Doç. Dr. Hayrunnisa Özdemir: RTÜK tam manasıyla çalışmıyor!

 Murathan Seyitoğlu  yeniakit.com.tr 

Türkiye, Amerika’dan sonra dünyada en çok televizyon izlenilen ikinci ülke konumunda. Toplum ahlakını bozan diziler televizyon ekranlarında ‘sanat’ adı altında yayınlanıyor. Yeniakit.com.tr’ye konuşan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayrunnisa Özdemir, “RTÜK tam manasıyla çalışmıyor. Bugün birçok dizi hem çocukları hem de aileyi mahvediyor.” dedi.

Aile ve çocuk hukuku alanında çalışmalar yapan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayrunnisa Özdemir, yeniakit.com.tr’ye süresiz nafaka ve aile yapımızı bozan diziler konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

“Süresiz nafaka ailevi dengeleri değiştiriyor”

-Süresiz nafaka konusunda toplumda yaşanan rahatsızlığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Süresiz nafaka ailevi olarak dengeleri değiştiriyor. Kişiler çok kısa bir evlilik yapıyor. Ardından uzun yıllar eski eşe nafakalar ödüyor. Daha sonra yapılan evlilikler bunları engelliyor. Ekonomik olarak çökertiyor. Ayrıca kişilerin özel hayatını da ihlal ediyor. Kişiyi ikinci kez evlendiğinde örneğin asgari ücretli çalışan bir insan eski eşine nafaka öderken mevcut evinin de nafakasını ödemek zorundadır. Bu sefer de hâlihazırdaki evliliği çatırdıyor. Bu taraftan süresiz verdiğiniz zaman kişinin hem ekonomik hem de özel yaşantısını ihlal etmiş oluyorsunuz.

 “Süresiz nafaka tartışmaya açılmalı ve sonra TBMM’de yasalaşmalı”

- Önümüzdeki günlerde TBMM’de süresiz nafaka konusunda yeni bir düzenlemenin yapılması öngörülüyor. Yasa koyuculara yönelik nasıl bir öneriniz olur?

Bu konu karara bağlanırken ve bu anlamda düzenlemeler yapılırken çok dikkat edilmeli, üzerinde çalışılmalı sonra düzenleme yapılmalıdır. Hızlı davranılıp birden oldu bittiye getirilmemelidir. Üzerinde iyi bir şekilde çalışma ve yorumlar yapılmalı ve bence akil tarafa yani bilenlere sorulmalıdır. O alanda çalışmış ve çalışmakta olanlara sorulup son hali verilmelidir. Yoksa biri söyledi diye tek elden çıkmamalı, tartışmaya açılmalı ve belli bir aşamadan sonra kanun haline getirilmelidir.

 “Yargıtay içtihatlarını değiştirmiş olsa…”

- Nafaka tartışmalarında özellikle ‘süresiz’ olmasından kaynaklanan mağduriyetlerin olduğu ifade ediliyor. Süre konusunda sizin bir öneriniz var mı?

Ben bu anlamda kanunda bir değişikliğe gerek olmadığı kanısındayım. Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar bence talihsiz olmuş. Yani Yargıtay önce kendi tutumunu değiştirir ve ilk derece mahkemelerinin vermiş olduğu o kararları onarsa büyük anlamda sorun da çözülecektir. Yani böyle çok önemli bir şey de kanun değişikliğine gerek yok. Çünkü kanunumuz çok açık bir şekilde karşı taraf talep edebilir, diyor. Hâkim vermek zorunda, demiyor. Burada tamamen hâkime takdir hakkı tanınıyor. Yargıtay her şeye süresiz verecekse hâkimin konumu ne olacak? Bu nedenle bu konuda bence kanun değişikliğine gerek yok. Yargıtay içtihatlarını değiştirmiş olsa, belli durumlara yeniden baksa olay çözülür.

“6284 sayılı kanun belli şeyler düşünülmeden hazır edilmiş, 6284 ihtiyaçları karşılamıyor”

-Kamuoyunda ciddi rahatsızlıklara neden olan 6284 sayılı kanunla ilgili nasıl bir değerlendirmede bulunmak istersiniz?

