuş ve cesarete ulaşmış, bir grup vatan haini ile karşı karşıya gelmedik.

Batı dünyasının 15 Temmuz’daki darbe için ciddi bir hazırlık yaptığı, artık sır değil. Darbe girişimi sonrası verilen tepkiler, Batılılar ile üniformalı hainler arasında, nasıl bir organizasyon ve ilişki ağı olduğunu orta yere serdi. 

“Dost ve müttefik” demek zorunda kaldığımız ülkelerin, darbecilere nasıl destek verdiklerini gördük, görüyoruz. Uluslararası medya, kiralık katillerden görüş alma yarışına girerken; Amerikalı generaller, satılık tetikçileri aklama telaşına düştüler.

FETÖ elebaşı ve örgütün üst düzey birçok ismi, Amerika Birleşik Devletleri himayesinde bulunuyor.

Almanya da ondan aşağı kalmıyor. Millet hayatımıza kast eden hainleri besliyor, koruyor, kolluyor. Başlarına bir şey gelmesin diye cam fanuslarda tutuyor. 

Yunanistan’ın şerrinden emin olmak için alınan helikopterlerle ve silahlarla Cumhurbaşkanımıza ve milletimize saldıranlar, Yunan topraklarında gününü gün ediyor.

İçerdeki hainler, 15 Temmuz’da milletimiz tarafından etkisiz hale getirildi. Kaçanları ve saklananları bulup getirmek ise devletimizin milletimize olan borcudur.

Yeniden o geceye dönelim.

Bu topraklarda, acıma duygusu olmayana, merhametsiz olana “gâvur” denir. Bunlar gâvurdan daha gâvur çıktılar. İslam olmak bir tarafa, insan olmanın en temel şartlarını bile yitirmişler.

Hem vatanımıza, hem de milletimize öldürmek kastıyla ateş ettiler. Uçaklara ve zırhlı araçlara karşı kullanılan mühimmatlarla, insanları katlettiler. 

Şehit edilen ya da gazi olan insanların birçoğu başından, kimi boynundan, kimi de göğsünden vurulmuş. Bakınız: Engin Tilbaç, Halil Kantarcı, Mustafa Cambaz, Erol Olçok, Abdullah Tayyip Olçok ve daha niceleri.

Şimdi soru şu: Zerre vicdanı olan bunu yapar mı? İçinde zerre ahlak olan, haysiyet barınan, bu yapılanlardan utanmaz mı? 

Darbeci asker ve sivillerin yargılandığı davaları takip ettik, ediyoruz. Durum hayli enteresan: Millete ve memlekete ihanet etmiş, suçüstü yakalanmışlar, fakat alaysı bir ifadeyle gülüyorlar. Yüzlerinde hiçbir, pişmanlık ve mahcubiyet belirtisi yok. Utanma duygularını, ar damarlarını aldırmışlar sanki. 

İstisnasız tüm darbeciler, başarılı olamamanın öfkesi içindeler. Hâlâ kibirli, hâlâ küstah ve daima haklılar. Hatalı bir işe giriştiklerine inanmıyorlar. Kötü yola düştüklerini, şerre hizmet ettiklerini kabul etmiyorlar. En küçük bir umut anında, tekrar ortaya çıkmaya, yaptıklarını tekrar etmeye hazırlar. 

Bu cüret, kendilerinden kaynaklanmıyor. Hainlere güç veren, onların umutlarını taze tutan Batı dünyasıdır.

Birde şu...

Yüzyıl öncesinde işgal güçlerini bayraklarla, çiçeklerle, alkışlarla karşılayanlar vardı. Onların bir kısmı, işgalcilerle birlikte, bu toprakları terk ettiler. Şimdi, onlardan geride kalanlar ile mücadele etmeye devam ediyoruz.

Üniformalı teröristlere alkış tutanlarla, hainler şerefine kadeh kaldıranlarla, selâ okuyan müezzinlere saldıranlarla, şehitlere değil de darp edilen hainlere üzülenlerle, darbe girişimini sulandırmaya çalışanlarla beraber yaşıyoruz. 

Ne ağır bir imtihan.

Hal böyleyken: Tehlike geçti, ihanet şebekesinin kolu kanadı tamamen kırıldı diyebilir miyiz?

Ne yalan söyleyeyim…

Her şeyi gördük ama hâlâ içimiz rahat değil. Tedirginiz, tetikteyiz. 

Böyle de olmalıyız.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Helal olsun...

Feto belasının balkanlarda ipliğini pazara çıkaran adamsın. Adamsın, adam!
  • Yanıtla

Ahmet YAHYA

Hasretle her hafta bekliyoruz.Teşekkürler
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23