• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

“Bre Yorgi, madem rakı içmeyecekmiş, ne halt etmeye almış İzmir’i!”

13 Eylül 2021


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Tarihi şahsiyetler üzerinden, sloganik kavgalar üretilmesini istemem..

“Sen dedin, yok önce ben dedim” tartışması ile, lüzumsuz kavgalardan kaçınırım..

Ama..

Sabahtan akşama kadar..

Dindar insanlara küfredenler..

Mustafa Kemal üzerinden bize sopa gösterenler..

Kurtuluş Savaşı’nın yapılmasına ve başarılmasına destek noktasında hiçbir dindar insanın küçücük tereddüdü olmamasına rağmen..

İnançlı insanları, Kurtuluş savaşı sırasında sanki mandacılık istemiş gibi gösterenler..

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında yekvücut olan Anadolu insanını, yıllar sonra “yobaz, gerici” diye suçlayanlar....

Somut örnek de vereyim..

Tıpkı Mehmet Akif Ersoy’un devrim adı altında yapılanlar sonrasında küsüp, Mısır’a gitmesindeki hayal kırıklığını örtbas etmek için, milli şairi bile “Gerici” diye tanıtanlar... 

Cumhuriyet’in ilanından sonra, şapka kanunu idi, harf devrimi idi.. Diğer (şekli) devrimlerle, Kurtuluş Savaşı’nın ruhuna aykırı icraatları, sanki düşmanlarla savaşılırken de o ilkeler sayesinde mücadele edilmiş ve o devrimlerin yapılacak olmasından güç alınarak başarı kazanılmış gibi gösterenler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin muhafazakar insanlarını üzüyorlar.

Ama ne diyebilirsiniz ki?

Ne söyleyebilirsiniz ki?

Küçücük bir eleştiri getirdiğinizde..

Hemen tepenize balyozu indiriyorlar.

5816 sayılı kanuna muhalefetten, ceza davasını açıp, mahkumiyeti basıyorlar.

“Savaş sonrasında şu değişikliğe ne gerek vardı? Bu yanlış olmamış mı?” dediğinizde..

“Vaaay Atatürk düşmanı” diye başlayarak..

“Atatürk olmasaydı, bu ülkede ezan okunmazdı” diye devam ederek..

Vuruyorlar da vuruyorlar.

Bugün, ben yazmayacağım.

En sıkı Atatürkçü Emin Çölaşan yazmış.

En koyu Kemalist Sözcü gazetesi yayınlamış.

Ben de onlardan alıntı yapacağım.

Aslında bunlar ilk defa yazılan şeyler de değil.

Falih Rıfkı Atay’ın kitaplarından alıntı imiş..

Emin Çölaşan da, eğer bir suç var ise, suçun faili olarak yazıyı üstlenmiş..

Eğer bir iftira var ise, atanı Falih Rıfkı Atay.. Tekrar edeni Emin Çölaşan olmak üzere..

Ben sadece..

Sözcü gazetesini okumayan muhafazakar insanlara konuyu aktarmak için, aracılık ediyorum..

Ve özellikle de..

Üzerinden bir asır geçmiş olan Kurtuluş Savaşı’nın sonrasında, bugün dahi o kutsal direniş sonucunda düşman işgalinin bitirilmesini “Çarşafın yırtılıp, transparan elbise ile ortaya çıkan kızlar” görüntüsü ile özetlemek isteyenlere bir kapak olması için Emin Çölaşan’ın, 12 Eylül 2021 tarihli köşesinden  alıntılıyorum.

..

Başlık: “Atatürk’ün rakıları”

Yok yok..

Kurtuluş Savaşı sonrasında, 1930’lu yılların olaylarından bahsetmiyor, Emin Çölaşan..

Tam da, İzmir’in Yunan işgalinden kurtarıldığı günleri aktarıyor..

Tabii Falih Rıfkı Atay’ın kitabından alarak..

“Sevgili okurlarım, Falih Rıfkı Atay (1894-1971)  Osmanlı’nın son dönemlerinin ve Atatürk devrinin önde gelen, aynı zamanda Atatürk’ün en çok sevdiği ve güvendiği gazeteci yazarlardan biri idi” diye başlıyor..

Falih Rıfkı Atay’ın, bazıları Atatürk’le ilgili 29 kitabı olduğunu hatırlatıp, bunlardan en önemlisinin ise “Çankaya” isimli kitap olduğunu belirtiyor..

Ve devam ediyor:

“Şimdi Çankaya’da yer alan iki ilginç olayı sizinle paylaşayım.”

