THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Sencer Divitçioğlu

İktisat Profesörü, Ekonomist, Akademisyen ve Tarihçi Sencer Divitçioğlu kimdir?

Tam ismi Ediz Sencer Divitçioğlu’dur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1955 yılında Paris Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi’nde tamamladığı yüksek lisans çalışmasının ardından, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde “Marx’ta İktisadi Büyüme” başlıklı sunumuyla doçent oldu. 1956-82 tarihleri arasında İÜ İktisat Fakültesi’nde, 1975'den itibaren de Boğaziçi Üniversitesi’nde teorik iktisat dersleri okuttu.  1976 yılında profesörlüğe yükseltildi. 12 Eylül (1980) askeri darbesinden sonra “ihtilal temizliğinden” o da nasibini aldı ve üniversiteden uzaklaştırıldı. Bundan sonra 1982-84 seneleri arasında Cambridge Üniversitesi ve Paris-Nanterrie’de davetli profesör olarak çalıştı. İktisat teorisi, Marksist teori ve antropolojik tarih alanlarında çalışmalar yaptı. Prof. Sencer Divitçioğlu, 8 Eylül  2014 günü İstanbul’da yaşamını yitirdi.

Sencer Divitçioğlu, çeşitli iktisat kuramlarını matematiksel bir dille ele alan teorik çalışmaların ardından yirmi yılı aşkın bir süre de tarihle ilgilendi. Kendi deyişiyle “tarihsel konuşmalar” yerine “konuşulan tarih” üzerinde kafa yordu. Yazdıkları genellikle kulaktan dolma bilinen, bu yüzden de yaptığı analizlerin farkına varılmayan bir yazar oldu. Çalışmalarının çıkış noktasını Asya tipi üretim tarzı (Atüt) oluşturur. Özellikle 1960’larda Atüt saptamasından yola çıkarak yaptığı analizler günümüzün Türkiye’sini anlamak için önemli bulundu.

Milli Görüş hareketinin doğduğu günlerde, bu hareket ve devamına ilişkin görüşlerini şöyle belirtmişti:

Adalet Partisi içinde gelişen hareket ise mukaddesatçılar tarafından temsil edilmektedir. Öyle gözükmektedir ki, bu hareketin yüklendiği tarihi ve toplumsal görev, aslında üstyapı çelişkilerinden kalkarak, kuşatımı pek iyi belirtilmeden, aslî sınıf ilişkilerine değinmek; yani bir yandan Batı emperyalizminin bir uzantısı olan burjuva kültürüne karşı Türk-Müslüman kültürünü savunmak, öte yandan emperyalist ve tekelci mason ve komprador iş çevreleri ile savaşmaktır. Böylece istenilen, emperyalizmin ve tekelci burjuvazinin mutlak egemenliğini kırarak, Türk kültürüne dönük bir toplum kurmaktır. Bundan dolayı, Konya’da yeşermekte olan, önceleri ‘takunyalılar’ diye alaya alınan, şimdi de Türk kamuoyunu derinliğine ilgilendirmeye başlayan mukaddesatçılar hareketini yakından takip etmek gereklidir. Mukaddesatçıların, yukarda ana hatları verilmeye çalışılan aslî ve talî sınıf ilişkilerinden hareket ederek, ideoloji ve eylemlerini sağlam bir toplumsal temele oturtmak üzere oldukları düşünülebilir. İşledikleri konu ve yerleştikleri ortam toplumun talî ve aslî çelişkilerine dayanan bir potansiyeldir. Hareketin dayanağı, başlangıcı ve geliştiği ortam, Türk halk tabakasının iktisadi ve kültürel gerçeklerini yansıtmaktadır.

Fakat ne var ki, bu hareketin başındakilerin (…) verdikleri demeçler, niyetlerinin (…), hakim sınıf içinde mutlak bir güce sahip olan büyük şehir komprador, mason burjuvazisinin egemenliği yerine Anadolu tüccar (yarın sanayici) burjuvazisinin egemenliğini ikame etmektir. Dünya görüşleri tam olarak belirlenmediğinden vakit henüz erkense de, bu hareketin de yakın Türk toplumsal tarihinin tanık olduğu gibi, Levantenler ile Müslüman burjuvazi, İttihat ve Terakkiciler ile İtilafçılar arasındaki hakim sınıf çatışmalarına benzediği söylenebilir. O vakit, bu çelişme zincirine bir de mason-mukaddesatçı halkası eklenmiş olur.”

