• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
TÜM YAZILARI

Hac ve kurban üzerine

21 Temmuz 2021


Abdurrahman Dilipak İletişim: [email protected]

Bugün bayramın 2. günü.

Hac ve kurban aslında iç içe geçmiş bir ibadettir. Kâbe ilk mabeddir. Hz. İbrahim tarafından yeniden inşa edildi. 

Aslında hacda Hz. Adem ile Hz. Havva’nın buluşması, evlenmesi ve ilk mabedin inşası vardır. Hz. Adem oradan bugünkü Şam bölgesine gelecektir. Habil-Kabil vakası orada yaşanacaktır. Sonra oradan bugün Urfa dediğimiz bölgeye gelecektir ve ömrünün çok uzun bir bölümünü burada geçirecektir.

Hz. İbrahim döneminde, Hz. Adem’in Urfa’ya hicret yolundan bu kez Hz. İbrahim, Urfa’dan Filistin’e geldikten sonra, bugünkü Filistin üzerinden Mekke-i Mükerreme’ye gelecektir. Hz. Haacer ise, Mısır’dan Filistin üzerinden Mekke-i Mükerreme’ye hicret edecektir.

Hz. Haacer hac ve kurbanın hemen her yerinde vardır. Safa ile Merve arasında onun ayak izlerinden koşarız. Kâbe’yi tavaf ederken içeride o var. Zemzem onun duasının bereketidir. Hz. İsmail suyun aradığı adamdır.

Her besmelede Mekke’de gerçekleşen “Şeytan taşlama”ya bir gönderme vardır. Orada Hz. İbrahim, Hz. Haacer ve Hz. İsmail vardır. Haccedenler onların yaptıkları şeyi yaparlar Şeytan taşlarken.

Hz. İbrahim, Makamı İbrahim’de olanlara nezaret etmektedir.

Kâbe’nin duvarları yeniden örülürken, Hz. İbrahim’in yanında Hz. Haacer ve Hz. İsmail vardır. Cemaatte 1 erkek, bir kadın ve bir çocuk vardır.

Ve kurban! Baba, anne ve çocuk! Cebrail bir koçla gelir. Bir mucize gerçekleşir.

Kurban Hz. Adem zamanında da vardı. Hz. İbrahim zamanında da, Hz. Musa zamanında da, Hz. Muhammed zamanında da vardı.

Kurban keserken hepimiz kendi nefsimizi yoklamamız gerek. Şeriati’nin sorduğu gibi kendi nefsimize sormalıyız: 

Senin İsmail’in kim? 

Hani “Mallarımız, canlarımız, sevdiklerimiz Allah yolunda feda olsun” diyorduk ya! Bu dil ile ikram ettiğimiz şeyi kalb ile tasdik edebilecek miyiz!

Bugünlerle ilgili olarak bizim için bir de “Haram aylar” konusu vardır. Haram aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Bu sene 20 Temmuz 2021 “10 Zilhicce 1442”ye, yani Kurban Bayramı’nın 1. gününe tevafuk eder. 1 Muharrem 1443, yani Hicri yeni yıl ve Hicri/Kameri takvime göre haram ayların ilki, 9 Ağustos-2021 Pazartesi, yani 1 Muharrem. 10 Muharrem 1443 ise 18 Ağustos 2021 Çarşamba’ya denk geliyor. O gün de “aşure günü”.

İslam bazı zaman ve mekanları savaştan masun kılmıştır. Silahsız insanlar da, yani muharib olmayanlara karşı da silah kullanılmaz. “Eman” dileyenler de savaşta da olunsa öldürülmez ve esirlerin özel bir hukuku vardır. İşkence kabul edilmez.

Bu aylarda savaşın haram kılınması, işlenen sevap veya günahlara başka zamanlarda yapılanlardan daha fazla mükâfat veya ceza verilmesi ile bu aylar yılın diğer aylarından farklı olarak saygınlığa sahiptir. (el-Bakara 2/217), (el-Mâide 5/2), (el-Mâide 5/97) Tefsirlerde haram aylarla ilgili hükümlerin Hz. İbrâhim zamanında teşrî’ kılındığı kaydedilmiştir.

