• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Osman Aydın
Ali Osman Aydın
TÜM YAZILARI

Şehirler ve Seçimler

30 Mart 2024
A


Ali Osman Aydın İletişim: [email protected]

Belediye seçimleri geldi çattı.

Bu kez heyecan az, tansiyon düşük. Bir heyecansızlık, umutsuzluk, yorgunluk olduğu açıkça hissediliyor. Siyasiler de, vatandaş da yorgun. Bu haleti ruhiye sandık sonuçlarına da yansıyacaktır.          

Yerel seçim sonuçlarının etkileri yerelle sınırlı kalmayacaktır elbette. Hiçbir zaman kalmadı da. Türkiye’de siyaset hiçbir zaman sadece siyaset değildir. Yerel seçimlerin hem makro hem de mikro boyutu olmuştur hep.

Ben daha çok, sokağı içine alan mikro boyutuyla ilgileniyorum. Nedeni basit: Sokak, kent hayatının döndüğü yer. Hayatımız sokağın sınırları ve karmaşası ya da düzeni içinde geçiyor.  Orada alışveriş yapıyoruz, geziyoruz, yaşıyoruz… Ters yönden girmiş bir araç hayatımızı felç edebiliyor. Erken saatte çalışmaya başlayan bir beton mikseri pazar sabahı uykumuzu bölebiliyor.

Hukuki disiplinini kaybetmiş, düzensizliğin hakim olduğu bir sokak, hepimizin hayatını doğrudan etkiliyor. Sokak neyse, hayatlarımız da o. Sokağı düzenlemek… ama nasıl?

Kent politikasında, “Kapitalist toplumların özellikleri, kapitalist kentlerin de özellikleridir.” diye bir söz vardır. Bu, günlük hayatımızı da açıklıyor. Kamusal alanı, kurallarını herkesin kendisine göre belirlediği başıboş bir alan olarak görüyor olmamız, kent yaşamını anarşiye açık bir hale getiriyor.

****

Mesela, dükkan sahiplerinin kaldırımları, caddeleri işgaliyle ilgili ne yapacak başkan adayları? Bundan önce şunu sormak lazım; bunun bir sorun olduğunun farkındalar mı? Peki dükkan sahipleri yol açtıkları sıkıntının farkındalar mı?

Bu mu mesele diyebilirsiniz!

Evet meselelerden biri bu. Hem de en önemli meselelerden biri bana kalırsa, hatta devasa projelerden de önemli!  

Çünkü caddelerde yürünemiyor, şehirlerde yaşanamıyor artık!

Kamusal alan, illegal bir biçimde, küçük-büyük sermaye sahiplerince işgal edilmiş durumda.

Küçücük dükkanlar önlerindeki kaldırımın tamamını masa sandalyelerle, meyve sebze reyonlarıyla, teşhir ürünleriyle, soğutucu dolaplarla, üzerleri kıyafet dolu koca askılıklarla boydan boya işgal ediyorlar. Kimileri kaldırımlara ikinci bir dükkan kadar mal yığıyor. Çünkü kaldırımı kendi malı gibi görüyor.  

****

Kaldırımlar ve caddeler için tek tehdit dükkanlar değil. Arabalar da var. Herkesin kapısının önünü parsellediği bir düzen hakim. Bu yüzden anarşi diyoruz! Bildiğiniz otopark çatışmaları yaşanıyor. “Park yapamazsın/yaparım” mücadelesi veriliyor sokaklarda.

Kimi yerlerde sokakların kaldırımları çay tepsisi kadar küçülüyor. Bebek arabalı kadınlar yoldan gitmek zorunda kalıyorlar. Bu dar kaldırımlı sokaklarda kaç çocuk trafik kazası geçirdi, sakat kaldı ya da öldü, tahmin bile edemezsiniz!

Bisiklet süremiyor çocuklar. Çocuklarına saygısı olmayan, çocukları için yaşlarına uygun alanlar oluşturmayan, birkaç göstermelik parkla göz boyamaya çalışan bir belediyecilik anlayışı geleceğimizden çalıyor!  

