• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI
13 Ekim 2020

“Hasta/vaka sayısı” ya da “kapı koluna/düğmeye dokunan sayısı”!

Korona’nın ilk günleri idi. Televizyon ekranlarına kilitli kalmış, yeni virüs hakkında bilgi ediniyorduk.

Bir prof çıkıyor, “Aman kapı kollarına çok dikkat edin. Bu virüsün en çok yayılma alanı, kapı kolları” diyordu.

Profesörü pürdikkat dinlediğimiz için, bilinmeyen bir hazineyi elde etmiş edası ile..

Hemen kararı alıyor, aile bireylerine dikte ediyorduk: “Tamam bundan sonra kapı kollarına dokunmak yok!”

İyi de..

“Kapı kollarına dokunmadan, kapıyı nasıl açacağız. Kapıyı nasıl kapatacağız?”

Bu çıkmazda debelenirken. “Ölümlerden ölüm mü beğenecek halimiz yok.. Açık kapıyı kapatmayalım. Kapalı kapılardan geri dönelim” çözümünde ittifak ederken..

Bir başka kanalda, bir başka profesörümüz, çözümü müjdeliyordu..

“Kapı kollarından geçen virüsü temizlemek çok zor değil.. Elinizi 45 saniye, parmak aralarını da içine alacak şekilde yıkadığınızda, virüs ölür.”

“Ohhh be.. dünya varmış” deyip, önce kapı koluna.. Sonra musluğa.

Sonra banyonun kapı koluna bir daha temas. Sonra bir daha musluğa..

Kafayı tam yerken..

Çocuklar ekranda bir başka profesörün anlatımları için, “Koş koş bak ne anlatıyor” deyince..

El yıkamaya ara verip..

Yeni profesörümüzü dinlemeye koyuluyorduk..

Bu prof, daha önemli hatırlatmalar yapıyordu:

“Aman ha, elektrik düğmelerine basmayın”

Haydaaa.

Kapı kolundan daha yeni kurtulmuş iken..

Şimdi bir de elektrik düğmeleri çıktı..

Kapı kolları için çareyi bulduk ama..

Elektrik düğmelerini ne yapacaktık?

Elektrik düğmesini açtık, git elini yıka.

Elektrik düğmesini kapattık, git elini yıka..

“Derimiz soyuldu, kardeşim.. Bu işin bir başka çaresi olmalı” diye düşünürken. 

“Bulduk, bulduk” dedi, bir başka kanaldaki profesör: “Eldiven kullanın.”

Kendi evimizde, kendi kendimizi soyuyormuşuz gibi, eldiven takmaya başladık..

Hata bazıları sokakta da eldiven takmaya başladılar..

Daha anlatayım mı, insanlarımızı paranoyak hale getiren, tıp profesörlerinin, bugün çöpe attığımız, hiçbirimizin dikkat etmediği, o meşhur virüsten korunma metodlarını..

Gerek yok.

Siz biliyorsunuz zaten onları..

Hepsi hepsi 6 aylık hikayeler..

Söylediklerinin hemen tamamını, bir hafta sonra farklı anlatımlarla tekzip eden, sonra tekzip ettiklerini de tekrar tekzip eden bu tıp profesörleri, özellikle de Türk Tabipleri Birliği yönetimindeki malum isimler..

Şimdi kalkmışlar, Sağlık Bakanı’nın satır arasında söylediği küçük küçük yorumlar hakkında, genellemeler yapmaya, toplu çıkarımlarda bulunmaya ve sonrasında da “Bakın bakın. Yalanınızı yakaladık işte” demeye..

Sorun yalan yakalama ise..

Sizin söylediklerinizi alt alta koysak..

Paris’teki Eyfel kulesine 9 kule daha eklersiniz..

Ama adamlarda utanma yok..

Sağlık Bakanı’nı itibarsızlaştıracaklar ya..

Kıldan tüyden mevzular üzerinden, dünyayı sarsacak nitelikte(!), dehaca yorumlar yapıyorlar..

Somut örnek ne?

Türk Tabipleri Birliği’nin, 7. ay raporunda aktardıkları şu bölüm:

“TTB tarafından vurgulanan, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan doğrulanmış olgu sayılarının saha gözlemleriyle uyuşmadığı ve açıklanandan daha fazla olgunun var olduğu, geçtiğimiz günlerde bizzat Sağlık Bakanı tarafından kabul edilmişti.”

Hemen dikkat kesiliyoruz, Sağlık Bakanı acaba neyi kabul etmişti” diye..

