• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Kılıçdaroğlu SADAT’ın değil, HDP’nin kapısına gitmeliydi!

15 Mayıs 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Ak Parti iktidarı öncesindeki Türkiye’nin halini zaman zaman anlattığımızda “Ali bey, seçmenin yarısı o günleri bilmiyor, sen ne anlatıyorsun. Boşver 25 yıl öncelerini de, bugünü anlat sen” diyorlar.

O zaman ben de 2002 öncesinde yaşananları bir kenarda tutup, bugünkü ahlaksızlıklardan somut örnek vereyim..

“Bugünkü” derken..

Öyle “1-2 yıllık zaman dilimi”nden bile değil..

Bir gün önceki iki olayı, yanyana getirerek size aktarayım..

Bakalım 20 yıl öncesini anlatmaya gerek kalacak mı?

Birlikte anlatacağım iki olaydan birisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, devletin askeri faaliyetlerine, resmi herhangi bir görevleri olmaksızın, gönüllü olarak rehberlik yapmaya çalışan ve büyük çoğunluğu askeriyeden emekli isimlerin oluşturduğu SADAT’a yönelik algı operasyonu..

Kılıçdaroğlu, SADAT’ın İstanbul Beylikdüzü’ndeki merkezinin önüne gidiyor ve iftiralar eşliğinde şu konuşmayı yapıyor:

“Siyasi cinayetler demiştim. Karanlık odaklar var demiştim. Hangi maşalar kullanılacak bu karanlık işlerde? Kimler hangi hedefler için devreye girecek? Her türlü kaostan SADAT gibi paramiliter danışmanlar sorumlu tutulur.”

Ahlaksızlığa bakar mısınız?

Müfteriliğe bakar mısınız?

Rezilliğe bakar mısınız?

Türkiye’de, 20 yıllık AK Parti iktidarı döneminde bir tane bile, AK Partilileri sorumlu tutabilecekleri faili meçhul bir cinayet yok.. AK Parti’nin ilk yıllarında yaşanan derin bir-iki cinayetin de failleri yıllar süren takiple, kimisi Ukrayna’dan getirilmiş, kimisi kaçtıkları diğer dış ülkelerden getirilip, hesapları sorulmuş, soruluyor..

Devam ediyorum..

Belki Kılıçdaroğlu’nun iftira attığı kuruluş olması hasebi ile, bu noktada daha da önemli..

SADAT’ın kuruluşundan bu yana, bir tane illegal eylemle bağlantısı olmamış, hatta somut bir suçlama yapabilen bile olmamış..

Ama, CHP’nin genel başkanı, ahlaksızca bir iftiraya imza atarak, “Her türlü kaostan SADAT sorumlu” diyerek, olmayan bir şeyi, vatanperver bir kuruluşun üzerine yıkmaya çalışırken.

Haydi yine iyi niyetli bir yorum yapalım..

“Toplumun uyanık olması, devletin uyanık olması, hedef seçilen kuruluşun da içine sızabilecek kötü niyetlilere karşı tedbirli olması açısından, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu uyarısına niye iyi niyetle yaklaşmıyorsunuz ki?” diyecekler çıkabilir..

Bunu da bir anlığına kabul edelim..

O zaman, İstanbul’daki SADAT’ın önündeki tiyatrodan, Adıyaman’daki gerçeklerin hatırlatıldığı diğer siyasetçi ile halk buluşmasına dönelim..

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Adıyaman’da kendi parti teşkilatının belirlediği bir güzergahta vatandaşları ziyaret ederken, tepkilerle karşılaşıyor..

Öyle sıradan bir tepki, sıradan bir itiraz değil..

Ateş; tam da kendi evine düşmüş bir babanın itirazı ile karşılaşıyor..

“Ben şehid babasıyım” diye söze giriyor, Davutoğlu’na itiraz eden kişi ve “6’lı çeteden hiçbir şey olmaz. Tek başına gir sana oy vereyim. Sen HDP ve CHP ile berabersin. Size yakıştıramadım. Ben şehit babasıyım bunu bana yapma, beni yakma” diyor..

Düşünebiliyor musunuz, kendi partinizin teşkilatı, Adıyaman gibi, büyükşehirlere göre çok daha nüfusu ve yapısı bilinen bir ilde, kendi belirledikleri bir güzergahta seçmenle buluşmak istediği noktada, karşınıza bir şehid babası çıkıyor..