Koca İstanbul’da sahiller hariç, işinizden evinize bisikletle gideceğiniz doğru düzgün bir yol yok hala. Bisikletle ulaşımı çocuksu bir şey olarak gören, bunun kent hayatı için önemini kavrayamamış bir anlayış hakim bugün. Diyeceksiniz ki, “yollar arabalara yetmiyor, nerede kaldı bisiklet!” Ne diyeyim, haklısınız…

****

Çocukluğumun geçtiği 4-5 katlı apartmanlarla dolu eski mahallemize neredeyse 12-14 katlı, birkaç sokağı birden kaplayan bloklar dikildi.

Bloklar o kadar yüksek ve geniş ki, gökyüzünü görmeniz zorlaşıyor. Yanından geçerken hapishanedeymişsiniz hissi oluşturuyor. Kaçıp kurtulmak istiyorsunuz!

Bu ucubelere izin verirken; kent estetiğini, toplum psikolojisini, insanca yaşamanın asgari standartlarını dikkate almayan yerel yönetim anlayışının değişeceğine dair bir şey duyuyor musunuz seçim kampanyalarında?

Dahası büyük-küçük sermaye grupları tarafından kuşatılmış ve onların çıkarlarına resmi statü kazandırma aygıtına dönüşmüş “belediyecilik anlayışının” halka hizmet doğrultusunda yapabileceği çok şey olduğuna, inanıyor musunuz?

Türkiye’de yerel yöneticilik, kalın site duvarlarıyla diğerlerinden ayrılan sermayenin yaşam tarzını korumak gibi bir işi vazife edinmiş durumda. Sıradan vatandaşa ise giderek Hindistan’daki trenlere dönüşen metrobüs ulaşımını, yürünmez yolları; çöktü çökecek konutları reva gören bu anlayışın, halka gereken hizmeti vermesi çok mümkün görünmüyor.

****

Bütün bu birikmiş sorunlar sisinin içinde seçimin eşiğine geldik! İdeali talep etmekle gerçeği ıskalamamak arasında bir denge kurmamız lazım. Tercihimizi mecburen mevcut seçeneklere göre yapacağız. İstanbul’un en acil gündemi kentsel dönüşüm…

Bu  konuda mevcut adaylardan Murat Kurum’un sorumluluk üstlenebileceğini, bu işin üstesinden geleceğini düşünüyorum. Bu vizyona ve tecrübeye sahip. Bu yönde planları olduğunu da biliyorum. İmamoğlu’ndan bu konuda şimdiye kadar herhangi bir girişim görmedik, göreceğimizi de sanmıyorum. Oy tercihimi bu belirleyecek.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

MUZAFFER.

ELİME SAĞLIK. HİZMETKAR OLANA KÜFÜRLER......EZZIYET EDENLERE ÖVGÜLER...........MUSLUMAN.........

Nihat Gaspak(Bir okulda idareci)

Selamün aleyküm kıymetli ve sağduyulu yazarım. Tamamen haklısınız. Yürekten katılıyorum. Ben de bir kurumda yöneticiyim. Biz öyle bir yurttaşız ki bizi yönetenleri sorgulamiyoruz. Bir: Allah aşkına 600 milletvekiline ne gerek var. Ücra köyler hariç muhtarlara gerek var mı? 200 tane donanımlı, ülke sevdasi ile tutuşan ve yüksek öğrenimli seçilecek yeter. Geri kalan para ile de AR GE ye vs işlere ayiracaksin. Var mi yureklibur yiğit bu konuları TV. KANALLARINDA bangır bangır seslendirsin. Bu kadar üniversiteye ihtiyaç var mı? Birileri uygun görebilir. Amma velakin giden bu ülkenin parasidir. Yazık ki ne yazık. Yarin Alkah nasip ederse OY KULLANMAK için sandıklara gideceğiz. Allah seni inandırsın hiç umutlu değilim. Baba yakındır dediğim adaylara da güven sıfırdır. Gerisini siz düşünün. Ama sizden ricam yukarıdaki milletvekili ve muhtarlık konusunu bir gazeteci olarak Dürüst halk adına haykırırsan sizi Yürekten ALKIŞLAYACAĞIM. kalın sağlıcakla .
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23