Bazı kaynaklarda, şu şekilde bir bilgi de bulunmaktadır: “Hz. Peygamber’in haccı, ayların kendi zaman dilimlerine yeniden döndüğü bir yılda (10/632) vuku bulmuş ve Hz. Muhammed (sav) Mina’daki hutbesinde ‘zamanın Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü vaziyetine döndüğünü’ söyleyerek buna işaret etmiştir.”

Hac, içinde “Hicret”i de barındıran tarihi bir arka plana sahiptir. Kurban ise, “can sunma” yanında, aslında ölümün ve hayatın sorgulanması anlamına da gelmektedir.

Sizde farklı bir bilgi daha. Hac ve kurbanın kalbindeki şehir Mekke-i Mükerreme ve Kudüs İstanbul’la arasında derin, kozmik bir bağ vardır.. İstanbul dünyanın sıfır noktasındaki bir şehir olmasının yanında “kıbleteyn noktası”ndadır. Yani Ayasofya’dan yüzünüzü Kâbe’ye döndüğünüzde aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya da dönmüş olursunuz. Dahası İstanbul hem Medine-i Münevvere ile arasında özel bir bağ vardır, hem de Ayasofya’nın Mescid-i Aksa arasında derin bir bağ vardır. Medine’yle arasında derin bir bağ vardır, çünkü Hicret olayı ile bağlantılı olarak İstanbul “Belde-i Muhayyere”dir. Ayasofya ile Mescid-i Aksa arasında derin bir bağ vardır, Çünkü Ayasofya, Süleyman Mabedine nisbet olarak yapılan, İmparator tarafından onun yerine ikame edilmek istenen bir mabeddir.

Hemen şunu da belirtmem gerekir ki, hac sıradan bir “Turistik seyahat” değildir. Kurban da “Kebab bayramı” değildir. Kâbe, yerden göğe manevi sütunların yükseldiği bir makamdır. Kutsal olan mekanın kendisidir. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa da aynı şekilde kozmik yanı olan kutsal bir mekandır ve orası hem Hz. Süleyman’ın manevi mirasıdır, hem de İsra’nın makamıdır.

Hac ve kurban bir ibadet olarak hakkı ile eda edildiğinde şüphesiz ki Allah’ın lütfuna mazhar olmak için bir fırsat olduğu gibi, Bunları şeklen, gösteriş olsun diye, riya ile yapanlar için de gazab ve helak vesilesidir.

Ya Rab! Bize Hakkı Hak, batılı batıl göster, Hak’da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. 

