Bursa’da belediye iftarı...

20 Mayıs 2019 Pazartesi

 Ramazanın başında birkaç günlüğüne Bursa’ya kaçıverdim… Kişiliklerine ve üretimlerine itimat ettiğim bir iki mekandan birisi Gürsu’daki Ekmekçiler Lahmacun idi. Müessese oruç günlerinde kapalı imiş. İkindi sonrasında kepenk kaldırılıyor ve ezan ile birlikte de hizmet başlıyor. İki saat sonrasında da el ayak çekilince paydos edip kapanıyorlar…

 Anadolu içlerinde, Urfa, Erzurum dolaylarında da aşhanelerde usulün böyle olduğu söylenir. Edep ve gelenekler buna amir. İstanbul’un meyhaneleriyle meşhur Samatya ve Kumkapı’lardan bilirim, Ramazan süresince bazı kapılar açılmıyor…

Cumhuriyet’in dili uzun İslam sevmezleri zaman zaman Anadolu’ya sırf bu maksatla gittiklerinde açık meyhane bulamadıkları için, “Eyvah şeriat geliyor otellerde bile içkiyi yasaklamışlar. Atatürkçüler uyuyor musunuz ?” yaygarasıyla suyu bulandırmak isterler…

Kusmaktan zevk alır bu mahluklar…

Yahu, lokantalarla nalburluk ekonomik hayatın alt kesiminde sektörleri farklı olsa da, aynı sınıfta yer alırlar, esnaflıktır her ikisi de. Lakin birinin satışa sunduğu ürünler kısa ömürlü olup akşamdan sabaha bozulabilir. Nalburun kilidi ise, çorbaya nisbet rafta kaldıkça kıymeti artar…

Anadolu’da Çorbacı Osman,satamayınca dükkanını niye açsındı, Oruç ayında?... 

Benim Bursa’da bundan ayrı bir ikinci ve üçüncü mekanım daha vardır. Birisi Yıldırım Belediyesinin yakınında Paçacı Hüsnü, diğeri de Kapalıçarşı’da. Akay Çiğbörek… 

Bunlar, Gürsu’daki EkmekçilerLahmacun gibi umur görmüş, kibar ve kendileriyle sohbet edilebilir ayni zamanda ürünlerine güvenilebilir temiz insanların mekanlarıdır. Bursa’ya yolunuz düşerse, boşverin gitsin iskenderleri falanı...

Yazımızın Ramazana has girizgahı bu kadar. Şimdi gelelim belediye iftarına…

Gürsu İlçesi, Bursa ile bitişik hale gelmiş bir anlamda merkez ilçe. Seksen yıl önceleri bir nahiye idi. Şehrin tam orta göbeğinde belediyenin önünde on beş-yirmi dönümlük büyük bir park mevcut.. Altışar kişilik yüze yakın masa. Bir uçta da yemek tevzi masası. Kasabanın çeşitli yerlerinde halkı haberdar edici bildiri afiş ve panolar yerleştirilmiş…

Bursa Büyükşehir Belediyesi hemşerilerini iftar yemeğine davet ediyor”…

Bir akşamımızı da buraya tahsis ettik ve sıraya girip gözenekli tabağımızı doldurup masamıza yöneldik.

Tabağımızın bir gözünde çorba, bir diğerinde tavuk bacağı, bir çeyrek ekmek ve kapalı bir bardak su. Biz vasıl olduğumuzda park hemen hemen yükünü almış olduğundan pilavıyla tatlısını kaçırmış olup olmadığımı bilmiyorum… 

İşte kamu kurumlarının, özellikle belediyelerin davetlilerine ikram edecekleri iftar sofraları böyle olmalı. Masanın üzerini kuş sütüyle donatmaya kalkışırsanız, işin içerisine hırsızlık da karışır, haramlık da. Hırsızlığı kim, kimler ve nasıl yapar, haramlık da nereden çıkar, bunları okuyucularımızın kendi idraklerine bırakmak isterim. Ben söylersem, düşman bellenirim…

Karşımda, ortaokul talebesi iki kardeş, anne ve babasıyla birlikte gelmişler. Bir de ilk mektepli küçük kardeşleri var. Çocukların ekmeklerini çorbaya bir doğrayışları var ki, belediye iftarı tam yerine oturmuş. Demek istediğimiz, bu çerçevede düzenlenen iftar sofraları, davet edenle birlikte davetlilerin de üzerindeki fonksiyonunu yerine getiriyor…