Bu örneği çoğaltabilirsiniz..

Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, PKK terör örgütünün mağduru olan bir baba, bir abi, bir anne ile karşılaşmanız mümkün..

Hatta devamını da söyleyeyim..

CHP’nin -o tarihte SHP- koalisyon ortaklığı yıllarında (1991-1995), tam da şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun “siyasi cinayetlere karşı uyarıyorum” dediği türden cinayetlerde, ailesinden bir kişi, iki kişiyi kaybetmiş insanları, Türkiye’nin neresine giderseniz gidin, karşınıza çıkacağını görürsünüz..

Ki..

CHP o faili meçhul cinayetlerden (20 bin civarında olduğu söylenir), koalisyon ortağı görevi sebebi ile sorumlusudur..

6’lı ittifakın diğer ortağı İyi Parti de, o yılların derin devletindeki adamların bugün buluştuğu parti olarak, o cinayetlerden sorumlu partidir..

Bir de 6’lı ittifakın dışında gibi duran ve o faili meçhul cinayetlerin bahanelerini hazırlayan PKK terörünün koruyucusu HDP var ki..

Hepsi birlikte, bu ülkedeki derin siyasi cinayetlerin, faili meçhul cinayetlerin ya tetiği çeken, ya çektiren, ya sessiz kalan tarafında yer aldıkları tartışmasızdır..

O zaman, soru şu:

Kılıçdaroğlu, ortada tek bir illegal eylemi olmayan SADAT’ı, olmayan siyasi cinayetlerle suçlarken.

Niçin kendi partisinin 1991-1995 yıllarındaki faili meçhul cinayetlerden sorumluluğunu hiç gündeme getirmiyor..

Kendi paçasından akan pisliklere bakmadan, tek somut suçlama yapamadığı SADAT’a iftira atarak, dikkatleri başka yerlere çekiyor?

Yanındaki İyi Parti’nin derin isimlerini gündeme taşıyıp, ”Faili meçhul cinayetlerde bu derin adamların rolleri inkar edilemez” demiyor da.. SADAT’ın üzerine gidiyor.

Bu ülkede 50 bin insanın ölümüne sebep olan PKK’nın koruyucu konumundaki HDP ile sıkıfıkı iken, nasıl oluyor da, tek hukuksuz bir eylemini isnat edemediği SADAT’ı iftiralarla gündeme taşıyor..

Buyursun Kemal bey cevaplasın.

Gerçekten siyasi cinayetlere karşı ise..

Gerçekten siyasi cinayetlerle, ülkenin kaos ortamına sürüklenmesine karşı ise..

Yanıbaşındaki HDP’nin cinayetlerini sorgulayıp, Diyarbakır anneleri ile HDP genel merkezi önüne gitmesi gerekir iken, niye SADAT’ın kapısının önüne gidiyor?

Binlerce cinayet önümüzde dururken, AK Parti öncesinde işlenen o cinayetlerden dolayı cumartesi anneleri hâlâ eylemlerine devam ederken, o cinayetler için ne PKK’lı derneklerin, HDP’nin veya bağlantılı hiç kimsenin kapısına gitmeyen Kemal bey, tek bir kanunsuz eylemini gösteremediği SADAT’ın kapısına niye gidiyor?

Bir soru da.. “Benim ağzımdan Erdoğan aleyhine bir söz işitmeyeceksiniz” diyerek başbakanlık koltuğundan ayrılan Davutoğlu’na..

Ahmet Davutoğlu çıkıp söylesin, gittiği her yerde, Adıyaman’daki tepkiye benzer itirazlarla karşılaştığı halde, daha nereye kadar bu kirli ittifak içinde yer almayı sürdürme niyetinde?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

BAKİ

PKK ; ASKERİ KARAKOL BASIYOR,ASKERE,POLİSE,ÖĞRETMENE KURŞUN SIKIYOR. ŞANTİYE BASIP İŞ MAKİNELERİNİ YAKIYOR..KILIÇDAROĞLU NE YAPIYOR; DEVLET KURUMLARINI BASIYOR, HAKİMİ,SAVCIYI TEHDİT EDİYOR. DEVLETİN MEMURUNA HAKARET EDİYOR. ARALARINDA FARK VAR MI?

şüayıp

Toplumu huzursuz edip kapu,kapu dolaşmaz siyaset değildir
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23