• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Bir varmış, bir yokmuş.. Bir Mişel ile bir Leyen..

10 Nisan 2021


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Başlıktan devam edelim..

Mişel ile Leyen, bir araya gelip, Türkiye’ye bir oyun tezgahlamışlar..

Beyefendi ile hanımefendi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’ndan randevuyu birlikte almışlar..

Biri Avrupa Konseyi’nin, diğeri AB Komisyonu’nun başkanı imiş..

Birlikte Külliye’ye gelmişler..

Birlikte Erdoğan’ı ziyaret etmişler..

Erdoğan, kendilerini ayakta karşılamış. 

Salgın sebepli sembolik tokalaşma sonrasında..

Erdoğan kendisi için tahsis edilen koltuğa.. Mişel de yanındaki koltuğu oturmuş.

Hatta nezaketen, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mişel koltuğuna oturduktan sonra, kendi koltuğuna oturmuş..

Böyle bir süreçte.

Bir eksiklik, bir hata var ise..

Önce Mişel itiraz etmeli değil miydi?

“Leyen ile bu kadar yolculuk ettik. Birlikte ıslandık, bu yollarda. Külliye’ye birlikte geldik. Kapıdan içeri, birlikte girdik. Beni koltuğa oturtuyorsunuz da, Leyen’i niye kanepeye oturtuyorsunuz” demeli değil miydi? 

Hatta..

İlkokul öğrencilerinin sıra kapma yarışındaki gibi, Erdoğan’ın yanındaki koltuğu kapma densizliğine soyunma yerine, birlikte geldiği hanımefendiye “Siz buyrun” demesi gerekmez miydi?

Mişel bunu da yapmıyor..

Koltuğa kuruluyor..

Leyen de öylece, ayakta kalıveriyor..

Kalıveriyor mu, yoksa tiyatroda kendisine oynanan rolü, profesyonelce oynuyor mu, ilerde öğreneceğiz..

Ama şu anki aşamada, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da, Leyen’in oturduğu belirtilen kanepenin karşısındaki benzeri bir kanepede oturduğunu hatırlatıp, sonrasına geçelim..

İtalya faşistlerinden bir hokkabaz, hemen ordan kafayı çıkartıp, ahkam kesiyor:

“Erdoğan’ın Komisyon Başkanı Von der Leyen’e yönelik tavrını kesinlikle doğru bulmuyorum. Uygun bir davranış olmadığını düşünüyorum ve Von der Leyen’in maruz kaldığı aşağılamaya çok üzüldüm. Bunlar hakkında birisi açık konuşmalı: diktatörler..”

Türk Dışişleri anında cevabı veriyor:

“Açıklamak istemezdik ama.. AB adına yetkili temsilciler ile birlikte protokolü belirledik. Kendileri bu oturuş düzenini teklif ettiler.”

Bu durumda..

İtalyan Başbakanı’nın bu terbiyesizliği karşısında, Türkiye’de yaşayan, bu ülkenin vatandaşı olduğunu iddia eden, bu ülkede gazetecilik yapan insanlardan ne beklersiniz?

Kendi ülkenizin Cumhurbaşkanı’na sahip çıkıp, densizlik yapan İtalyan’a da “Haddinizi bilin” demelerini beklemez misiniz?..

Beklersiniz..

Peki bizimkiler ne yapıyorlar?

Tıpkı bir İtalyan gibi.

Tıpkı bir Alman gibi..

Tıpkı bir Fransız gibi konuşup, kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı’nı suçluyorlar..

“Atatürk’ün kurduğu gazete” diye övünen Cumhuriyet gazetesi, hani kurulmasaydı da, el koydukları Ermeni gazetesi şu an yayın hayatına devam etseydi, bu kadar Türk düşmanı bir habere imza atmazdı ama..

Onu da geçelim..

Cumhuriyet bakın, ne kadar Türkiyeli olduğunu ispatlayan hangi ifadeleri kullanmış:

“Diktatör gerginliği” diye başlık atmış..

İtalyan Başbakanı olan densiz, “Diktatör” demişti ya..

O da..

Kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı’na, İtalyan’ın ağzı ile hakaret etmeyi sürdürüyor..

Devam ediyor, haberin girişine:

“İtalya Başbakanı Draghi, AB Komisyonu Başkanı Leyen’in Saray’da ayakta bırakılması için..”