Yemekten sonra iftar alanını dolaşarak şöyle bir kolaçan ettim. Kadınlar ve kızlar yemenili ve çarşaflı. Açık başlı olanları da var tabii amma, bir tek kişi bile, görmedim. “modanisa”dan “Tekbir”den giyinmiş olsunlar. Mesela, “Allah Büyüktür Konfeksiyon”, ne kadar çirkin bir istismar, din istismarıdır…

Erkekler de hallerinden belliydi. Toprağı tohumlayan, mahsulünü pazarlayan, sıradan vasat müslüman ahali…

Karnımızı doyurduk, suyumuzu da içtikten sonra şükreyleyerek parktan ayrıldık. Lakin kafamız içtiğimiz suya takılıp kaldı. 

Belki sağlam bir dayanağı vardır ikram edilen kapalı bardak suyun, bilemem. Orası belediyenin işi. Fakat benim kafam iftarda içtiğimiz suya takıldı… 

Bursa Belediyesi, Su Şehri Bursa’nın ayni zamanda da Belediyenin kendi suyu da varken, niye bir başka şehrin suyunu ikram etti ahaliye?... 

Mantıksız bir takıntı diyeceksiniz. Amma kazın ayağı öyle değil…

Yüce Mevla’mızın bila tefrik kullarına bedava ikramı olan sularımız, valilikler eliyle sermaye sahiplerine satılarak metalaştırılıyor. Bursa’nın “doğal kaynak suları”da, daha kaynaklarında iken çoğunlukla yabancılara satılmış. Piyasada satılan “Menşei Uludağ” ibaresiyle gösterilen Allah’ın kullarına hediyesi olan bu suların hepsi yerli ve yabancı holdinglerin ellerinde…

Öfff be!...

Belediyeler, hükümran oldukları şehirlerinin köşe başlarındaki muslukları kapatınca, Amerikalı, Hollandalı sömürgeci kan içici holdingler bayram ettiler. Sadece yabancı kafirler değil, öldüklerinde camilerden kaldırılan para babalarıyla beraber hap birlikte bayram ettiler…

Şimdi çıkın İstanbul’da, Bursa’da dışarıya, hemen her kişinin elinde bir plastik şişe, içinde de para verip doldurduğu yabancının suyu!...

Sizi bilemem amma ben, bu inkarcılığa ya da köleleştirilmeye isyan ediyorum… 

Bunların arasında birileri de var ki Amerikalı. Bu colacı birkaç kaynağı satın almış. Ayrıca henüz satılmamış bir iki kaynağın da köylünün toprağına akıp giden serbest sularını kendi suyuna kaçak olarak bağlamış. Damacanalarda su olarak, renkli şişelerde ise gazoz diye satıyor. Topladığı paraları da memleketine postalıyor…

Eli maşalı Bursalı bir vatansever bunlarla uzun yıllarca boğuştu, en sonunda kanun yolundan Bursa’nın suyunu kurtardı. O su şimdi Bursa Belediyesinin markalı suyu olarak “Muradiye” markasıyla satılıyor…

 Şunu demek istiyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi kendi suyu var iken, iftar yemeğine davet ettiği hemşerilerine niye kendi suyunu içirmez de, kalkar taaa Düzce’lerden getirdiği, Cansu Su Sanayii ve Nakliyat şirketinin “Asya” suyunu ikram eder?..