Anlatılıyor, malum birliğin raporunda:

“Sağlık Bakanı’nın açıklamalarına göre  örneğin Nisan ayında PCR tanı testlerinde pozitif çıkma oranı %20 olmasına karşın (“Nisan ayında testlerden pozitif çıkma oranı %20 idi, bu oran şimdi %10’a düştü.”), günlük olarak açıklanan turkuaz tablolarda doğrulanmış olguların oranı %11,3’tür : ● Nisan ayında toplam test sayısı: 941.214 ● Nisan ayında toplam ‘vaka’ sayısı: 106.673 ● Nisan ayında vakaların test sayısına oranı: %11,3

Nisan’da PCR testi pozitif çıkma oranı %20 ise 188.243 doğrulanmış vaka söz konusudur ve bu durumda 81.570 vaka ne topluma ne de Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirilmiştir.”

Aman Allah’ım. Türk Tabipleri Birliği’ndeki bu raporu yazan kim ise.. Bu zeka seviyesi ile bu anlayış kapasitesi ile doktor mu olmuş?

Bizi sağlığımıza mı kavuşturacak?

Gerçekten bu kadar mı çarpıtılır, söylenilen sözler..

Sağlık Bakanı’nın anlattığı ne.

Korona bulgularının ilk tespit edildiği, mart ayında çok test sayımız yoktu ama. Nisan ayında yüksek test sayısına ulaştık. O ay test ile pozitif oranı % 20 idi.”

Herkes biliyor ki, açıklanan genel bir değerlendirme. Nisan’ın başından sonuna kadar, hiç değişmeyen, sabitlenmiş bir % 20 oranı değil. Yuvarlak bir rakam söyleniyor.

% 20 kadar çıktığı günler oldu deniliyor.

Yoksa, “Nisan ayında % 20 idi. Matematiksel olarak, ne bir fazla, ne bir eksik.. Tamı tamamına, pozitif çıkma oranı % 20 idi” diyen yok..

Böyle bir şey denilmiş olsa, zaten hemen o an gazetecilerin sorması lazım, “verdiğiniz test sayısının % 20’sini aldık, pozitif oranı açıklanandan çok yüksek çıktı” denilmesi gerekirdi.

Ordaki muhabir bile, denilmek istenileni anlıyor..

“% 20’lere kadar çıkan yüksek orandaki pozitiflik” anlamını kavrıyor..

Ama, oturup, konuyu uzun uzun irdeleyen tıp profesörleri, Sağlık Bakanı’nın açıklamasını anlamıyor ve kendilerine matematiksel kesinlikte bir oran verilmiş, bu oran nisan ayının tamamına şamilmiş gibi, sonuç çıkartıyorlar: “DSÖ’ye 81.570 eksik bildirmişiz”.

Vay be..

Komiser Kolombo musunuz be mübarek?

Ama ben söyleyeyim.. 

Sizden ne Komiser Kolombo olur, ne de pratisyen doktor, beyler..

Bu raporu yazanlar için söylüyorum, sizden olsa olsa, teneke kafa olur..

Şöyle yapalım mı, Türk Tabipleri Birliği’nden şu profesörün, mart ayında, nisan ayında yaptığı açıklamayı önümüze koyalım..

“Virüsün yayılması en yoğun şekilde kapı kollarından olmaktadır” açıklamasını esas alıp.

Bir hesaplama yapalım..

İstanbul’da, nisan ayı sonundaki hasta sayısını çıkarıp, bunların apartmanlarda ve evlerindeki kapı kollarına değme sayısını alıp.

Sonra o kapı kollarına değecek insan sayısını bulup, onlara da virüsün bulaşmış olacağı şeklindeki TTB yetkililerinin açıklamasını esas alıp, bir sonuca varalım: “1 milyon kişiye virüs bulaşmıştır. Sağlık Bakanı rakamları gizliyor” diyelim..

İş mi şimdi bu?

Veya aynı hesaplamayı, tespit edilen hasta sayısının, kaç elektrik düğmesine değmiş olabileceği üzerinden bir hesap yapıp, Sağlık Bakanı’nı sıkıştıralım: “Şu kadar vakayı gizledin” diyelim..

Belki size gına geldi ama..

Bu Türk Tabipleri Birliği, gerçekten artık sıkmaya başladı..

Kendi cehaletlerini, analiz kabiliyetsizliklerini deşifre ediyorlar.. İtibarlarını sarsıyorlar, ama maalesef farkında değiller..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adsiz

Dilipak nerde?
  • Yanıtla

Semptom

Sen semptom gostermeyen vakalar listede yer almamis ne diyosun?..
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23