Tam da İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde, bekliyorsunuz ki, Yunan’ın hangi askeri dehalık sayesinde denize döküldüğünü, Emin Çölaşan ve Falih Rıfı Atay vasıtasıyla öğrenelim.

Atatürkçüler bana kızmasın..

Emin Çölaşan yazıyor..

Ben de aktarıyorum:

“9 Eylül 1922’de Türk ordusu İzmir’e girmişti.

Zaferin ikinci ya da üçüncü günü…

(..) Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Kordon’daki Naim Palas oteline gider, terasa oturur ve batmakta olan güneşin herkesi hayran bırakan romantik görüntüleri karşısında Rum garsona arkadaşlarıyla birlikte rakı sipariş eder.”

Tekrar tekrar hatırlatayım..

Bunlar benim iddialarım değil..

Yanlış olduğunu söyleyen birisi de çıkarsa, hem bana, hem de Emin Çölaşan’a yollayacağı açıklama ile, konunun doğrusunu, okuyucularla buluşturabilir..

İzmir’in düşman işgalinden kurtarılmasının ikinci veya üçüncü günü yaşandığı ileri sürülen bu “rakı”lı olayın ayrıntısı, Emin Çölaşan’ın aktardığına göre, Falih Rıfkı Atay tarafından şöyle anlatılmış:

“Rum garsona sorar:

- Bre Yorgi, söyle bakalım… Sizin Kosti (Yunan kralı Konstantin) buraya geldi mi?”

Yunan’ı denize dökmüşsünüz..

İzmir’i toparlıyorsunuz.. Daha iki veya üç gün, ancak olmuş. Böyle savaşlarda, her an, ters bir rüzgar esme ihtimali dikkate alınır..

Ona göre güvenlik tedbirleri özenle yürütülür.

Ama..

Yunan’ı denize döken ordunun başkomutanı.. Yunan tarafını tuttuğundan şüphe etmemeniz gereken bir Rum garsonla yüzyüze kalmışlar...

Rum garsonun, savaş sırasında Yunan tarafını tutmuş olması gerektiği söylemini, benim hüsnü kuruntum olarak düşünmeyin.

Mustafa Kemal’in, Rum garsona “Sizin Kosti” diye hitap etmesinden de anlaşılıyor ki..

Başkomutan da.. Rum garsonu, Yunan tarafını tutan biri olarak görüyor..

Garip mi garip..

Tedbirsizlik mi tedbirsizlik..

Büyük bir yanlış mı, yanlış!

İşin o kısmını bir kenara bırakalım..

Çölaşan’ın yazısından aktarmaya devam edelim:

“- Geldi Pasam…(Rumların şivesinde o sözcük Paşam değil Pasam idi!)

- Oturdu mu burada?

- Oturdu Pasam…

- Peki şu muhteşem manzara karşısında iki kadeh rakı içti mi?

- İçmedi Pasam…”

İşte bu noktadan sonraki cümle..

Tam da Atatürk’e hakaret cinsinden bir cümle..

“-Vah zavallı vah, madem burada gün batımında bir rakı içmeyecekmiş, o halde ne halt etmeye almış İzmir’i!..”

Benden yorum alamazsınız..

Aklımı peynir ekmekle yemedim..

Siz yorumlayın, Kemalistler..

Siz yorumlayın Atatürkçüler..

Siz yorumlayın, daha üç gün önce, Balıkesir Edremit’te, Kurtuluş Savaşı’nda Balıkesir’in düşman işgalinden kurtarılmasını, “Zincirlenmiş çarşaflı kadının o giysiden kurtarılıp, transparan bir gecelik ile sokakta boy göstermesi” olarak özetleyen arkadaşlar..

Siz yorumlayın..

Biz de işin aslını sizden öğrenelim..

Bize bu konuda yorum yasak..

Savcı “Cıssss” diyor.. Hakim “Yakarım” diyor..

Ben de Kemalistlere soruyorum..

Nedir bu olay?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Özbaş

Vah ki, vah! Atatürk'ü nasıl kendilerine göre kullanmışlar, savaştan iki gün sonra canı rakı'mı çekmiş yalancılar. Yurdumuzu düşmanlardan kurtaran tüm şehitlerimizin ,ruhları şad olsun.
  • Yanıtla

nurettın

liderleri çıkar çevreleri yüceltirler kutsarlar ki amaçları ülkeyi kurtaran gariban şehit ve gazileri değersizleştirerek sömürsünler muasır ülke dediklerinde kurtarıcıları yoktur neden neden tarihi gizliyerek tarih uydurarak gelen nesli mankurtlaştırdılar
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23