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Feray DadanFeray Dadan27 gün önce
    Ne gereksiz bir yazı ve lahmacuncudan lafı nasıl "Cumhuriyet’in dili uzun İslam sevmezleri"neçekmişsiniz gerçekten anlayamadım. Oruç sizde güzel kafa yapıyor sanırım.
  • BursalıBursalı28 gün önce
    Sn hocam oda birseymi alnını secdeye koyanların bu insanlar Bursa belediye tesislerinde Ramazan'dan önce 45 TL ye sattıkları menüyü 55 TL ye çıkararak ramazanda fırsatçılık yaptilar
  • Mehmet Ay Mehmet Ay 28 gün önce
    Hocam, belediyelerin görevi Ne, halkina temiz su icirmektir.Normal de musluktan akan su icilmesi gerekiyor.Sen kalk dogal sulari yabancilara sat, onlarda suyu siseleyip halka satsin.Paralar disari gitsin.17 yildir AKP iktidarda bu konuda bir adim atti mi.AKP nin tek mantigi var herseyi sat özellestir.Ben Hollanda kaliyorum burada herkes musluk suyu icer.Cünkü devletin görevi, halkin temel ihtiyaclarini karsilamasi gerekir.Hollandada akar su yok, yer altinda cikarilip temizlenip halka arz edilir.Suyun bol oldugu Türkiye de halk sise suyu iciyor.Iktidar belediye bunlar Ne is yapiyor, halkinin bir su talebini karsilamiyorsa.Yazik cok yazik.Türkiye bu hallere düsürülmemeliydi.
  • CEVDETTCEVDETT28 gün önce
    RAMAZAN NEDENİYLE KAPALIYIZ DİYEN LOKANTA ARTIK NEREDEYSE KALMADI. HELÂL OLSUN BURSALI KARDEŞLERİMİZE. %90 SAĞ PARTİLERE OY VEREN ANKARA AKYURT'TA BİLE TÜM LOKANTALAR AÇIK. AÇIKTAN ORUÇ YEMEK ARTIK SIRADANLAŞTI.
  • hüseyinhüseyin28 gün önce
    İSLAMİLİK ENDEKSİ NEDİR?Çalışmada Kuran-ı Kerim’de ilgili ayetler ve Hz. Muhammed’in yaşamı, uygulamaları ve sözleri İslami öğretilere bağlılığın referansı olarak kabul ediliyor. Çeşitli göstergelerin kullanıldığı ekonomi, hukuk ve yönetişim, insan hakları ve siyasi haklar ve uluslararası ilişkiler olmak üzere dört alt daldan oluşan bir İslamilik Endeksi oluştu. Yani ülkeler ekonomi, hukuk ve yönetişim, siyasi haklar ve insan hakları ve uluslararası ilişkiler bakımından İslami kriterlerle ne kadar uyumluluk gösteriyor, ne kadar “İslami” yaşıyor sorularının yanıtı aranıyor. Burada ülkenin Müslüman olması ya da olmaması dikkate alınmıyor.
  • hüseyinhüseyin28 gün önce
    ‘İslamilik’ endeksinin 2018 raporu, Müslüman coğrafyanın en acı fotoğrafını çekti. İslam’ın öngördüğü kabul edilen ahlaki ve toplumsal ilkeler baz alınarak hazırlanan ve ülkelerin hukuk, ekonomi, uluslararası ilişkiler, siyasi ve insani haklar başlıklarında değerlendirildiği listenin ilk 40 sırasında hiçbir Müslüman ülke giremedi. İlk sıraya Yeni Zelanda’nın yerleştiği listede Türkiye 25 basamak gerileyerek 95’inci sırada yer aldı.George Washington Üniversitesi’nden iki akademisyen Şeherazade Rahman ve Hüseyin Askari’nin ilk olarak 2010 yılında “İslam Ülkeleri Ne Kadar İslami?” araştırmasıyla gündeme gelen çalışma yıllar içinde bir ‘endekse’ dönüştü. İki akademisyen İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye olan ülkelerin İslami öğretilerle uygun politikalar izleyip izlemediklerini bulmaya çalıştılar.153 ülkenin yer aldığı listenin ilk sırasında, 15 Mart’ta iki camiye düzenlenen saldırılarda 51 kişinin hayatını kaybettiği Yeni Zelanda var. Saldırılardan sonra özellikle Başbakan Jacinde Ardern’in söylemi, açıklamaları, başörtüsü takarak Müslüman toplumla dayanışma göstermesi takdir toplamıştı.Yeni Zelanda 2017 yılında da İslamilik Endeksi’nde en yüksek puanı alan ülke olmuştu. Yeni Zelanda’yı İsveç, Hollanda, İzlanda, İsviçre ve İrlanda izliyor. Danimarka 7, Kanada, 8, Avustralya 9, Norveç de 10. sırada yer alıyor. İlk 20’de Kuzey Avrupa ülkelerinin haricinde Malta ve Japonya da bulunuyor.
  • Çiğ çiğ yediğimiz börekÇiğ çiğ yediğimiz börek28 gün önce
    Çiğ börek değil amca: 'çi börek'; tatarca oluyor bu lezzetin ismi.

Günün Özeti