Divitçioğlu, kendi deyimiyle kırk sene iktisat teorisi ile uğraştıktan sonra tarihle didişmeye karar verdi. Atüt’ün Osmanlı toplumunu açıklama potansiyeli üzerine kafa yorup kitaplar yazmış, K/G/öktürklerden Selçukluya, Selçukludan Osmanlıya devredilen, geçen, süren yapıları, tarihin ontolojisinin hem devamlılıkları hem de kopuşları eşzamanlı, artzamanlı içinde barındırdığını ispatlarcasına çalışmış bir bilim adamıdır. “Cogito” dergisinin Osmanlılar özel sayısında “Oyun Teorisi Bağlamında Celali İsyanları” başlıklı yazısı ile Dumézil’in üç işlev teorisi ışığında yazdığı “Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu” adlı kitabı da ufuk açıcıdır.

Osmanlı toplumunun sınıflı bir toplum olmasına karşın, burada sömürünün olmadığını söylemiştir: “Reaya (Osmanlı’da padişahın kullarına verilen genel ad)’nın toprağı tasarruf etme hakkı, onu hür köylü statüsüne sokmaktadır. Nitekim devletin bir memuru mesabesinde olan sipahinin reaya üzerindeki hakları, onun kişiliği üzerinde bir hakka dayanmayıp, toprağı işletmesinin sonucunda, devlete karşı görevli bulunduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesi için kullanılan bir hak olmaktadır. Osmanlı köylüsünün ne iktisadi ne de hukuki bakımdan ortaçağ serfinin tabi olduğu şartlara uymaz...”

Sencer Divitçioğlu’na göre Osmanlı toplumu sınıflı bir toplum olmasına karşın, bu toplumda sömürü yoktur. Toprakların mülkiyeti devlete ait olduğu için köylerde yaratılan artık-ürün de devlete aittir. Devletin el koyduğu bu artık ürünün bir kısmı mutlaka kamu işlerine ve hizmetine harcanmıştır. Divitçioğlu, tarihçi Naima’ya dayanarak şöyle der: “...(M)ülk ve devlet adaletinin, yani kamu işleri ve hizmetlerinin bir fonksiyonudur. Devletin toprak üzerindeki mülkiyetinin tek sebebi üzerine aldığı kamu iş ve hizmetlerini yapmasıdır. Adalet mülkün temelidir.

Selçuklu ve Osmanlı Sosyal Kuruluşlarında Ortak Canon” başlıklı yazısında (içinde ortaçağ Türk toplumları hakkında), tarihsel kaynaklardaki kuruluş anlatıları üzerinden, söylencelerden hareketle iki devletin kuruluş mitlerini, kurucularıyla ilgili ortak simgeleri / anlatıları / kültleri saptamaya çalışır. Bunu yaparken de anlaşılması zor öztürkçeci bir dili yeğler ve “uruk”, “aylan”, “ülüş”, “bakaç”, “konat” gibi kavramlar geliştirmiştir.

ESERLERİ:

EKONOMİ: Mikroiktisat (1962), Asya Tipi Üretim Tarzı ve Az-Gelişmiş Ülkeler (1966), Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu / Marksist Üretim Tarzı Kavramı (1967; 2003), Das Kapital Üstüne Çeşitlemeler (1969), Değer Üretim ve Bölüşüm (1982).

TARİH:Kök Türkler (1987), Geçivermiş Gelecek (1991), Nasıl Bir Tarih? (1992), Oğuz’dan Selçuklu’ya (1994), Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu (1996), Ortaçağ Türk Toplumları Hakkında (2001), Orta - Asya Türk İmparatorluğu VI. - VIII. Yüzyıllar (2005), Orta - Asya Türk Tarihi Üzerine Altı Çalışma (2006), Meta Tarih - Ege Beylikleri: Meta History - Egean Beyliks (2008).

SÖYLEŞİ:Sencer Divitçioğlu Anlatıyor (2012).