İtalya Başbakanı bir densiz ise..

“Atatürk’ün kurduğu gazete” iddiası ile övünen Cumhuriyet’in bu yaptığı on densizlik..

“Ayakta bırakılma” da ne demek?

Ne yaptı, Erdoğan, “Biz oturalım, Leyen ayakta biraz beklesin” mi dedi?

Ki, “Kurtuluş Savaşı’nda dindar insanların mandacılığı savunduğu” iftirasını atan Cumhuriyet gazetesi..

Şimdi 2021 Türkiye’sinde, tam bir mandacı kafa ile, İtalya’nın sözcülüğünü yapıyor.. Alman yağcılığına soyunuyor..

Bir hata var ise..

Mişel ile Leyen, kendi arasında halletsinler..

Bakın, Erdoğan ile Mişel’in arkasındaki, görüşmeyi sembolize eden bayraklara..

Biri Türk bayrağı.. Diğeri de Avrupa Birliği bayrağı..

Üçüncü bir bayrak yok ki orada.

Üç tane de eşit seviyede koltuk olsun..

Avrupa Birliği’ni, kim temsil ediyorsa, kendi aralarında konuşsunlar, anlaşsınlar, öyle gelsinler..

Mişel ile Leyen mi tartışır..

Yanlarına Cumhuriyet’in mandacı kafalı yayın yöneticilerini de mi alırlar..

Otursunlar tartışsınlar..

Kararların versinler..

Erdoğan’nı yanına oturmaya hak kazansınlar..

Nedir bu, “Sen koltuğa oturdun, ben kanepeye oturdum” muhabbeti?

Nedir bu, “Sen Erdoğan’ın yanına oturdun, ben karşısına oturdum” laklakı..

Çocuk musunuz siz?

Daha doğrusu, bu tezgahı kuranların ne tilki olduklarını biliyoruz da..

O tilkilerin sözcülüğüne soyunan, sözde yerli ve milli olduğu iddiasındaki buradaki gazeteciler, neyin peşindeler?

Bu kadar mı düştünüz? 

Bu kadar mı alçaldınız?

Erdoğan düşmanlığı, böylesine Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı yapmanıza mı tahrik ediyor sizi?

Cumhuriyet birinci sayfasında bu ihaneti yaparken..

Sözcü biraz daha ulusalcı takılıyor ya..

“Biz bu haberi, bu şekli ile birinci sayfaya koyarsak, okuyucumuz yüzümüze tükürür” diye düşünmüş olmalı ki..

Sadece iç sayfada haberleştirmişler.

Haberdeki resim altı başlıkları ise “Leyen ayakta kalmıştı” şeklinde..

Leyen ayakta kalmış ise, koşup bir koltuk götürüp, buyur etseydiniz..

Ne yapalım yani?

Mişel’e koltuğu vermişiz..

Bir de Leyen’e mi koltuk vereceğiz?

Olayın bir de, yıllardır sürdürülen “Protokol gereksizliği, israf” edebiyat yönü var..

Koltuğa otursanız ne olur?

Kanepeye otursanız ne olur?

Yıllardır AK Parti’ye, “İsraf, savurganlık peşinde” diye suçlama yapanların..

Sergiledikleri rezalete bakın..

“Leyen’e illa da koltuk. İlla da koltuk.”

Sanırsınız ki, Leyen’in paralı avukatlığını yapıyorlar..

Ayakta kalmış.. Vah vah vah..

Hani işi biraz daha dramatize edecekler ama..

“Ayakta kalmaktan biçare düştü, zar zor kanepeye oturabildi. Acil yardım çağrısı yapıldı” diyecekler ama.

Birazcık utanıyorlar..

İtalyan’ın avukatlığını, Fransız’ın avukatlığını, Almanya’nın avukatlığını yapıyorlar..

Türkiye’nin avukatlığını, yapamıyorlar..

ABD’nin, hatta yeri gelince Rusya’nın, Çin’in avukatlığını yapıyorlar.

Türkiye’den yana, asla olamıyorlar..

Sonra da, emperyallere karşı, ulusalcılık yaptıklarını iddia ediyorlar..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şuayıp

Allah hiç bir kimseyi kin ve hased hastalığına yakalanmaktan korusun amin
  • Yanıtla

Cemal

Ibrik ile leğen tam yerine konmuş içimizdeki IBRİKÇİLERE NE OLUYOR
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23