Selâm ve dua ile.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Cahill

Olmamış meyve ağız buruşturur. Bilgisiz alim dinden çıkarır. Bildiğini zanneden özrünü göremez. İnsandır hata yapar ahlaksız fasıl cahil olan herzaman hata yapabileceğini bilmez ve her yaptığını doğru zanneder. İslam için doğru yolda olduğunu zanneden ancak şeytanın cehenneme taş döşeyen köleleri olur ama cennete gideceğine inanır. Yarım din adamı dinden eder. Bizim gibi dinini bilmeyen toplumda herkes bilgi fikir sahibi ancak kuranı kerimi anlayarak 1 kez dahi okumamış zalim yalancı sözde Müslüman dolu. Allah insana kuranı kerimi apaçık bir rehber olarak göndermiş ve yönetimde adaleti emretmiş. İslam dini ise kişinin kendi inancını Allaha olan vazifesi dünya saadeti huzuru bereketi ahlakı için nasıl yaşaması gerektiğini bildirmiş. Zavallı cahil halklar şeriat gelince herşey düzecelecek zanneder ancak bilmezki birçok ülkede şeriat vardır ve her ülkenin şeriatı birbirinden farklı hepsinin tek ortak noktası adamına göre muamele vardır. Şeriat araplar dada var kendi ülkelerinde fakire herşey yasak ancak kendilerine serbest yurt dışına çıkınca istediğini yapan kendi ülkesine dönünce şeriatı savunan aslında gücü elinde tutmak için hükmü istediği gibi muhalifine uygulayan. İnsanın olduğu yerde adalet şeriat hakikat aramak zordur. İnsan bilmez ki şeriat istenmez yaşanır çünkü şeriat Allah’ın emrettikleridir o emirleri insan yaşar toplumdan istemez. Dünyanın sonunda İslam kalkacak mehdi gelecek hepimizi kurtaracak diyen nice kurtarıcı bekleyen vardır. Bu kurtarıcılar musevilerde moşeah isevilerde mesih müslümanlar da mehdi olur. Sonrada şeriatla yönetilen suudilere bakar ABD maşası derler BAE bakar İngiliz uşağı derler İrana bakar molla zalimliği derler Afganistan Pakistan bangledeş ve diğer ülkelere bakar hepsi fakir gelişmemiş hep aynı krallar yönetimde adalet yoksunu ve ülkenin insanları şeriat olmayan ülkeye kaçanlara doludur. Allah’ın emrettikleridir şeriat yani Allah’ın kanunları yasakları haramları helalleri bunları yaşamak birine yada bir devlete bağlı değildir insan şeriatı yaşar ama zavallı insanları kandırırlar tarikatlar. Osmanlı'da şeriat vardı ancak faizle para alırdı ve sonunda ödeyemedi hatta şarap ihracatı vardı köle satışı vardı istanbulda köle pazarı vardı insan satılan pazar ama spordan osmanlıcı kimse bilmez hatta genelev denilen yerler orduda askerle savaş giden oğlan civelek denilen oğlanlar vardı. Kimse bilmez kendini sorsan İslam yaşanmıştır. Yarım din bilen dinsizler kalnlarıda dinsiz yapacak. Hiç bilmeselerdi okuyup araştırsalar öğrenseler daha kıymetli olurdu. En azından sorardılar neden hep İslam ülkelerinde savaş var neden hep İslam ülkeleri geri kalmış neden hep İslam ülkeleri birbirine düşman neden hep İslam ülkeleri İngiliz abd yönetiminde neden din adamları hep abd de yaşıyor yada ingiltere de yaşıyor. Okadar alim var neden bir uçak atom bombası hidrojen bombası icat edemedi. Sorsalar aslında inandıkları şey kandırılmış insana ağır gelir. İçinde Allah’ın emri olmayan kişilerin şeyh dedikleri şahısların kendine köle yaptıklarını görseler. Allah dilediğini yapar gücü yeter hiç kimsenin gücü Allah’ın dinini yok etmeye yetmez. Bunu bilseler din elden gidiyor yalanına inanmazlardı ama Allahı bilmiyorlardı onlar şeyhleri tanıyor biliyor ve şeyhin saltanatı gittiği için onu Allah ile kandırıyor. Bilseydi ahiretinide yakarmıydı.
  • Yanıtla

Mehmet Şerif (fıtrat)

Değerli hocam fıtrat (anlayabildiğim kadarıyla) yüce Allahın bir varlığa verdiği ilk şekil ya da insanın dünyaya ilk geldiğindeki kurulumudur. Bizim dinimize göre Allah c. c insanları İslama uygun bir şekilde (piskolojik ve sosyolojik olarak) oluşturmuştur. Ve bu kurulumu vahiyle tamamlamıştır. (çok kabaca araba yaptınız ona bir de gideceği yol gerekir) Peygamberler de bu bütünlüğü sağlamak için seçilmiştir. Kabe bütünlüğün sağlandığı yer olarak belirlenmiş. İbrahim peygamber kendisinden öncekilerin bir devamı olarak yine Mekkede ve kabede insanlığın gerçek mutluluğunu sağlamış fakat yıllar içerisinde fıtrat ve vahiy arasındaki bağ aşınmış kopmuş ve ikisinde de bozulma meydana gelmiş. Ta ki Muhammet Mustafaya kadar. Peygamberimiz bir puthaneyi değil bir mescidi (ki o fıtrat ve vahiy bütünlüğünün bir göstergesiydi) Kabeyi tekrar var olma amacına yeniden kavuşturdu. Bozulmuş bir toplumu tekrar selamete ulaştırdı. Bütün bunları yaparken Alemlerin rabbi sonsuz lütuf sahibi olan Allah vardı yanında.Ne büyük mutluluk peygamberlerin ve Peygamberimizin yolunda yürümek.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23