6284’te bence belli şeyler düşünülmeden hazır edilmiş. 6284 ihtiyaçları karşılamıyor. Bu madde üzerine düşünmek, tartışmak ve belli bir olgunluğa eriştirdikten sonra yeniden bir düzenleme getirmeliyiz.

“İstanbul Sözleşmesi’nin belirli yerleri alındı”

-6284 Sayılı Kanun tartışılırken özellikle İstanbul Sözleşmesi gündeme geliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

İstanbul sözleşmesi 6284’e alınmadı. Alınan bir tasarıyla girdi. Fakat tasarı farklı çıktı. İstanbul sözleşmesinin kendi içinde bir tutarlılığı var. Siz o maddenin belirli kısımlarını alıyorsunuz, belli olmayanları da değiştiriyorsunuz. Sonrasında da sırıtıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kendi içerisinde bir tutarlılığı olunca her kurum kendi içinde özeldir. Siz bazılarını alır bazılarını almazsanız o zaman yapmış olduğunuz düzenleme belli yerlerde aksar. Bizim bugünkü sorunumuz budur.

“İyi bir aile, toplumun garantisidir”

- Türk aile yapısının huzuru ve barışı için fertlere neler tavsiye edersiniz?

Aile önemlidir. İyi biri aile, toplumun garantisidir. Fakat kötü giden bir ailede insanlar katlanmaktan öteye gitmiyorsa tabi ki boşanılmalıdır. Boşanma da bir gerekliliktir. Çocukların ve eşlerin memnuiyeti için illaki gereklidir. Tabi istenilen hiç boşanma olmamasıdır. Fakat bu mümkün değildir. Evlilik gitmiyor, insanlar birbirini yiyor ve mutsuz bir durum oluyorsa kendilerini yıpratmamalılar ve hayatın başka yerinde güzellikleri aramalılar.

“Bugün birçok dizi hem çocukları hem de aileyi mahvediyor”

-Batının, sosyal medyanın, teknolojinin aile yapısı ile ilgili olumsuz etkilerine dair ilgili ne düşünüyorsunuz?

Medyada, sosyal medyada aslında güzel imkânlardır. Eğer bilinmeyen ve kötü alanlarda kullanılırsa kötüleşir. Burada problem eşlerde. Eğer eşler yetişmiş, eğitimli eşler olursa sıkıntı olmaz. Sizler evliyken kendinizi bekâr gösterip erkek ya da bayan arkadaş ararsınız sosyal medya sırıtır. Fakat siz başka iyi amaçlarla kullanılırsanız iyi olur. Kendim de kullanıyorum ve mutluyum kullanmaktan da. Büyük bir nimet. Bu durum tamamen bireylerin yetişmiş ve eğitimli olmasıyla ilgili. Bunu sosyal medyaya mal edemeyiz.

 “Birçok dizi hem çocukları hem de aileyi mahvediyor”

- Ülkemizde televizyon sektörünün Türk aile yapısını tahrip ettiğine ilişkin yoğun bir eleştiri yapılıyor. Siz bu konudaki tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence Türkiye’deki medyanın düzenlenmesi lazım. RTÜK bence tam manasıyla çalışmıyor. Bugün birçok dizi hem çocukları hem de aileyi mahvediyor. Birçok dizinin senaryosu evli erkeği baştan çıkarma kapsamında ahlaki durumları çatırdatan unsurlar üzerine kurulu. Bunlara yeteri kadar ceza verilmiyor. Ve çok sonra ceza veriliyor. Bunlara önleyici tedbir uygulanması gerekiyor. Temelde ezalandırılmalılar. Bunları televizyonda yayınlatmazsanız sorun çözülür. Mesela Avrupa’da medyada şiddet, tecavüz, çocuk istismarı gibi haberler verilmez. Fakat bizim haberlerimiz sadece bundan oluşuyor. Bu anlamda RTÜK’e çok iş düşüyor.